İzlediğiniz Son Film Hangisi ? Nasıl Buldunuz ?

    • Genel
    • Spoiler
    • inceleme

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Isle of Dogs (2018)

      Wes Anderson'ın 9 yıl önceki stop motion animasyonu Mr. Fantastic Fox'u zaten sevmiştim. Şİmdi ise işi çok ileri boyuta taşımış. Tahmin edilebilir bir tema idi. Kültürel açıdan bazı yanlış olabilecek yaklaşımları vardı bunun haricinde belirgin bir sorunu olmamakla beraber son derece estetik, keyifli, detaylı ve iyi çalışılmış bir iş.

      86-89/100 diyebileceğim bir iş.
    • The Best Exotic Marigold Hotel (2012)

      Ana akım sinemanın yaşlı oyunculara sadece "ebeveyn ve mentor" rolleri vermesi gerçekten bu harika oyuncular için çok kötü bir şey ancak bizim ülkemize nazaran batı filmleri üstadlarına biraz daha fazla saygı gösteriyor ve onlar için projeler hazırlıyorlar. Bu da onlardan biriydi.

      Gerçekçi olmayan vede bazı kültürel değişiklikleri pekte olduğu gibi yansıtamayan pek çok "corny" yanı olmakla beraber. Filmin hem görsel hem de metin olarak zenginliğini sevdim. Oyunculuklar zaten çok hoş, mizah ve sıcaklık hissi de keza aynı şekilde.

      Güzel bir aile filmi özellikle annelerimiz sevecektir

      75/100
    • Point Break (1991)

      Kendi alanında bir klasik. "corny, cheesy & cool" denebilecek filmlerden biri. Başka eserlerde sırıtan sizi iten ne kadar klişe ve sapşallık varsa burada yakışıyor. Rahat ve maço tarzı hiç de maço olmayan sete olan kontrastı ve de Patrick Swayze ile Keanu Reeves'in işlerini çok ciddiye alarak oynadıkları karakterlerinin buna ramen bu kadar rahat ve de havalı kaçmaları enteresan :D

      80s Corny Cop-Rom izleyeceğim diyorsanız (Top Gun gibi misal) birebir.. Zaten çok fazla popüler kültür referansı yapılan bir filmdi o yüzden hep merak ederdim neden 20 küsür yıl sonra hala bu kadar konuşma ve espri malzemesi diye. İzledim ve anladım.

      Bu arada bu filmin konseptini çalarak çekilen Fast & Furious'dan 50 kat daha iyi benim açımdan.

      Son olarak film öyle garip ki şu kelimeler arka arkaya gelebiliyor

      fbı,eski amerikan başkanları,sörfçülük,uçaktan paraşütle atlama, aşk, ilişki üçgeni,fbı ve polis şakaları,sex cilası... Düşünün bunlar bir araya gelebiliyor o kadar corny ve o kadar eğlenceli :D


      73/100 (tüm günahlarıyla sevdik)
    • Ingrid Goes West (2017)

      Bir sosyal medya stalker'ının, bir modern dünya yitiğinin gözünden aslında kendilerini normal sananlar ile bu kişiler arasında çok büyük bir fark olmadığını gösteren tuhaf bir video. Ayrıca sonu biraz "asiye nasıl kurtulur" adlı tiyatro oyununu andırıyor. Bir açıdan evet kurtuldu ancak bir açıdan çıkmaya çalıştığı çukurun belki de en içine düştü. Yönetmenin sonu böyle çift başlı vermesi hoşuma gitti.Ancak son hızlı ve güçten düşkündü ... Tabi İşin senaryo ve sinematografi kısmında biraz fakir bir film ama deneysel indie bir çalışma olarak görüyorum.

      Arasırada umduğunuz notalara basan ve mühim konulara deyinen ancak genellikle yüzeyden çok uzakşamayan hoş bir modern çağ trajedisi. Katarsis konusunda da son dönemin en cesur işlerinden bir gibi


      Edit: şöyle bir düşündüm de film aslında bayağı yüzeysel kalıyor.. Puanımı değiştiriyorum



      67/100
    • Ölümlü Dünya (2018)

      Absürt komedi - aksiyon türü adına Türkiye için bir ilk bu türün en son örneklerinden biri "Nİce Guys" (2016) filmi idi. Bu film onun kadar iyi cilalanmamış biraz daha kaba, saba ancak bizim aile yapımızı, profesyoneleşemememizi ve buna engel geleneklerimize çok nüktedan dokundurmalar yapan hoş bir filmdi. Oyunculuklar, geçişler bazı zeki efektler ve genel anlamda yönetmenlik iyiydi. Filmin bazı yamuklukları olsa da genel anlamda indie havası ile uyuşuyordu.

      Feyyaz Yiğit bu filmle çok ünlenir onu iddia edebilirim. Güldüğün her 3 sahneden 2si bu manyağa ait :D

      Ben abim ya da arkadaşlarım kadar aşırı gülmedim çünkü bu tarz absürt durum komedisi bana çok cezbedici gelmez ancak ben daha çok karakterizasyonları çok başarılı buldum ve filmin metninde yazan şakaya değilde onun arkasında yatan şaka gibi motiflere güldüm (türk suikastçı örgütünün çay içip leblebi yerken iş konuşması gibi vs vs)

      Gelecek adına umut veren bir iş.. Biraz daha çalışılırsa çok iyi bir seri doğar bu ekipten Çıplak Silah gibi.


      Puanım: 74/100
    • Arkadaş hiç mi film izlemiyorsunuz bana arka arkaya 5-6 mesaj attırıyorsunuz :D

      My Old Lady (2014)

      Deneysel aile trajedisi ile klişeleşmiş kadın-erkek romantizminin içerisinde aynı potada sorunlu çocukluk, intihar sorunsalı ve de evlilik kurumunun meşruluğu gibi pek çok yan olguyu eriten bir film.

      Film dark kadroyla işliyor. 3 ana karakter ve 3-4 tamamen dekor olmaktan ibaret yan karakter var. Aslında daha çok bir tiyatro oyunu gibi çünkü çok fazla iç mekan sahnesi ve genellikle bire bir dialoglardan ibaret bir film.

      İşte bu tekilliği ve de mekan/kadro fakirliğini bence kamera kullanımı ile gidermelilerdi. Film eski usül bir kamera ve ışık kullanımına sahip. Sürekli bir kişiden diğerine seken çekimler ve aynı ışık, aynı dokudan oluşan arka plan.

      İşte bunu biraz daha esnetselermiş biraz daha tilt, pan zoom, panoramik çekimler vs görseydik. Film içerisinde dalgalı kura dönen karakterlerin ruh hallerini bizlere ayna gibi aktaran bir kamera olsaymış film çok daha akılda kalıcı ve de takdir edilen bir film olurdu eminim.

      Yine de boş zamanda izlenebilir çok hoş ve samimi bir film.

      69/100
    • Escape from New York

      Fena değildi. '80ler dönemi klişe aksiyonları bir yere kadar seviyorum ama ehh. Yani sevdim ama öyle çıtır çerezlik bir şey. Oyunculukları da övülmüş ama Kurt Russell aşırı kasıyor konuşurken. Aşırı basit ve düşünülmeden yapılmış pek çok element de, kullanılan cihazlar gibi. Aksiyon filmi olmasına rağmen aksiyonu göreli olarak yavaş.

      İyi yönden, atmosferi güzel ve baş karakteri bu tarz ve dönemdeki bir film için ilginç. Crowe'daki abartı maçoluk dönem için çok yaygın bir şey ve klişeliğine rağmen bir yerde güzel. Diğer oyuncular da işlerini iyi yapıyor.

      Bugünün mantığıyla 6/10, kendi dönemi için 6.5.
    • Metropolis (1927)

      Açıkçası fütüristlikte çığır açmak ile birlikte (3 boyutlu yazıcı, görüntülü telefon, mobil telefon, akıllı ev/ofis sistemi, süper hızlı metro, bina boyu bilboardlar falan hepsini burada görüyorsunuz) etnik ayrımdan, sosyal statü ayrımcılığına sanayinin elinde yozlaşan bilim ile arzu odağı olan teknolojinin halkları yozlaştırmasına, oradan kadının metalaştırılmasına, makinalar için kurban edilen ve yabancılaştırılan işçi kesimine, kölelik ve ırkçılığa oradan insanın zamana karşı korkunç mücadelesine ... inanılmaz bir sosyolojik, felsefi ve psikolojik dolulukla dolu.

      Teolojik açıdan da ölüm, 7 günah ve kıyamet kavramlarına değindirmiş. Mitolojilere de çok gönderme var.

      Sonda ise gene sevgi kazanıyor (nispeten) ancak vıcıklık olmadan.

      Sessiz Sinema ve Siyah-Beyaz film şeridi ile bu kadar şeyi nasıl anlatabildin bu kadar devasa toplu insan hareketliliklerini bu muazzam geometrik düzende gösterebileceğin devasa stüdyo setlerini ve onların ufak maket kopyalarını nasıl yaptın mübarek... Sonra o görsel efektler 1927 de vs...

      Eski "izlediğim en iyi film" dediğim şey Matrix (1999) tahtından indirilmiştir. (matrix demişken Ghost in the shell ve Matrix gibi filmlerden çok önce dikey olarak bilgisayar ekranından formüller halinde akan data konseptini de bu filmde görüyoruz. GitS'den 68 Matrix'den 72 yıl önce)

      Filmin tek eksiği ( o da dönemi için anlaşılabilir) , abartılı bir melodram tatlıya bağlanıyor vs ancak bunu da anlıyorsunuz çünkü Almanya'nın ve dünyanın 2 büyük dünya savaşı arasındaki buhran dönemi filmi olduğundan barış, sevgi, aşk mesajını vermek adına öncesindeki climax gereksiz uzun ve aşırı olmuş fakat bunu dönemin konjektüründe devrim yapma niyeti ile yapıldığını düşününce garipsemiyorsunuz.

      Karakterler ve İlişkileri: 95/100
      Derinlik & İşçilik: 98/100
      Sinematografi & Tasvir: 99/100
      Türünün Gereklilikleri: 99/100
      Hikaye & Evren Dizaynı: 99/100
      Özgünlük ya da Etki Gücü: 99/100
      Zamanlama & Ritim: 95/100

      Ortalama 97.7/100

      Ve bu film bana bir kez daha hatırlattı ki "fuck u cgı"

    • Bu seri bana göre Netflix'in en iyi işlerinden biri.İkinci yarısını nefes almadan izledim.İlk defa bu kadar kudretli bir Godzilla filmi yapıldı.Ancak dünyayı kurtaran ve insanlığa yardım eden süper kahramanvari bir film yerine dünyaya hükmeden ve dünyayı insanlardan kurtaran bir Godzilla mükemmel olmuş.Gizem ve bilinmezlik bu filmde çok iyi işlenmiş.Özellikle Godzilla ile büyümüş ve çocukluk yıllarına etki etmiş biri olarak söyleyebilirim ki cidden çok iyi bir iş becermişler.Bilen bilmeyen herkes izlemeli.Serinin 3. filmi için yanıp tutuşuyorum şuan.

    • Bu tarz geçmişi anlatan filmleri sever misiniz bilmem ama bu yaşananlar birebir doğru ise ben iptal.Adam resmen ortalığın anasını bellemiş.Yürekli mi yoksa çılgın mı bilemedim.
      Spoiler Göster
      Uçaktaki sevişme anı çok değişikti be.Gülmekten öldüm.Adam uçağı ne amaçla kullandı.

      Tom Cruise abimizin oyunculuğunu beğendim.

      2 yıl önce indirdiğim fakat iyi bir şey çıkmaz deyip izlemediğim bir film.Çok mu harika bir şey çıktı?Elbette hayır.
      Film içerik olarak çok güzel olmasa da gerek çekim tekniği gerek seçilen müzikler gerekse yansıtmaya çalıştığı ambiyans ile başarılı bir film.Di Caprio Oscar alırken acaba demiştim ama izledim de yanlış bir kara değil.Tabi o yılın bütün ''En İyi Erkek Oyuncu'' dalında aday olan filmlerini izlemediğimden kesin bir şey diyemem.Genel itibariyle beğendiğim bir film oldu.

      Mesaj düzenlendi 1 defa, son düzenleyen demkir ().


    • The Nice Guys
      70'ler Amerika'sında geçen 2 özel dedektifin hikayesini komik bir şekilde anlatıyor.Film ortalarına kadar çok eğlenceli.Ryan Gosling epey iyi bir oyunculuk sergilemiş.Russel Crowe her zamanki gibi cool.Sonu yine olmamış.Çok fazla tesadüfi iş oluyor.Genel itibariyle eğlendiğim ve zevk aldığım bir film oldu.Tavsiye ederim.
    • demkir yazdı:


      Bu tarz geçmişi anlatan filmleri sever misiniz bilmem ama bu yaşananlar birebir doğru ise ben iptal.Adam resmen ortalığın anasını bellemiş.Yürekli mi yoksa çılgın mı bilemedim.
      Spoiler Göster
      Uçaktaki sevişme anı çok değişikti be.Gülmekten öldüm.Adam uçağı ne amaçla kullandı.

      Tom Cruise abimizin oyunculuğunu beğendim.

      2 yıl önce indirdiğim fakat iyi bir şey çıkmaz deyip izlemediğim bir film.Çok mu harika bir şey çıktı?Elbette hayır.
      Film içerik olarak çok güzel olmasa da gerek çekim tekniği gerek seçilen müzikler gerekse yansıtmaya çalıştığı ambiyans ile başarılı bir film.Di Caprio Oscar alırken acaba demiştim ama izledim de yanlış bir kara değil.Tabi o yılın bütün ''En İyi Erkek Oyuncu'' dalında aday olan filmlerini izlemediğimden kesin bir şey diyemem.Genel itibariyle beğendiğim bir film oldu.
      REvenant'ı ben çok beğenmiştim. Hatta bidaha izliycem.
    • Siberia (2018)

      Keanu Reeves'in bir şekilde bulaştığı en korkunç, en andaval film. Erotik film çekeceksen erotik film çekiyorum de, Sanat filmi ise o zaman ona göre bir set-up yap sanat filmi çekiyorum de. Yok Soft John Wick çekiyorum diyorsan o zaman onu yap. Yönetmen bildiğin "Yok abi ben müsait bir yerde saçmayalayabilir miyim, post modernistliğin dibine vurayım bunların hepsini karıştıralım." demiş.

      28/100
    • Brazil (1985)

      Metropolis(1927) filmi ile aynı zamanda indirmiştim ancak izlemeye anca fırsat oldu. Bilim Kurgu janrasının şekillendiricilerinden ve en ilham verici işlerden biri olarak yere göğe konulamıyordu bende gayet mutluydum. Metropolis'den sonra bir başka saklı cevheri izleyeceğim diye.

      Ancak mutluluk uzun sürmedi. Filmin bırakın beklentileri karşılamayı, yüksek standartlı averaj bir filmden çok ötede olduğunu dair düşünemiyorum.

      Amanın ne kadar sürrealim, ne kadar da aykırı yorumcuyum, ne kadar post modernist, ne kadar düşündürücüyüm diye yönetmenin kendini ve izleyicileri kandırdığı. Bu yemi yutanların abarttığı, yutamayanların nefret ettiği bir film. İnternet alemindeki durumu bu.

      Ben nefret etmedim ancak kesinlike 80-100/100 aralığında değil.

      Terry Gilliam'ın geleceğe dair vizyonu çocukça, yerleştirmeye çalıştığı mesaj ve göndermeler kontakt kuramadan havada buharlaşıyor. Evren ve oyunculuklar ikna edici değil. Sinema filminin bir sürreal heykel ve resim galerisi hissiyatından daha fazla "hikaye anlatı sanatı" havası sunması gerekirken. Bu filmde gerçekten de tüm iyi şeyler "yapı" ve "fizik" ile alakalı. Çok iyi bir studio filmi. Bir ton mekan yaratılmış, makina ve yaratık yaratılmış. Ancak tüm bunların hakkını vermeye gelince gördüğüm en kötü ritimlerden biriyle size yanıt veriyor.

      Gerçek bir şok ve hayal kırıklığı oldu. DAha sonunu izleyemedim, çünkü ablam uyudu. Ancak 4/5 lik kısmına şu puanı veriyorum:

      72/100

      Finale göre epey düşebilir ancak çok fazla yükselebileceğini sanmıyorum.

    • Bleach
      İzlediğim Live-Action'lar içinde belkide en kötüsü buydu.Filmin yarısında hiç bir şey olmuyor.Onu da geçtim konuşma oluyor sonra 2 dakika bir onun yüzü bir diğerinin yüzünün gösteriyor.Bir an OP'nin animesini izliyorum sandım.Oyunculuk desen berbat ötesi.Kimsede mimik yok gülmek yok.Rukia özellikle çok berbattı.Bu kız buzdolabı olmadı ki hiçbir zaman.Yani Rukia ve Byakuya resmen aynı ruh halinde yansıtılmış.Son savaşa gelirsek.Animeden hatırlıyorum da İchigo bir anda reiatsu çekmeye başlıyor ve Renji'yi paralıyor.Arkada güzel bir müzik.Çoşuyorsun resmen.
      Çıkmasını uzun zamandır bekliyordum.Netflix'in yaptığından haberim yoktu.Fakat çok sönük ve basit olmuş.Dediğim gibi oyunculuklarında bunda etkisi büyük.