Naruto: Saklı Sandık

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Naruto: Saklı Sandık

      Naruto evreninde sır olan ya da iyi aktarılamayan ne kadar mit varsa kendi yorumumla bunların peşine düşüp, bunlara seri ile bağını koparmayacak şekilde sizlere anlatılmamış hikayeleri kendi efsanem ile sunacağım. Bunlara Hashirama'nın ölümü, ailesi gibi ya da Tobirama'nın ölümünün ardındaki sır perdesi gibi ya da Orochimaru'nun kökenleri ve klanı gibi veyahut Jiraiya'nın dünya seyahatinde tecrübe ettikleri gibi şeyler dahildir.
      Nitekim hikaye özünde 2 ana parçadan oluşuyor.
      1.si Yılan Deliğinden Geçmişe adlı hikaye.
      Burada Orochimaru'nun klanını ve geçmişini anlatması ile bir çok gizem aralanacak ve flashbackler ile de Hashirama Senju zamanına gidilip, onun çocuğu, ölümü, ailesi ve de bunlara Tobirama ve yakın çevrelerinin tepkisi gözlenecektir. Konohagakure'nin uzak geçmişine ışık tutulacaktır.
      2.si ise, Keşişin İlham Yolculuğu adlı hikayedir.
      Burada da, Jiraiya'nın dünya seyahatleri vede yer yer Konoha'ya dair anıları ile daha kıyıda köşede kalmış şeylere el atacağız. Diğer köyler, oralardan karakterler, Uzumakiler, uzak diyarlar hakkında söylentiler vs gibi. Ve biraz Naruto Evreni haritası çıkaracağız.
      3. bir part olup olmaması gerektiği konusunda hala net bir karar verebilmiş değilim. Ancak, eğer olur da yapacak olursam.
      İlk 2 part boyunca Kishimoto'nun yazmış olduğu hiç bir şey ile çelişmeden giden hikayemin aksine.Bu sefer orjinal eserin zaman çizelgesine girip 4. Büyük Ninja Savaşı Arc'ını tamamen baştan yazacağım ve final olacak.



      Tüm bu kısımların ve bölümlerin başlangıç noktası olarak;
      Jiraiya ile Orochimaru, bildiğiniz gibi aynı anda (hemen hemen) öldürülmüş (vs Pain ve Vs İtachi zamanı) ve arafta (kakashi ve babasının buluştuğu Pure Land / Jōdo adlı yerde) geçmiş meselelerini halletmek vede birbirlerini daha iyi tanımak için konuşmaya başlarlar. Bizde bu sayede pek çok karanlık köşeyi, aydınlığa kavuşturmuş olacağız. Ana fikir budur.
      Detaylar hikayenin içinde.
      wattpad hesabımdan okumak isteyenler için: https://www.wattpad.com/story/69314962- ... 7mi%C5%9Fe



      Kişisel Not ve Bildirimler:
      • Türk Dil Bilgisi ve Yazım Kurallarına çok önem göstermiyorum(-remiyorum). Zira çok uzun aralıklarla işten güçten vakit buldukça yazabildiğim bir şey. 1 yıldan fazla oldu ama elimde 32 bölüm var oradan anlarsınız. Yine de Togashiden iyiyim :D Nitekim yorumlarda "Dr. Dil bilgisi" kimliğinizi biraz da olsa bastırırsanız sevinirim.

      • Kronolojik hatalar da olabilir, Ne Kadar düzeltmeye çabalıysam da naruto evreni kronoloji açısından bir rezalet o sebeple bu bende de görülebilir dolaylı olarak şimdiden uyarayım dedim.

      • Serinin kendisine ait dilini ve jargonunu korumaya gayret ettim. Türkçe Jutsu ya da mekan bilgileri beklemeyin.



      Ayrıca hikayenin bölümlerini linkler halinde bir parçası olduğum Kahraman Baykuş sitesinin forumu olan sosyal.kahramanbaykus.com adresinde yani burada sizler ile de paylaşacağım. Yakında bölümleri buraya geçirmeye başlarım.
    • Naruto: Saklı Sandık - Yılan Deliğinden Geçmişe 1. Cilt



      Burada anlatılan hikayenin temelini, kökenini, nerelerde yayınladığımı ve de konusunu kavramak için yukarıdaki tanıtım mesajını kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
      Yılan Deliğinden Geçmişe, Ana kurgunun ilk kısmını oluştan bir alt hikayedir. Ve şimdi burada bu alt hikayenin 1.cildi olan ilk on bölümünü birden bu başlık altında yayınlıyorum.
      Tek tek okumak isteyenler -> wattpad.com/myworks/69314962-part-i-ylan-deliinden-gemie

      ____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
      1. CİLT (10 Bölüm)


      Spoiler Göster
      I. Bölüm: Pür Diyarlarda İki İhtiyar
      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:



      Lacivert bir gökyüzünün altında ıssız, kızıl ile sarı karışımı bir toprak vardı. Tek tük dağlar, kayalıklar vede yanan ateşler. Sanki oranın gecesi gibiydi, aynı zamanda gündüz de gibi. İki adam ateşin başında oturuyordu.
      Biri iri yarı, tok sesli,ak saçlı yaşından beklenmeyecek enerji ve auraya sahip bir ihtiyardı.Öbürü ise bozunmuş çürümüş gibi sesi vede ölü beyazı tenli, ince vücudu olan gece karası siyahında uzun saçları olan, yılan fısıltısı gibi konuşan mor ve sarı gözlü bir başka ihtiyar idi. İkili ateşin başında karşılıklı otururken aralarında ki hava bir gergin, bir dingin hale dönüşüyordu. Bu iki farklı enerjinin beraberliği pek çok şeye gebe gibiydi...

      Birbirlerine bakmıyorlardı. Sadece önlerinde yanan sıcak, rahatlatıcı ve de geçmişe dalıp gitmelerini sağlayan ateşe bakıyorlardı. Alevin dalgaları arkalarındaki kayalıklara ve yüzlerine değişik ışık dalgalanmaları yolluyordu resmen. Öyle ki, bir bakarsınız üzgün, bir bakarsınız mutlu görünüyordu simaları...
      Beyaz saçlı durup, durup gülüyor, kara saçlı sıska olan ise nadiren de olsa tıslarcasına sırıtıyor ya da iç geçiriyordu.




      Yaralı bir kurdun medet uman cılız uluyuşu gibi bir ses ve eda ile kara saçlı olan konuştu.
      - Ji-rai-ya , neden bana hiç bir şey demiyorsun, neden o koca çenen kapalı !?

      Bunun üzerine beyaz yelelere sahip ve aslan kükreyişi benzeri tok sesiyle, iri olan bir şeyler mırıldanır.
      - Seni inat..ç....

      Kara saçlı ve yılan gözlü, garip adam tekrar denedi.
      - Ji-rai-ya"

      İri olan sonunda doğrulur ve çok katı bir şekilde karşısında ki yılan benzeri adama döner ve konuşur
      - Bu zamana değin seni hep zorlayarak, yalvararak, gevezelik yaparak yola getirmeye çalıştım. Ama artık buradayız. Ben susacağım O-rochi-maru ve sen derdin, sıkıntın, sapkınlığın ne ise anlatacaksın. Aksi takdir de arafta dahi olsak seni ebediyete kadar dövme niyetindeyim eski dostum..

      Orochimaru tıslarcasına güler. Ve "Hıh ! ... sanırım haklısın, köyün delisi seni, madem öyle.. yapacak bir şey yok.."
      Ve Orochimaru, derin bir nefes alır, ciğerlerinden bile asit fokurtusu gelir adeta, gözleri buhulanır, bakışları ateşe doğru netleşir, kalp atışları yavaşlar, cildi donuklaşır ve yıllardır herkesi parmağında oynatan, kimseyi kolay kolay dünyasına yanaştırmayan aksine cezalandıran o adam sonunda samimice kendisini anlatmak üzere miydi ?

      Jiraiya bile en ufak bir harfi dahi kaçırmamak adına pür dikkat kesilmiştir.O sohbetlerinde gülüp eğlenen kocaman adam bile kamp ateşi etrafına toplanıp hayalet hikayeleri dinleyen çocuklara döner. Gerçi haksız da sayılmaz karşıdaki adamın kendisi başlı başına bir hayalet ve hikayesi de bir hayalet hikayesidir.

      Ve işte başlar, Orochimaru kendi ağzından, kendisini ve geçmişini anlatmaya koyulur.



      II. Bölüm: Derin kar tanesi belirir.

      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      - Sana bu işi düzgünce anlatabilmek ve senin kalın kafanın alabilmesi için başlangıca kadar gitmem gerekecek Ji-raiya.

      Ailem ve kökenlerim ile ilgili bildiklerim aslında senden daha fazla değil. En azından köyden ayrılmadan önce değildi. Bir kaç imaj ve eşya hariç pekte bir hatıram yoktu. Ancak köyden kaçtığımdan beri -(bunu söylerken Jiraiya'nın yüzü ekşir) tek araştırdığım ölümsüzlük, jutsular ve insanlar olmadı. Kökenlerimi de araştırdım. Ve anladım ki bunun ucu Shodai Hokage'nin nasıl öldüğüne ve daha bir çok saklı gizeme kadar gidiyordu.

      Jiraiya araya girer:
      - Ne Shodai mı ? Hashirama-Sama'nın ölümü mü ?

      Orochimaru devam eder:
      - Anlatmamı istedin anlatıyorum işte. Bitirmeme izin verecek misin seni aptal herif ?! Çok çok küçük yaşlarımdan beri öyleki, sen ve Tsunade ile tanışmadan öncesinden beri Sarutobi Sensei'nin evlatlığı idim. O sebeple ailem hakkında pek bir bilgim yoktu, tek hatırladığım bir savaşta öldükleri idi. Ama daha sonra hem araştırmalarım sayesinde hem de bastırılmış anılarımın ortaya çıkmasıyla bununla sınırlı olmadığını anladım.

      -Asuma doğmadan önce bile ben Sarutobi Sensei'nin bakımı ve koruması altındaydım. Bana hep inandı ve beni çalıştırdı. Benden çokca şeyde sakladı elbette. Eminim ki o ihtiyar bunun iyiliğim için olduğunu düşündü. Ancak içimde ki karanlığı ve kararsızlığı görmezden gelmesi onun hatası idi.

      Bu noktada Jiraiya biraz sinirlenir. Ne kadar eski dostu da olsa ve onunla yarım kalmış bazı şeyleri halletmeye çalışsa da karşısında oturan kıymetli ustasının katili idi.
      Orochimaru iç çekerek, tıslayarak ve arada Jiraiya'ya dönüp kısık ama pişman bakışlar atarak konuşmasına devam etmekteydi. Alev başında ihtiyarlar kozlarını ruhen paylaşıyorlardı.



      Orochimaru:
      - Klanımın adının söylenmesi yasaktır. Çocukken bunu söyleyemeyeyim diye mühürlenmiş vaziyetteyim. Tıpkı Danzo'nun, Kök içerisinde yaptığı gibi yani. Klanımdaki her çocuğa, ayırt etmeksizin bu uygulama yapılmış. Fakat klanıma dair bir şeyi, benim bile zaman zaman unutmaya yüz tuttuğum bir şeyi anlatarak başlayabilirim.

      -Klanın liderini...
      // Jiraiya, Orochimaru'ya baktığı sırada, liderden bahsederken suratının aldığı o kayıp ve dalgın ifadeye şaşırır ve sorar. //
      Jiriaya:
      - Klanın lideri
      Orochimaru:
      - Shhııım. Klanın lideri bizzat annem idi. Adı ise Shiromiyuki .





      III. Bölüm: Yılan'ın Annesi

      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      Orochimaru, konuşmasına devam etmek niyetindedir. Ancak, her ağzını açacak gibi olduğunda sanki biraz daha savunmasını yitirmekte, biraz daha insan olmaktadır.
      - 5-6 yaşlarındaydım.
      - Annem beni Ninja Akademisi binasına bırakıp, sarılıp, saçlarımı koklayıp, gözyaşları ile yanımdan ayrıldığında 3-4 yaşlarındaydım.

      /Jiriaya, sanki bir yarası acımış gibi sızlanmıştı ve ona destek olmak istedi/

      -Oro-...
      Orochimaru lafını böler;
      - Taziyene ya da acımana ihtiyacım yok, hikayemi istedin, işte istediğin ...
      Jiraiya onaylar biçimde başını salladı.
      Orochimaru devam etti:
      - Yanımdan ayrıldığı o an onu son görüşümdü, küçüktüm çok fazla şey hatırlamıyorum ama o an kolay unutulmuyormuş, bunu zor yoldan öğrendim diyebiliriz.
      - Hatırladığım tek şey, klan içerisinde garip şeylerin olduğu, eski klan lideri olan dedemin yani Fukitsurumaru'nun garip davrandığı, annemin babamla yani Isamuru ile tartışıp durduğu idi. Sensei bile panik haldeydi.
      - Annemi son görüşümden daha beteri babamı son gördüğüm andı. Annemin beni bırakıp gittiği yönden o geldi. Epey yaralıydı, gözleri canavarımsıydı, hem çok korktuğu hem de içgüdülerinin çok çok keskinleştiğini şu an söyleyebilirim. Tabi o zaman tek düşündüğüm, babama ne olduğu ve annemin nereye gittiği idi. Babamı hep soğuk biri olarak hatırlarım , yine de babamdı. O zaman yanıma gelip beni çekiştirmeye beni zorla bir yerlere götürmeye çalıştı, Bense, sanırım, annemi beklemekte kararlıydım, çünkü bana oradan ayrılmamam ile ilgili bir şeyler dediğini hatırlıyorum.

      - Derken Babam, beni genjutsu altına almaya çalıştı, tam bana bir şeyler yerleştirme ve beni zorla götürme aşamasında iken, Sensei geldi ve konuştu
      - "Yeter artık Isamuru, çılgınlıklarının ve saplantılarının sonu gelmeyecek mi ? Bu çocuğa dokunamayacaksın, ayrıca Shiro-Miyuki nerede ?"
      O soru üzerine babamın suratının aldığı şeklin ne anlama geldiğini ancak şu an anlayabiliyorum.
      Babam, Sensei'i zorluyordu, onun çocuğu olduğumu ve benimle ne isterse yapacağını, Hokage dahi olsa onun karışamayacağı gibi şeyler söylüyordu. Tam tekrar bana elini uzattığında Sandaime babamın elinin üzerine bir mühür yapıştırdı. ve ona "seninle daha sonra ilgileneceğim" dedi.Sonra tek ayağını zemine sertçe vurdu, ardından, sanırım bir tür doton tekniği ile onu köyün dışına yolladı.

      - Beni aldı kendi evine götürdü, "anneni bulacağım" deyip çıktı. Tabi kısa bir zaman dilimi içerisinde bir çok şey yaşamak zorunda kalmış bir çocuk ile ilgilenme işi de Biwako-Sama'ya düşmüştü. O sıralar evli değillerdi ancak benim gibi küçük bir çocukla ilgilenmesi için aklına ilk gelen isim sanırım Biwako-Sama olmuştu. Aklımda bir sürü soru vardı; neden annem öyle idi, neden bana onları söyledi, sonra neden babam kanlar içinde çıkageldi ve beni zorladı gibi. Bunlar yaşım çok küçükte olsa yüzeysel biçimde bilincimde çalkalanan sorulardı.

      Derken saatler sonra Sarutobi Sensei tek başına geldi, ben ve Bıwako-Sama merakla ona baktık ve o da bize hayal kırıklığı ve yorgunlukla karışık bir bakış ve ses eşliğinde cevap verdi;
      "Anneni, Miyuki'yi buldum . "





      IV. Bölüm: Küller İçerisindeki Kar Tanesi
      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      -Sarutobi Sensei'in ağzından çıkan kelimelerin bende yarattığı heyecan ve minnettarlık hissi ile yüzünün ifadesinin bende yarattığı keder ve hayal kırıklığına uğramışlık hislerinin karışımını ancak çok sonra algılayabilmiştim. Biwako-Sama, daha henüz karısı değil iken bile Sarutobi-Sensei 'i çok iyi tanıdığı belliydi. Daha Sandamie'nin içeri girmesi ile Biwako-sama nın bana sarılıp, saçlarımı narince okşaması bir olmuştu.
      Sandaime, bundan çok bahsetmeyi sevmese de Minato, Kushina ve Biwako-Sama'nın beraber ölümünden sonra çok daha dalgın, ağır başlı ve bitkin biri olmuştur her zaman.

      Jiraiya o sırada "keşke.." tarzı bir söz ağzından dışarı dökülür adeta ve suratı asılır.

      Orochimaru devam eder:
      Kısa bir sessizlik anı sonrası, Sarutobi Sensei devam etti.
      -"Sende bir konoha shinobisisin, yaşın küçük belki şu an anlamayacaksın ama ileride bir gün mutlaka.."
      dedi ve devam etti.
      -"Annen onun yanına vardığımda ölmek üzere idi, elimizden geleni yaptık hatta Mito-Sama bile ilgilendi ancak Miyuki'yi kurtaramadık. Seni bana ve Biwako'ya emanet etti Orochimaru, çok üzgünüm."
      Ben o sırada hala bahsedilen kavramların ve kelimelerin anlamını ve de annem ve benimle nasıl bir ilişkileri olabileceğini anlamaya çalışırken, Sarutobi sensei kararlı bir ses tonu ile bir şey sordu.
      - "Orochimaru, anneni son bir kez görmek ister misin ?"
      Biwako sama hemen araya girdi,
      - "Hiruzen fazla ileri gidiyorsun, o daha küçücük bir çocuk bununla yüzleşmek zorunda değil."
      - "Bunu yapmak zorunda değilsin. "
      Bizim ihtiyar, kolay kolay unutamayacağım bir bakışı önce eşi Biwako-Sama'ya attı daha sonra ise, benim gözlerime bakarak Biwako-Sama'ya cevap vermeye devam etti.
      - - "Benim amcam savaşta öldüğünde, Orochimaru'nun yaşlardan en fazla 2-3 yaş daha büyüktüm. Onu çok severdim ancak yaraları sebebiyle, onu görmeme babam izin vermedi fakat ne kadar iyi niyetli olsa da bunu yaptığı için ona daima kızgın kaldım. Orochimaru'nun da bana içerlenerek büyümeni istemiyorum. Üstelik, Orochimaru savaşçı bir klanın mensubu ve de Konoha'nın genç yapraklarından biridir. Annesini son bir kez görmek istiyorsa, onu durdurmayacağım."
      O esnada, Sarutobi Sensei benim kahramanımdı.

      Jiraiya iri bir kedi mırıldaması sesi eşliğinde sırıtır ve derki;
      - O ihtiyar kadar iyi nutuk çeken biri daha var mı acaba.
      Orochimaru devam eder.
      -O zaman Sarutobi Sensei'nin dediklerini yüzde yüz anladığımdan değil elbette, sadece bana her daim çok iyi davranan kar tanesi annemin yüzünü bir kez daha görmek istemiştim. İçimden belki de bu amca yanlış görmüştür, Annem hala beni arıyordur dedim. Ve kararımı bildirdim.
      [Anlatıcı: İşte o an Hiruzen ilk defa Orochimaru'ya özgü o bakışı görmüştü, o küçük veledin gözleri billur netliğinde ve zehirli kükürt sarımtıraklığında idi, sinsi bir yılan gözü gibiydi. Hiruzen kemiklerine kadar irkilmişti.]
      - "Anneme götür beni..."





      V. Bölüm: Yılan İninden Gelen

      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      -Olay yerine vardığımızda oradaki konoha ninjaları beni görünce bedeni saklama telaşına girdiler. Ancak Sensei bir el hareketi yapması ile normalde de bembeyaz olan teni, artık aynı zamanda mermer kadar katılaşmış annemin bedeninin önünden açılmaya ve bana yer açmaya başladılar.
      -Köy merkezinin biraz dışındaydık, karanlıktı, nemli ve saçlarımı birbirine yapıştıran bir rüzgâr esmekteydi.
      Yüzüme çarpan kıymık, talaş ve toprak parçaları etrafta ki yıkıntılar ve savaş kalıntılarından gelmekteydi.
      Kan kokusunu ilk defa orada çok net ayırt etmiştim sanırım.

      Bu sırada Jiraiya kafasını öne eğer ve kendini sıkar. Orochimaru ona doğru tek gözüyle bir bakar ve konuşmaya devam eder.

      - Annem'i gördüm, hafif yanıklar, zehir sebebiyle moraran ve sararan çürümüş bölgeler ve de vücudunda ki ezilme ve parçalanma yaralarına rağmen yüzü hala ismini yaşatır şekildeydi. Derin, beyaz bir kar tanesi gibi, tabi biraz kanla bulanmış.
      Danzô ve Anbuları da orada inceleme peşinde idiler. Dik dik bana bakıyordu, sonra da Sarutobi Sensei'i süzüyordu. Annem'e dokunduğumda teni mermer donukluğu ve de soğukluğunda idi. Anneme dokununca, ağzından bir yılan çıktı.

      Yılan konuştu ve "Küçük Orochimaru için kan anltlaşması hazırlandı, hazır olduğunda bunu ona sen verecekmişsin, Konoha'nın Hokagesi , bu Zehirli Prenses'in son dileklerinden biriydi. Ayrıca onun köyüne bağlı, harika bir shinobi olması için yetiştirilmesini, klanın günahları için yargılanmamasını istiyor, velayetini ise size bırakıyor."
      Sarutobi Sensei " Tabi, elimden geleni yaparım ShiroMiyuki, Ryuchi Dağı'nın efendi bilgesine söyle, hazır olduğunda son yılan Orochimaru, kuchiyose yoldaşını seçecek ve o zamana kadar himayemde olacaktır." dedi.
      -Mesajı getiren yılan ağzından kan antlaşması parşömenini çıkardı ve kül oldu. Sensei , annemin mezarının köy için canını verenlerin yanında olmasını istemiş ancak İhtiyar Heyeti ve Kök bunun bir klan savaşı olduğunu ve de o lanetli klanın bu köydeki izlerini silmek gerektiğini düşündükleri için annemin mezarının yerini bile yıllar yıllar sonra öğrenmek zorunda kaldım.

      Orochimaru'nun sesi kısılır ve göz bebekleri büyür gibi olduğu anda, Jiraiya konuşur;
      - Kaybın ve de...hmpf... yaşadıkların için üzgünüm Orochimaru... ben..ben buradayım ve dinliyorum anlatmaya devam et sen..
      Orochimaru devam eder:
      - Şimdi, aklında pek çok soru olmalı, peki savaş nasıl çıktı, nasıl bu kadar hızlı pek çok köklü değişiklik oldu ve köy halkı izole tutuldu, Hashirama - Sama'nın ölümü ile olanların alakası ne, gibi pek çok soru sormak mümkün. İşte o yüzden neden bu iç savaş yaşandı sana onu anlatacağım, böylece çok eskilere gideceğiz, eski dostum Jiraiya.





      VI. Bölüm: Daha Neler ?!

      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      Orochimaru:
      - Yıllar yıllar önce Hashirama Senju adlı, Shinobi Tanrısı lakaplı adamın önderliğinde Senju Klanı, diğer tüm klanları forse etmeyi başarmıştı. En çok zorlandığı, en iyi arkadaşının liderliğini yaptığı Uchiha Klanı'nı bile. Sonunda Madara'nın aklını başına getirdi Hashirama, ne kadar çok savaşırlarsa o kadar ölüm olacaktı ve bulundukları şartlar altında ne kadar çok savaşırlarsa savaşsınlar hep Hashirama ve Senju klanı kazanacaktı.
      Bunları az çok sende biliyorsun zaten. Daha sonra bu iki düşman ahbabın ve iki baş klanın uzlaşması ile köy kuruldu. Bu ikisinin hemen ardından katılan ilk klanlar Sarutobi, Shimura ve Hyuga klanları idi onları da Nara, Yamanaka, Aburame, Inuzuka, Akimichi, Hatake, Yuhî gibi klanlar izledi. Tabi biz yılan insanlarının klanı da öyle.

      Nara, Yamanaka ve Akimichi klanı çok önceden beri Sarutobi ile ittifak halinde idiler. Keza Aburame ve Hatake'nin de Shimura ile yakınlığı biliniyor. Hyûga ise Senju ve Uchiha sonrası en çok saygı duyulan klan idi. Ancak bizim klanımız öyle değildi. Uchiha, Senju için ne ise bizim klanda Sarutobi ve Shimura ve de bunun çatısı altındakiler için öyle idi.
      Köye dahil olmak istediğimizde elbette çok fazla karşıt ses çıkmış. Fakat, Hashirama "Eğer biz Uchiha ile bir olabildiysek, sizde onlarla bir olabilirsiniz" demiş. Fakat köyün kurucuları olan Hashirama, Madara ve de Tobirama sonrasında köyün en saygıdeğer ismi olan Sarutobi Sasuke'nin bu konuda yüzde yüz rahat olmadığı bilinen bir gerçek idi. Fakat akranı ve en iyi dostu Hashirama'nın rızası ile O bile ikna edilmişti.
      Ve böylece yılanlar yaprakların arasına girmişti.

      Jiraiya: "Orochimaru bunların çoğu zaten hali hazırda benim de bildiğim geçmiş bilgiler, nereye varmaya çalışıyorsun"
      Orochimaru: "Anlatacaklarıma dair bir doku yaratmaya çalışıyorum seni şapşal, yazar olan sensin sonuçta daha iyi bilmen gerekir Ji-ra-iya kukuku..."
      Jiraiya: "Tamam, tamam devam et, hiç çekemem şimdi senin alaycılığını, seni ihtiyar yılan"
      Orochimaru: "tıstıstıs..."
      Oro:
      -O zamandan sonra herkesin itip kaktığı ve de hiç bir köyün kabul etmediği bu klana kucak açan Hashirama için çok derin saygı besler oldu klanım. Tabi hepsi değil, bir kesimde bu itilip kakılma ve diğer klanlarca sürekli göz hapsinde olmaktan rahatsızdı. O sebeple klanın ikinci liderinden sürekli haber almaya devam ettiler.
      Jiraiya: " İkinci lider . .."
      Oro:
      -Evet anlaşılan yıllar önce, köylerden önce iç sürtüşmeler sebebiyle klandan ayrılan dedemin büyük abisi olan, diğer yaşlı yönetici başka bir klan ile ırkı birleştirerek Hôzuki Klanı'nı yarattılar ya da en azından başkalaştırdılar diyebiliriz.
      Jiraiya: "Hôzuki ? Yani Saklı Sis Köyü'nün kurucularından ... Senin ailen mi ? "
      Oro: " Evet ailem denilebilir "
      Jiraiya " O zaman hep sana çok benzettiğim şu gizemli Üçücü Mizukage ... ? "
      Oroc: "Evet o da bir Hôzuki ve benim büyük kuzenim."
      Jiraiya: "Hiç kesme, devam O-ro-chimaruuu !"
      Oro : "Tch ! "
      -Ancak klanımın karşıt görüşlüleri Madara Uchiha adlı kayaya tosladılar, köyün huzurunu bozacak olana hiç tolerans geçmiyordu.
      - Daha ileriki yıllar içerisinde yaşanacak olan, kayıtlarına ufak ulusların dökümanlarında rastgeldiğim bir etkinlik düzenlenmiş anlaşılan. Çok önceki yıllarda yapılmış olan 5 kage toplantısından farklı olarak, 5 büyük ulus ve köy iyice ortaya çıktıktan sonra her köyde birer kez olmak üzere 2 yıla yayılacak şekilde 5 kage toplantısı yapılması uygun görülmüş ve her toplantıda ev sahipliği yapan ulusa komşu köy ve ulusların liderleri de toplantılara davet edilmiş. Fikir Tobirama Senju ile Hashirama Senju'ya aitmiş.

      Jiraiya:
      - Oh, hem beş büyük ulus hemde diğer ulus ve köyler arasında bir birlik ve de bilgi ağı yaratılmış desene, tamda kuruculardan bekleneceği üzere."
      Fakat bu son toplantı da işler biraz farklı ilerledi.
      Oroc:
      - Bu toplantıların sonuncusu Konoha'da yapılacaktı. Yapılan toplantı geleceğe yönelik olumlu bir aşama idi. Fakat toplantı sonrasında 1. Mizukage gizemli kimselerce saldırıya uğradı. Düşmanlarını bertaraf etti fakat bu harcadığı enerji dönemin en yaşlı shinobisi için çok fazla idi ve bir aya kalmadan öldüğü söylenegelir.
      Jiraiya : " Kimi sis köyü sakinleri hala eceliyle öldüğünü düşünüyor, saldırıyı bilenler arasında ise bir ağız birliği yok herkes farklı şeyler söylerdi"
      Anlatıcı / Yazar Notu:
      _________________________.......
      // Jiraiya ile Orochimaru'nun ve de o dönemde Hashirama ile arkadaşlarının bilmediği ortak bir şey vardı. O da; Madara'nın gerçekten ölmediği gerçeği idi.
      Orochimaru, Akatsuki'de bulunduğu zamanlarda elde ettiği bilgilerden, Jiraiya'da araştırmaları gereği bir çağ dışı bir şeylerden ve Madara'nın varlığından şüpheleniyorlardı. Ancak onların ölümleri, Madara kendisini ortaya çıkarmadan önce olduğu için Orochimaru'nun anlattıklarında eksiklik var.

      Yılanların klanını kışkırtmak ve de 1. Mizukage'ye yolda saldırmak ve akabinde Hashirama hakkında kötücül dedikodular yaymanın arkasında gizliden gizliye Madara vardı.Hashirama'nın çok kuvvetli sezgileri, sennin modu ve de kendi hücrelerine olan duyarlılığı sebebiyle Madara'nın yaşayan bedenini,gedo mazoyu ve de Zetsuları sezmesi, farketmesi an meselesi idi. Madara'da bunu biliyordu ve niyahi planı adına Hashirama'yı aradan çıkarmalıydı. Çünkü kendisi Hashirama tarafından yenildiği günden bu yana 8 yıl geçmiştir. //
      _____________________________.......

      Orochimaru: " İşte bu noktadan sonra Hôzuki Klanı, sis köyünü şekillendirdi. Ayrıca Konoha'da ki klanımın mensupları da iki fraksiyona ayrıldılar. Onları sahiplenen Hashirama'ya saygı ve sevgi besleyenler ile Hashirama'yı sadece onlara acıyan bir fazlalık olarak gören ve de Sis'de ki akranları ile ilişkilerini kesmemiş olanlar.
      Madara'nın ölümü, klanımdaki fraksiyon ayrılığı, diğer köylerdeki bazı ayaklamalar ve benzeri vakalar ile başlayan bu kaotik sinsilenin ileri zamanda ki dalgaları pek çok felakete sebep olmuş gibi görülüyor.
      Hashirama Senju, Hashirama'nın adından bahsedilmesi yasaklı kızı, Tsunade'nin annesi Tsurama Senju, Sarutobi Sasuke, Tobirama Senju ve daha pek çok iyi ninjanın sonunu getiren olaylar döngüsü ta buralara kadar dayanıyormuş anlaşılan."
      Jiraiya : " Daha Neler ?! "





      VII.Bölüm: Eski Mevzular Açılır...


      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      Orochimaru: "Bu kadar şaşırma Jiraiya sende yıllarca pek çok ninja kültürünü tanıdın, pek çok önemli bilgiyi özümsedin. Her ne kadar şapşal ve sakar olsan da iş, sızma ve bilgi edinme olunca senin de bir şeyler yapabildiğini kabul etmem gerek. "
      "Şahsen bunların hepsine sadece iki-üç klanın arasındaki isyankar paslaşmanın sebep olacağına inanmakta güçlük çekiyorum. Teorime göre Akatsuki'nin gerçek lideri Pain değildi."
      Jiraiya: " Gerçektende, Nagato'yu çok iyi tanırım çok büyük bir travma yaşamış olmalı, insanlıktan ümidini yitirmiş olmalı ki böyle takıntılı, mutsuz ve yitik bir adama dönüşsün. "
      Orochimaru: "Nagato ? Şu senin kehanetin çocuğu dediğin ilk velet değil mi ? Ancak Pain'i ben diğer yetişdirdiğin gürültücü çocuk sanırdım. "
      Jiriaya: " Haklısın, Yahiko'yu bende gördüm ancak o malesef sadece ölü bir beden idi. (Jiraiya yüzünü ateşten uzağa çevirerek, derin bir tını ile söylemiştir bunu) Tahminim o ki Nagato ve Konan'ın hayatlarının tahribatında esas rol oynayanda bu olmuş."
      Orochimaru: " Demek gerçek beden o değildi ha ?! Zaten, Salamander Hanzo'yu o gürültücü çocuğun yenmiş olması ve de gözünde rinnegan olması beni şaşırtmıştı"
      Jiraiya: " Hanzô'yu öldürme sebebini Amekagure'nin kontrolü için olduğunu düşünüyorum."

      Orochimaru: " Hayır ..."
      Jiraiya: " Hımm ?"
      Oroc: " Hayır, Danzo, Amekagure de isyankar, genç ve güçlü bir oluşum olduğunu ve oraya Hanzo ile olan karşılıklı çıkar ilişkisi adına Anbu göndereceğine dair bir şeyler gevelemiş hatta benim dahil olmamı istemişti ancak benim ilgi alanım dışı idi. Demek o ekip seninkiler ile alakalı idi"
      Jiraiya: " Seni pis yılan bozuntusu !! Bunu benimle daha önceden paylaşsaydın, şu an hem Nagato'nun hem de Naruto'nun yanında olabilirdim, nefret zincirini yeniden örülmeden kırabilirdim O-roc-himaruu ! "
      Oroc: " Hayır, yapamazdın seni şapşal. Dediğim gibi ve seninde şüphelendiğin gibi Pain'in arkasında biri daha olmalı, O her kimse tüm bunları ayarlamış olabilir. Rinneganlı olan Nagato olduğuna göre, o küçük çetenin lideri gibi duran ve dediğine göre Nagato'yu kollayan Yahiko veledini illa ki bir şekilde acımasızca gözünün önünde bir başkasına öldürtecekti. Çünkü aldığım bir başka duyuma göre, çocuk Hanzo hariç olay mahalinde ki tüm anbu ninjaları ve Hanzo işbirlikçilerinin ruhlarını bedenlerinden ayırmış"

      Jiraiya: " Demek Nagato tamda o an, o zaman tch ..."
      Orochimaru: " Dediğim gibi senin ve benim bile bilmediğimiz ikimizin devrinin ve ağının dışında tüm bu olay örgüsünü şekillendiren biri olmalı. O hallolmadıkça bu bir şekilde yaşanacaktı. Ayrıca ölebildiğine göre, kehanetteki çocuğun o olmadığı da açık, yani her türlü senin için bir hüsran ve başarısızlık tablosu olacaktı Ji-ra-iya.
      Tıpkı bir sonraki gözden de olduğu gibi. O gözdene öldüğü gece köye kyuubi'yi getiren ve Minato'yu ölüme sürükleyen her kimse, büyük ihtimal ile akatsukinin arkasında da hatta bu bahsettiğim Hashirama zamanında ki isyanlar ve suikastlerde de pay sahibi."
      /Jiriaya'nın saçları diken diken olur ve burnundan soluduğu hava ateşi harlandırmaktadır./

      Jiraiya: " Oro-chi-maruu ! Öncelikle evladım gibi sevdiğimi bildiğin Yondaime hakkında konuşurken kelimelerini iyi seç, dediklerine gelecek olursak sadece o değil bence Sis köyü'nün kanlı sis olması ve de 4. Mizukage'nin kayıplara karışmasında da o adamın ve işbirlikçilerinin parmağı olabilir. Çünkü tamda o zaman Akatsuki'yi keşfettim ve Su ulusu sınırları içerisinde, özellikle Sis köyüne yakın lokasyonlarda barındıklarını gördüm. Fakat, nasıl olur da bir kişi ya da ekip 100 yıl boyunca terör estirebilir ? Çok mantıksız "
      Orochimaru: " Gene o şapşal duygularına kapılıp, sel olup üstüme gelmeseydin, olanları anlatmaya devam edebilir ve senin o salak bakışlarını aydınlatabilirdim Ji-ra-iya. Ben ölümsüzlüğün peşindeydim yıllardır, her şeyimi buna adadım (Jiraiya'nın yüzü kızgın bir biçimde ekşir). Keza Akatsuki'deki Hidan ve Kakuzu gibi başka şekillerde ölümsüzlüğü bulmuş olanlarda var. Ve yine yakından tanıdığımız Tsunade Senju var.
      Planları, hayalleri ve emelleri uğruna ölümsüzlüğün kapısını dahi aralayabilmek yeterince hırslı, becerikli ninjalar için bir sorun teşkil etmemektedir. O yüzden tahminim bu yüzyıllara yayılan terör birbiri içine geçmiş tek elden gelen bir müsibet olmalı. "

      Jiraiya: " İnsan inanmak istemiyor ancak, düşündükçe ve de tüm bildiklerimi birleştirdikçe , ister istemez mantıklı gelmeye başlıyor. Orochimaru, anlatacaklarına devam et lütfen "
      Orochimaru : " Hmm... uzun yoldan mı olsun yoksa kısa mı ?"
      Jiraiya: "Şu durumda zaman diye bir sıkıntımız yok gibi görünüyor eski dostum."
      Orochimaru: " Nerede kalmıştık... Ha !, Shodai Hokage'nin sonunun nasıl geldiğine doğru geliyorduk değil mi ? "





      VIII. Bölüm: Artık Eminim !


      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      Uzun süredir görüşmeyen ve uzun zamandır düşman olan bu iki eski dost beyin fırtınası yapıyorlardı. Fikirler buluştukça birbirlerine kaçamak bakışlar atılıyordu. Gizemlerin ardındaki gerçekleri kovalayan iki ihtiyar dedektif idi onlar. Sohbet sohbeti, sorular ise soruları doğuruyordu. Orochimaru anlatmaya devam ediyordu. Tan kızıllığı ile gece karanlığı arasında bir renk tonuna hüküm yemiş. Pudra zeminli bu garip diyarda. Ateşin başında hayalet hikayeleri anlatılıyordu.

      Orochimaru:
      - Tabi Madara öldü, 1. Mizukage öldü, karalamalardan ve de gerginliklerden bir şekilde çıkıldı. Her şey köy adına görünürde mükemmel gidiyordu. Hashirama Senju, Tobirama Senju ikilisinin yönettiği köyde bu ikisinden hemen sonra Sasuke Sarutobi gelmektedir. Ondan sonra da Gekko Hyuga, Renzo Shimura ve diğer klan liderleri köy adına çalışmaktalardı. Bunlardan biri de dedem Fukitsurumaru idi.
      - Herşey hayal edildiği gibi gitmekte idi fakat Sınırların belirlenmesi ve de Jinchuuriki dağıtımları için gerçekleştirilen ilk toplantıda ufak pürüzler görülmeye başlamıştır bile, zira güç bozunmayı getirir.

      - Bijuu dağıtımlarında Konoha çok bonkör davranarak sadece bir tane kuyruklu canavar almıştır. Tabi seninde bildiğin gibi Konohagakure en güçlü canavarı, 9 Kuyruklu'yu aldı. Diğer her köy ve ulus ikişer tane aldı. Sadece Kum Köyü bir tane aldı ve de 1 Kuyruklu'yu aldı. Kurak, Sunagakure için para, ağaç ve de silah daha önemli idi. Ayrıca güçlü bir Kuyruklu Canavar'ı zaptedecek askeri güçleri de yoktu.
      - Hashirama Senju, Kyuubi'yi alma konusunda hiç kimsenin sesini çıkaramamasını üç unsur ile sağladı. Birincisi dediğimiz gibi diğer bijuular konusunda olabildiğince adil davranması.İkincisi Bijuuları tek elden zaptedip ehlileştiren ve köylere getiren şahıs olması ve tabi üçüncüsü de potansiyel Kyuubi Taşıyıcısı ile evli oluşu.
      Jiraiya:
      - Shodai-Sama'nın Uzumaki Klanı ile dost oldukları sırada Mito-Sama'ya vurulduğu ve de dillere destân bir aşk hikayesine dönüştüğü anlatılagelir.
      Orochimaru:
      - Sadece o kadar mı acaba, Sarutobi Sensei'nin anlattığı kadarıyla Shodai, Nidaime'ye oranla daha sıcak, daha sakar ve daha rahat biriymiş. Bir bakıma seninle ben gibi Ji-ra-iya kukuku...
      Jiraiya: - Tch !
      Orochimaru:
      - Fakat, bu adam yüzlerce klanı bir araya getirdi, akla hayale gelmeyen bir sistem kurdu, Madara, Tobirama, Sasuke gibi inanılmaz ninjaları yanında tuttu ve hepsi ona saygı duydu. Belli ki, hayalleri için pes etmek nedir bilmeyen inatçının teki idi ve bu sebeple de ne kadar sakar ve şapşal görünse de inanılmaz kurnaz ve zeki olduğunu da düşünmek gerekebilir. Uzumaki kadını ile olan birliktelik sadece bir aşk olmaktan uzak olabilir.
      - Hem güçlü klanlardan birini köyünün sınırları dışında müttefikin yapıyorsun, hem en sağlam mühür tekniklerini ve yaşam gücünü ailene ve dolayısıyla köyüne getiriyorsun. Hem de, köydeki Bijuu kontrol edebilen kişi sayısını üçe çıkarıyorsun. Ve Bijuu'yu bir insana mühürleyip ondan %100 faydalanma fikrini üretiyorsun. Bu kadar tesadüf "destansı aşk" için bile çok fazla.. Belli ki, sana benziyor ama senin kadar salak değil Ji-rai-ya.. ku ku kuku....

      Jiraiya:
      - Her şairâne şeyin içinde bir şeytansılık bulursun zaten. Belki de sevgileri tüm bu fırsatları yakalamalarına olanak sağladı. İnsanlar bir araya geldikçe güçlenirler Orochimaru. Fakat, evet, inanılmaz bir lider ve ileri görüşlü bir adam olduğu doğru. (Bu sırada, Orochimaru'nun, Hashirama'nın hayalleri için, barış için, köyü için neler yapabileceğine dikkat çekmesini dinlerken aklına köyün ve barışın selameti için sevdiği kadını ölüm ile tehdit ettiği anlar gelir.)
      Jiraiya:
      - Her şeyi halledilmesi gerektiği gibi halletmiş işte, buradaki pürüz ne ? Neden insanlar rahatsız olsun ki ? Karalamaların çok daha fazlası edebilecek manada güzel işler başarılmış. Bu toplumu bir arada sakince tutmaya yetmeli idi.
      Orochimaru:
      - Bunu söylemek bana sıkıntı verse de, haksız sayılmazsın köyün delisi (Satô no Kyôki). Belli ki henüz ikimizin de bilgi ağına düşmemiş bir parça var kayıp olan. Yine de hali hazırda bildiklerimizle değerlendirir isek bile, her zaman iyi ve kötü, memnun ve memnuniyetsiz insanların olacağı da bir gerçek. Bunu Shodai bile engelleyemez.
      Jiraiya:
      - e nasıl olaylar Hashirama-sama'nın ölümüne evrildi peki Oro-chimaru. Aramızda konuşmayı en sevmeyen sendin, ne ara böyle çenesi düşük bir ihtiyar oldun. (kısıkca güler) ghehehehe..
      Orochimaru:
      - Sch !
      - Benim klanın kalan yazıtlarında ki şifrelerden çevirebildiğime bakılırsa, uzun süren bir plan ve gerekli ateş gücünü toplamaya yönelik bildirimler var diyebilirim. Kışkırtıcı kim henüz bilmiyorum. Fakat, klanımın belirli bir kısmının buna yardımcı olmadığı kesin.
      - Nasıl bu kadar farklı amaçlara sahip, farklı klanlardan ve farklı inançlardan adam Hashirama'nın işini bitirmek için bir araya geldi bilmiyoruz. Hashirama ve kızının ölümleri, benim klanımı inanç ve düşünce yapısı olarak ikiye böldüğüne şüphe yok. Hyûga Klanından çok daha beter bir biçimde hemde. Annemde bunun kurbanı oldu. Hatırladığım kadarıyla, o tüm Hokage'ere büyük saygı duyan ve köyü çok seven, doğa ile iç içe olmaya bayılan, pasifist biri idi. Yani bu da babamı, hatta daha doğrusu dedemi Hashirama'nın cinayetinde parmağı olanlardan biri yapıyor.

      Jiraiya:
      - Yavaşla yavaşla, Hashirama-Sama'yı öldürmek için kimler bir araya geldi ? Sarutobi Sasuke, Tobirama Senju ve Hashirama Senju'nun olduğu köye gelip, kim "Shinobi Tanrısı" unvanına sahip Shodai-Sama'yı hedef alabilecek kadar çıldırmış olabilir.
      Orochimaru:
      - Kışkırtıcı ve beyin yıkayıcı bir adamın müritleri. Kim bilmiyorum, ancak sadece klandan ziyade tarikat gibi çalışan, tek elden yönetilen cahil bir güruh bu kadar korkusuz ve savruk olabilir. Kendimin, ses köyündeki tecrübelerinden yola çıkarak rahatça bunu söyleyebilirim.
      Jiraiya:
      - Minato'nun öldüğü gece, köye Kyuubi'yi getiren kimdi? O olabilir mi?
      Orochimaru:
      - Bildiğin gibi, bir Bijuu kontrol etmesi için 3 klandan biri olması gerek.
      Jiraiya:
      -Uzumaki, Senju ve Uchiha...
      Orochimaru:
      - O sıralar köyde herhangi bir kuyruklu canavarı kontrol edebilecek bir Senju yoktu. En iyi şansı olan Tsunade bile köy dışında idi.
      Jiraiya:
      - Sanki o bir şüpheli olabilirmiş gibi seni salak yılan !
      Orochimaru:
      - Sadece olan bir durumu belirttim seni şapşal herif. !
      Jiraiya:
      - Uzumaki Klanı adına da ben olmadıklarına eminim diyebilirim.
      Orochimaru:
      - Ooo, Bizim gezgin kayıp kızıl klan, uzumakilere de el atmış. Ciddi misin ? Dünya seyahatin sırasında mı oldu ?
      Jiraiya:
      - Öyle de denilebilir, Uzumakiler olamaz, kalan neredeyse yok, onlarda buna cesaret edemez. Eminim.
      Orochimaru:
      - Nasıl olsa vaktimiz bol, benim hikaye biter bitmez bana senin gezilerini anlatmalısın, anlaşılan ilginç şeyler keşfetmişsin.

      Anlatıcı: Jiraiya yüzü hafif ekşircesine başı ile onaylar. Orochimaru ise buradan çıkabilecek şeyler adına heyecanlanmıştır.

      Orochimaru:
      - O zaman geriye bir tek Uchiha Klanı kalıyor. Bu tünelinde sonunda duran kişinin kim olduğu belli gibi ...
      Jiraiya:
      - Artık eminim !





      IX. Bölüm: Geçmişe Gidilir...


      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      Orochimaru:
      - Huh ?!
      Jiraiya:
      - Artık eminim Orochimaru...
      Orochimaru:
      - Neyden eminsin seni ahmak !
      Jiraiya:
      - Bunu yapan Madara idi ya da onun yetiştirdiği bir Uchiha, büyük ihtimalle senin klanını ve diğer klanları kışkırtan da, 1. Mizukage'ye saldırıyı düzenleyende, bu sayede Hôzuki Klanını Sis içinde yükselmesine sebep olanda Madara. Dediğin gibi yüksek seviyeli shinobiler için ölümsüzlüğün sınırları çok keskin ve net olmayabilir.
      -Bu kadar fazla şeye kadir başka bir intikamcı daha yok. Ayrıca, Shodai-Sama'nın kurduğu her şeye ve Ateşin İradesi felsefesine inanan kim varsa onların miraslarına ve takipçilerine gelmiş saldırılar. Bu kadar tesadüf olamaz.
      -Naruto ve diğerleri çok büyük tehlike de olmalı, orada olmak istesem de, benim çırağıma inancım tam...
      Orochimaru:
      - Buradasın ve hala onları mı düşünüyorsun ?
      Jiraiya:
      - Sen sanki düşünmüyor musun ?

      Anlatıcı:Bu yanıt, ilk başta Orochimaru'ya çok toyca ve de değersiz gelmişti. Bu soru ona yöneltilmemeliydi bile, böyle düşünmekte idi. Fakat, anı sindirdikten sonra tekrar düşününce, gerçekten de Beyaz Yılan Efendisi bile, bu yüzyıllardır terör estiren adamın planına karşı, bir zamanlar arkadaş, danış, hısım bildiklerinin ne yapabileceklerini düşünmeden edemiyordu. Tsunade, Karin, Sasuke, Kabuto aklına gelen bir kaç isimden biri idi.
      Orochimaru, Jiraiya'ya dönüp onda olup da kendinde olmayanları hemen görmüştü ama bunu dile getirememişti. Eski dostunun yüzünde öyle bir bakış vardı ki, sanki üzerinde durdukları pudramsı yeryüzünü kükremesi ile delip, tekrar Konoha'ya dönecekmiş gibi duruyordu. Fakat bir yandan da hafifce sırıtıyor ve Naruto ile ilgili bir şeyler mırıldanıyordu.
      Ne kadar orada olmak istese de, yine onu rahatlatan tek şeyin sevdiklerine olan inancı ve de harcadığı emeklerin boşa gitmeyeceği düşüncesi olduğunu görüyordu. Orochimaru ise kimseye inanmamıştı, inanmak istememişti, ne Hiruzen'e, ne Jiraiya'ya, ne Tsunade'ye ne de başka birisine. Çünkü inansa bile o kişinin de sonunun annesi gibi olmayacağını bilemezdi.
      Arkadaş ve Dostlar edinip onlar ile güçlenmek, onlara inanmaktan önce ölüm denen olguyu denklemden çıkarması gerektiğini düşünmüştü. Ve bu uğurda ki tüm kayıplar bir gereklilik idi. Ölüm'ü durdurmak için bu kadar ölüm değer miydi ? Yoksa Jiraiya gibi ölü iken bile birilerini kurtarmayı mı düşünmek mi gerekliydi ?
      Kafası karışmış ve gözünün ışığı matlaşmıştı. O sırada gür bir ses araya girer.

      Jiraiya:
      - Hoy, Oro-chimaru ! Yine ne tilkilikler peşindesin. (Jiraiya, böyle söylese de aslında içten içe sorduğu sorunun onu boşluğa düşürmüş olduğunun farkında idi.)
      Orochimaru:
      - Ne gibi ilginç olaylar olabileceğini ve de bunların benim için nasıl fırsatlar doğururdu diye düşünmüyorum desem yalan olur sanırım.
      - Haklısın sanırım bu kişi ya Madara ya da onun gözetiminde ki bir bir başka dojutsu kullanıcısı olmalı ya da Sharigan sahibi herhangi biri, fakat muhakkak ki, Madara'nın izlerini takip etmiş.
      Jiraiya:
      - Şimdilik yapabileceğim tek şey, her şeyimi emanet ettiğim velede güvenmek, o yüzden hikayeni bitir. Üstelik, artık bulmacanın kayıp parçasına da sahibiz, hikayeni tamamlayabiliriz.
      Orochimaru:
      - Evet, dediğin yapılabilir. Dediğim gibi, klanımı bölen ve iç savaşa sürükleyen geçmiş budur, kökeni buraya dayanır.
      Jiraiya:
      - Peki Hashirama'nın ölümü ve toplanan ordu, ordu da kimler varmış, nasıl toplanmış ?
      Tsunade'nin dedesi ve anası nasıl öldürülmüşler ?
      Orochimaru:
      - Köy dışında, büyük ihtimalle tuzağa düşürülerek ve de 344 kişilik özel bir ordu yardımı ile ?
      Jiraiya:
      - 344 kişi mi ? Tuzak bile olsa, Sarutobi Sensei'nin "Shinobi Tanrısı" diye anlattığı adam için çok azlar.
      O kadar kişilik bir orduya biz üç efsanevi ninja bile baş geliriz.
      Orochimaru:
      - Klanımın Hashirama ve Konoha karşıtları tarafından yazılan savaş dökümanlarında bahsedilen orduya bakarsak eğer, hayır bu orduyu biz üç efsanevi ninja ve de üstelik ustamız olacak ihtiyar olsa bile alamayız. Yani zirvesinde ki Hiruzen Takımı bile yetersiz.
      Jiraiya:
      - E kimlerden oluşuyor kadroları, madem savaş dökümanlarında yazıyor, söyle bakalım.
      Orochimaru:
      - Benim klanımdan Dedem de dahil olmak üzere darbeci kanatta ki en iyi 20 adam, o zamanki korkusuz liderleriFuyu Kaguya ile beraber Kaguya klanından 51 kişi, o zamanki liderleri Zangetsu Hôzuki ile beraber Hôzuki klanından en iyi 13 savaşçı. Bunların arasında 1. Mizukage'nin danışman koruması ve 3. Mizukage olacak olan büyük kuzenim de var.
      Buz gücü olan gizemli Yuki klanından liderleri Korifu Yuki ile beraber 23 savaşçı. 40 Sahipsiz Samuray, 120 tane diğer küçük köylerden para karşılığı getirilen genin, chunnin ve de tokubetsu jônin ayarında ninja ve 58 tane uzman okçu. O zamanki liderleri Kasabe Hoshigaki ile beraber 10 Hoshigaki klanı savaşçısı. Benim de faydalandığım Jugo'nun klanından 6 kişi ve de Akatsuki'den de tanıdığın Kakuzu.
      Jiraiya:
      - Gerçekten güçlü bir ordu ama Hashirama-Sama ve kızı beraber, nasıl ?
      Orochimaru:
      - Ha unutmadan iki adı sanı bilinmeyen Uchiha diye eklemişler.
      Jiraiya:
      - Ha ?! Madara olabilir mi ?
      Orochimaru:
      - Sanmıyorum, çıkarttığımız sonuçlara bakılırsa daha çok provakasyon yapıp, işe direkt elini bulaştırmamayı seçmiş gibi görünüyor.
      Jiraiya:
      - Peki nasıl olmuş ? Yani nasıl bir tuzak idi, bu insanların Hashirama ile bağlantısı nedir ?
      Orochimaru:
      - Sakinleş masal dinleyen çocuk kılıklı ihtiyar. Her şeyi bende bilmiyorum. Sadece ailemi iç savaşa sürükleyen bölünmenin kökenini, buradan sebeple de Hashirama'nın ölümünde klanımın parmağı oluşunu ve Hôzuki Klanı ile alakamızı öğrenebildim. Bir de savaşın genel hatlarını. Bende on yıllar önce olan her şeyi tamamiyle bilmiyorum.
      Jiraiya:
      - Haklısın, peki şöyle olmuş olabilir mi ?
      Orochimaru:
      - Nasıl ?
      - . . .
      Anlatıcı: İki eski dost kendilerini geçmişin gizeminden gücünü alan güçlü bir sis bulutuna dalmış bulurlar ve de gençlik yıllarından beri ilk defa bir dava üzerinde beraber çalışmanın heyecanı ve keyfi ile muhabbete dalarlar.
      Kızıla çalan lacivert gökyüzü, hiç sönmeyen ateş ve de pudramsı kumların arasında iki ihtiyarın sesleri resmen şekillere bürünüp, hiç yoktan anılar var etmekteydiler.
      Bu sırada biz geçmişe doğru bir yolculuğa çıkalım...

      ---
      Sade işlemeli, açık kahvemsi iricene bir ahşap kapı, sakin ama kararlı bir biçimde vurulur. İçerideki uzun koyu kahverengi saçlı, etrafına enerji saçan, yakışıklı adamdan, tıpkı kendi gibi gür ve neşeli bir biçimde karşılık gelir.
      - İçeri Buyrun .
      Kapıdan beliren, adamında etrafına bir enerji yaydığı kesin, ancak az önce oturan yakışıklı ve neşeli, iri esmer adama göre bu katı, saçları arkaya doğru yatırılmış, ciddi ve kararlı bakışara sahip, standart boylardaki esmer adamın enerjisi daha farklı idi. Diğer iri uzun saçlı esmer adamın enerjisi "Hey ölmeden önce mutlaka benim gibi biri ile tanışmalı ve sohbet etmelisin" derken. İçeriye giren adamın ki " Benimle tanışmak için gerekli kalifiyeliğe sahip değilsen benimle tanışamadan ölürsün" der gibiydi. Sırtında ki dev kılıçda bu auranın yaydığı havayı damgalar nitelikte idi.
      Kapıda beliren adamı gördükten sonra, içerideki gani gönüllü adam heyecanla konuşur.
      - Oh, Sasuke demek geldin ha, sonunda. Özlettin kendini, ayrıca ben sana köy içinde o dev kılıcınla gezme dememişmiydim arkadaşım ?
      Sarutobi Sasuke:
      - Demiştin fakat bunu dikkate almadım. O benim yoldaşım gibidir bilirsin Hashirama. Ayrıca gittiğim görevde de bana lazımdı.
      Hashirama Senju:
      - Yine her zamanki gibisin Sasuke.
      /Sonra birden hissiyatı, çehresi değişir Birinci Hokage'nin ve sorar;
      -Ee şüphelerim doğru muymuş ?
      Sarutobi Sasuke:
      - Kısmen... Hashirama, dikkatli olmalıyız. Bir rüyayı yaşadığımızın farkındayım ancak, her rüya bir kabusa dönüşebilir. Dikkatli olmalıyız.
      Hashirama Senju:
      - Bu geldiğimiz noktaya gelmek için çok canlar yandı ve telef oldu. Bu rüya bir kabusa dönüşmeyecek.
      (Yumruğunu Masaya vurur. Masa hafifçe yamulur ve de vurduğu yerden fidanlar çıkmaya başlar.)
      - Buna izin veremem !!





      X. Bölüm: Babasının Kızı !


      Spoiler Göster
      Bölüm Müziği:


      İki tecrübeli ve idealist shinobi, ahşap ve mürekkep kokulu bir odada sıkı bir tartışma, fikir alışverişi içinde idiler. Kimi zaman daha ince yapılı, çatık kaşlı ve sırtı kılıçlı adam azarlarcasına çıkışıyor. Kimi zaman da uzun saçlı, iri, esmer ve tok sesli olan heyecanlanıp, yeni bir şey keşfetmiş gibi coşku ile bir şeyler anlatıyordu. İkili konuşurken, odaya gümüşi saçlı, delici bakışları ve de kesici bir auraya sahip, içeridekilere nazaran daha genç bir shinobi girer.
      - Anija(abi)... Ah Sasuke-san ! Döndünüz demek.
      Sasuke:
      - Evet Tobirama, döndüm fakat gel gör ki bizde bu abin olacak adama laf anlatmaya çalışıyoruz.
      Tobirama:
      - Bana, günlük işimi anlatıyorsun Sasuke-san
      (Tobirama çok hafiften de olsa sırıtır. Keza Sasuke'de, bu iki keskin sirke birbirinden anlıyorlar, keza mizahlarını da öyle.)

      Hashirama:
      - Sasuke, dediklerini anlamıyormuşum gibi muamele etme bana, anlıyorum fakat bunun için erken olduğunu düşünüyorum.
      Tobirama:
      - Durum nedir ?
      /Hashirama telaşlanırcasına, Sasuke'nin önüne geçip ona kaş göz yaparak uyarmaya çalışır. Sanki Tobirama'nın duymasını istemezmiş gibi./
      Sasuke:
      - O senin danışmanın Hashirama, onunda öğrenmeye hakkı var.
      Tobirama:
      - Nedir o ? hakkım olan ? yoksa...
      Sasuke:
      - Konoha içinde dış mihraklar katılımı dahilinde el birliği ile yürütülen bir darbe girişimi olabileceğinden şüpheleniyoruz.

      // Tobirama'nın yüzü ekşir, kaşları gözlerinin üstüne biner ve adetâ bir kurdun avına saldırmadan önceki o son bakışı Gibi bir hal alır bakışlar. Hashirama telaşlı bir halde araya girer. //

      Hashirama:
      - Yaptığını beğendin mi Sarutobi ? Şimdi gece-gündüz başımın etini yiyecek.
      Tobirama:
      - (Bağırarak) Elbette ! En azından aramızdan biri olası tehditlere kulak kesilse iyi olur.
      Sasuke:
      - Araştırmam sırasında köyde ki bir kaç klanın, dışarda ki bağlantıları ile çok fazla haberleştiğini farkettim. Fakat şu an bilemediğimiz, hangi klan aktif, hangisi pasif olarak Hokage'ye ve Konoha düzenine garez beslemekte ?
      - Zira, Madara öldüğünden beri, Uchiha Klanı bir bilmece, Shimura deseniz savaşta ve kötü zamanda en sadık güçlerimizden biri olsada yönetimde her daim daha fazla söz sahibi olmak isteyen askeri yönetime sıcak bakan bir anlayışları var.
      - Yılanlar bildiğiniz gibi iki farklı fraksiyon ve bize sorun çıkartacak olanı Konoha'ya bayılıyor diyemeyiz.
      Hashirama:
      - Elbette, ufak tefek anlaşmazlıklar, memnuniyetsizlikler olacaktır. Tüm klanlar ve insanlardan yüzde yüz minnettarlık bekleyemeyiz. O sebeple her mırın kırın edeni düşmanımız sayarsak, Köy dışarıdan çok dengesiz görünecektir. Tüm Ninja Köylerinin ve 5 büyük ulus sisteminin kurucusu olan köy olarak bizde pürüzler çıkarsa, herkeste çıkar. Bu hayalin tepe taklak olmasına izin veremem.
      Tobirama:
      - Fakat aniki, eğer yeterince onları sıkıştırmaz isek..
      Hashirama:
      - Yeter. Tobirama, haklı da olsan, ne olursa olsun. İlk onların hamle yapmasını beklemek zorundayız. Aksi takdir de, aktif muhalifleri kontrol altına alalım derken pasifleri de huylandırırız.
      - 2. bir görev daha tertip edeceğim bu konu ile ilgili. Bu işlerin biraz daha detayına girecek ve de köy dışında, dış kaynağı sorgulayacak.
      Tobirama:
      - Eğer yanından ayrılmamı dert etmezsen ben gidebilirim.
      Hashirama:
      - Olmaz. Sen bana burada köyde lazımsın. Ayrıca diğer köyler ile temasa geçip, ortak tavır sergilememiz gerekirse, müzakerelerde olman iyi olabilir.
      Tobirama:
      - Neden, sen fazla gani gönüllü ve mülayim olduğun için mi ?!
      Hashirama:
      - İlla köşeye sıkıştıracaksın yani.. Geçimsiz herif.. Bu tutukluk ile evlenip yuva kuramayacaksın. Beni amca olmadan mahrum edeceksin ha !
      Tobirama:
      - Tch !
      Sasuke:
      - Ben, gidebilirim. Zaten ilk aşamasını ben tamamladım, göreve ve oluşabilecek tabloya karşı hazırlıklıyım.
      Hashirama:
      - Daha yeni uzun soluklu bir görevden geldin sen. Ayrıca bu iş için seçeceğim kişi öyle biri olmalı ki, gerçekten bana ve köye garezi olanları açığa çıkarabilmeli. Onları hataya ve kendilerini açığa vurmaya sürüklemeli.
      Tobirama:
      - Bana hayır dedin. Mito-san ise bir jinchuuriki köy dışına salınamaz. Yoksa !!
      Sasuke:
      - Hashirama, kumarı seversin ama bu kadarı fazla. O olmaz hem böyle gizli bir görev için fazla gürültücü.
      Hashirama:
      - Gerçekten hangi klanın aktif bir biçimde beni yerimden etmek isteyebileceğini açığa çıkaracak tek kişi, bana şantaj yapmalarına izin verecek biri olabilir. Hem o çok güçlü ve kendisini savunabilir. Kendi kurduğu bir ekip ile gidebilir.
      Tobirama:
      - Onun kuracağı ekip, kendi gibi kanı damarında durmayan gençler olur Aniki.
      Hashirama:
      - O zaman Sasuke'ye zahmet olmayacaksa yine sorumlu olarak eşlik etsin.
      Sasuke:
      -ama az önce sen..
      Hashirama:
      - Az önce sende tekrar gidebileceğini söyledin Sarutobi.
      Sasuke:
      - Beni bakıcı olarak mı görevlendireceksin ?
      Hashirama:
      - Hayır seni, görev lideri ve de dava ile ilgili en yetkili kişi olarak atadım. Ayrıca, daha iyi bir işin mi var ?
      - Ya git biraz ergenlik çağı geçip giden evladın Saru'ya vakit ayır. Ya da bu bakıcılık görevini yap. 24 saat Hokage Binasında çalışmandan ya da eski sevdana şiirler yazarak içmenden iyidir. !

      //Sasuke çok keskin ve acı bir bakış atar Hashirama'ya ancak Hashirama'nın hiç bir kası bile oynamamaktadır ve de çok ikna eden katı bir surat ifadesi ile onu takip etmektedir. Öyleki Tobirama bile ortamdan gerilmiştir. //

      Hashirama:
      - Neyse, küçük hanımefendiyi çağırın da yeni görevinin detaylarını öğrensin.
      // Der ve Hashirama odadan çıkar. O çıktıktan sonra Sasuke konuşur. //
      - Haklı ve ciddi olduğunda, senin şu abin gerçekten de haklı ve ikna edici oluyor değil mi ? Ne adam ama !
      - Bazen bu özelliğinden nefret ediyorum (çok ince sırıtarak)
      Tobirama:
      - Abim, belli etmesede hepimizin üzerinde gözü var, hepimizden, tüm köyden haberdar. İstiyor ki herkes olabileceğinin en iyisi olsun. Ah işte ne yaparsın.. hayalperest..
      Sasuke:
      - Neyse çağırtın da gelsin kızcağız. Tehlikeli de olsa, olası düşmanı açığa çıkarmak için güzel plan. Adam kızını yem yapacak kadar köye ve barışa önem veriyor.

      //Tobirama o sırada bir görevliye, malum kızı çağırttırır. Ve geri dönüp Sasuke'ye//

      Tobirama:
      - Merak etmeyin Sasuke-san, abim bir konuda haklı, yeğenim elit bir Senju ve oldukça da güçlüdür.
      //O sırada, Hashirama içeri girer ve hemen Tobirama ve Sasuke'nin nabzını ölçer adetâ. Ve yerine oturur.//
      Hashirama:
      - Sasuke senin seçeceğin üç ninja ve artı olarak'ta arkanızdan gelecek benim tahta klonum da size eşlik edecek tamam mı ?

      // Tecrbübeli Sarutobi, olumlu biçimde başını sallar ve onayını Hashirama'ya bildirir. O sırada kapı çalar ve daha gel denmesini beklemeden enerjik, büklüm büklüm sarı-kumral saçları olan güzel bir kız içeri girer//

      Hashirama:
      - Enerjik olman hoş ama sana kaç defa söyledim. Bu salona girerken usülünce gireceksin diye. Pehh, bana bu kadar benzemek zorunda mıydın Tsurama ?
      Tsurama Senju:
      - Ah Sasuke-Sama ve Tobirama amca da burada (Tobirama'ya sarılır.), ee anlatın bakalım, hepiniz burada toplaşıp etrafa ciddi bakışlar attığınıza göre önemli bir şey var demektir.
      Hashirama:
      - Tsurama, seni olası düzen kırıcıları ortaya çıkarmak adına yem olarak kullanacağım bir göreve yönlendiriyorum.
      Tsurama:
      - NE ?!





      İlk ciltten bu kadar.. Umarım beğenmişsinizdir.
    • Hikaye biraz daha biriksin diye ayak sürüyordum. Şimdi 30 küsür oldu o yüzden rahatlıkla ikinci cildi de yayımlayabilirim diye düşünüyorum...

      Buyrun;

      11. Bölüm: Ata Olan Yılanlar

      Spoiler Göster


      Bölüm Müziği:

      ----------------------

      (Tobirama sertçe öksürür ve Tsurama devam eder.)
      -Yani şey... Beni bu göreve layık gördüğünüz için teşekkür ederim Hokage-Sama.

      Sasuke:
      -Baban seni bu tehlikeli göreve atadığı için kafan karışmadı mı Tsu ?

      Tsurama:
      - Neden öyle olsun ki ? Bende Gizli Yaprak Köyü'nün bir ferdiyim ve de kendini kanıtlamış bir kunoichiyim.

      Hashirama:
      - İşte benim kızım !

      Tobirama ile Sasuke birbirine bakar ve aynı bakışı paylaşırlar. Demek istedikleri de "Baba, kız aynı. Al birini vur
      ötekine."

      Hashirama:
      - Merak etme sana Sasuke amcan ve de onun seçeceği 3 elit ninja eşlik edecekler. (Kızının öz güveni için onu mokubunshin ile takip edeceğini eklemez. Bunu Sasuke'de anlayıp, üstelemez.)

      - Bu gece yola çıkın.

      -----
      Toplantıdan 9 saat sonra gece 01:00 sularında, Konoha köyünün giriş kapısında birileri belirir. 3 erkek ve bir kadın gecenin serin ürpertisi ve de huzurlu sessizliğinde beklemektedirler. Ve bu sessizliği parçalarcasına biri çıkagelir.

      -"Hooy ! Beklettiğim için kusura bakmayın, Babamdan.. ah.. şey.. Hokage-Sama'dan söz almak ile meşguldüm." (der gülerek)

      Gülümseyerek sorar en yaşlıları:

      -"Neymiş bu söz ?"

      Tsurama:
      -"Ben yokken kumar oynayıp, boşa vakit harcamaması tabi ki de Sasuke-Sama"

      Sasuke:
      -" Çivi çiviyi söküyor desene. Hadi gidelim Tsu "

      // O Sırada Sasuke, gözünü sınır kapısının yukarılarına doğru iter. Ve başını sallayıp gözlerini kısarak karanlıkta kibir gölgeye bir şeyler anlatmıştır. Ay ışığı yüzüne vurduğunda o gölgenin gün boyunca kızını göreve göndermek ile hiç bir sorunu yokmuş gibi duran Shodai Hokage Hashirama Senju olduğu görülür.//

      Sasuke:

      - Hazır yol üzerindeyken, sizleri tanıştırayım.

      Tsurama:

      - Chogon'u tanıyorum. Daha önce de beraber görev yapmıştık. Merhaba Chogon-kun.

      Chogon:
      Merhaba Tsu-hime.

      Sasuke:
      - Peki Inorue Yamanaka ve Shikayu Nara'yı tanıyor musun ?

      Tsurama:
      - Evet. Yani kısmen, kendilerini duymuştum. Yamanaka ve Nara klanlarının liderleri olan saygı değer ninjalar.
      Chogon-kun ise lider Chofei Akimichi'in oğlu ve varisi.

      /Dönemin İno-Shika-Cho üçlüsü S seviye bir Jônin ve de Hokage'nin kızı olarak Tsurama'yı selamlarlar. Chogon orjinal Ino-Shika-Cho'nun bir parçası olmaya yeni yeni başlamıştır. Shikayu değerli bir kunoichi idir. Diğerleri ise keza aynı şekilde S sınıfı Jonin olan shinobilerdir. Chogon, Tsurama'dan 2 yaş daha gençtir. Diğerleri ise 9 yaş daha büyüktürler./

      O sırada ekip iyice uzaklaşırken. Hashirama Senju, köy sınırının dışında ağaçların arasındadır.

      Hashirama:
      - Sasuke'ye söylemediğim için kızacak ama sadece bu ekip ile onları salamam. Mokubunshinim ile beraber seni de gönderiyorum. Böceklerini üzerlerine yerleştir miştin değil mi Shira ?

      Shira Aburame:
      - Çoktan istekleriniz doğrultusunda gerekli tetkikler yapılmış ve önlemler alınmıştır Hashirama-Sama.

      Hashirama onaylarcasına başını sallar ve iki elini birbirini tutacak şekilde birbirine vurur ve söyler:

      - Mokubunshin !

      Hashirama 2 tane Mokubunshin yapar.

      Shira Aburame:

      - İkincisi neden efendim ?

      Hashirama:
      - Onun başka işleri olacak, dediğim gibi sen birini al git. Acil bir durumda ben klonum ile yer değiştirim.
      Shira Aburame:
      - Tamamdır.


      ------ Bu sırada, başka bir yerde başka türlü planlar dönmektedir.

      Genç ama bakışkarı kömür karası, ruhu sanki binlerce yıl yaşındaymış gibi eski ve karanlık ufak, tefek tehlikeli bir adam asit fokurtusu gibi sesiyle direktif verir.

      - Haberler doğru, Hokage'nin kızı göreve çıkmış bu onu tuzağa çekmek için tek şans.

      Kalabalıktan birisi seslenir.

      - Fakat yine aynı haberlere göre yanında İno-Shika-Cho ve de efsanevi Sarutobi Klan Lideri ve de Hashirama'nın en büyük yardakçısı Sarutobi Sasuke'de varmış. Eğer saldırırsak ve kızı canlı ele geçiremezsek hepimiz deşifre oluruz. Hiç birimiz Hokage'nin zalim kardeşinin eline düşmek istediğini sanmıyorum.

      Kalabalıktan başka biri konuşur:

      - Evet, o haklı ! Bu çok riskli hem neden uzak akrabalarımız ile birleşip, sonra küçük bir ulusu geçirmek ve de kendi hayatımızı yaşamayı seçmiyoruz anlamıyorum !

      Kalabalıktan galeyana gelenler olur:

      - Eveeet ! Yaşaaa ! Konoha onlara kalsın ! Hokage ile yüzleşmeye değmez ! Yaşamlarımızı başka bir yerde dilediğimizce sürdürebiliriiiiz !

      Tüm bu yükselen sesler kalabalığın sadece bir kısmını oluşturur. Geriye kalanlar, tecrübeli olanlar suskundur.

      İlk konuşan ufak tefek korkunç auralı adam konuşur:

      - Ufak bir ulusu himayemize alsak bile, diğer köylerin tüm desteğini almış ve de elinde Bijuu olan Konoha bizi sağ bırakır mı sanıyorsunuz. Hem de bulaştığımız bunca irili ufaklı çatışma ve provakasyondan sonra haa ?! Hiç sanmıyorum, bizi en başta bile sevmediler istemediler. Şimdi neden farklı olsun ki ?

      Oradan mavilikler içinde yıkanmış yılan gözleri ve de duru teni ve gür uzun kırçıl saçları olan bir adam asasını yere vurarak seslenir:

      - Yeter artık Fukitsurumaru ! Seninle liderliğini paylaştığımız bu klanı bir felakete sürüklemeden önce dur artık. Şimdiye kadar klan içinde iç savaş çıkmasın, Hokage'ye ve onun kurduğu bu güzel köye huzursuzluk getirmeyelim diye sessiz kaldım fakat bugün suskunluğum ile ödüllendirilmeyeceksin !

      - OH ! Demek sonunda gizli sığınağımı da buldun ha Karyumaru !

      // İki yılan birbirine doğru bakmakta ve içeride ki grili-yeşilli sis bu iki yılan arasında gidip gidip gelmekte idi. Bunlar, Orochimaru'nun dedelerinden başkası değillerdi.//


      12. Bölüm: Mavi Yılan Vs Sarı Çıyan

      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:

      -----------------------


      // Kalabalık henüz tarafını belirtmemişti, iki tarafın da en sadık olanlarından oluşan iki ayrı ufak grup hariç, kalabalığın çoğunluğu olacak olanı beklemekte idi. Çünkü, onlar bile biliyordu ki, bu dövüşün sonucu klanın ve onların geleceğini tamamı ile değişebilirdi. Yeşile çalan gri bir sisin altında iki delici bakış havada birbirlerini kesiyordu adeta.//

      Karyumaru:
      - Sanki, bunca zaman benden saklanabiliyormuşsun gibi konuşman beni hüzünle karışıkta olsa eğlendirdi Fukitsu !
      - Bu zamana kadar bu küçük protest eylemlerine devam edebildi isen bu ben izin verdiğim ve seni ihbar etmediğim içindi.

      Fukitsurumaru:
      - Hadi ya !! Bense benimle karşılaşmak için yeterli cesaretin olmadığı içindir diye düşünmekte idim Karyuu !

      Karyûmaru:
      - Bugün yaramazlık ve taşkınlıklarının sona ulaştığı gündür. Bir kaç yıl önce dersini vermiştim, yine aynısı olacak.

      //Karyûmaru elindeki bastona sıkıca tutunur, bacaklarını hafifçe açar ve mavi gözleri iyice parlar. Bununla beraber içerideki herkes mağarayı terkeder. Fukitsurumaru ise parmaklarını dışarıdan sesi rahatça duyulabilecek kıtlama ve gerilme sesleri eşliğinde açar, ellerini birer pençe yapar ve yere doğru çömelir.
      Ellerini ise biri geride biri önde duracak şekilde yüzü hizasında tutar. Loş bir ışığın haricinde içeride parlayan yegane ışık iki yılanın gözleri idi. Biri ürkütücü de olsa okyanuslar gibi engin ve dingin havası olan mavi bir yılan gözü iken, diğeri de ininde pusuya yatmış zehirli bir canavarın can yakan yeşilimsi sarı gözler idi. Ve gözler birbirlerine yakınlaşmaya başlar.//

      / Fukitsurumaru çevikliği ve güçlü parmakları ile biliniyordu. Her bir parmağı ayrı bir yılan başı gibi hareket eden çevik, hızlı ve amansız bir atağı vardı. Karyûmaru ise bastonu ile bôjutsu ve taijutsu karışımı akıcı ve efektif bir dövüş stiline sahipti.
      Fukitsurumaru sağ elini pençe olarak rakibinin suratına basmak istemişti, hatta yapacağı teknik sonucu kırılacak yüz kemiklerinin hesabını yapmanın verdiği neşeyi daha hamlesini yapmadan, yüzünden okumak mümkün idi. Daha tecrübeli ve soğukkanlı Karyûmaru ise Ateş Püsküren Ejder karşısında dahi taviz vermeyen bir şavaşçı gibi idi, tek fark kendisinin de ejderimsi bir yaratık olduğuydu./

      Fukitsurumaru el mühürleri yapmaya başlar. Karyûmaru girişimi engellemekte geç kalır.

      Fukitsurumaru:
      - Bir yılan iki şekilde ölür, ya bir yırtıcının pençelerinde ya da daha güçlü bir yılanın zehri ile. Bende ikiside mevcut Kaaarr-yuuuuuıı ! - Ninpô: dokufuzan no jutsu !

      / Deli yılanın haykırışının yankısı dağılmamışken, tazyikli sarı-mor karışımı sıvı zehir bir ok gibi Karyûmaru'ya yönelmiştir. Sonra Karyûmaru hamlesini yapar. Sakallarının arasından çıkan bir yılan dişinden fırlattığı zehir ile geleni karşılar. İki kimyasalın karşılaşması sonucu havada ufaktan da olsa bir safran, kükürt renkleri karışımı bir toz bulutu oluşur.
      Toz bulutunun içinden bir el feneri gibi önünü aydınlatan iki mavi göz belirir. Bastonu ile rakibinden geç gelen pençe darbesini savuşturur ve boşluğa düşen rakibini, rakibinin direkt yüzü ve ardından gövdesine gelecek şekilde sağ yumruk ve ardından dönerek sol dirsek ile rakibini uçurur.Geriye doğru bir takla sonucu bir Dizi ve bir eli ile yerde biraz sürüklenerek düşmekten kendini kurtarır Fukitsurumaru./

      / Daha sonra alışılmadık bir şey olur, kayaların arasından, çatlaklardan, mağaranın girişinden, tavanından, sarkıt ve dikitlerin arasından bir sürü irili ufaklı, zehirli zehirsiz yılan çıkagelir ve hepsi Karyûmaru'ya doğru saldırırlar./

      Karyumaru:
      - Gerçekten de acınacak haldesin, bir yılan efendisinin, yılanlarca saldırıya uğrayabileceğini mi düşündün. Beni incitebileceklerini mi düşündün, sen ki yılan gözüne bile sahip olmayan sefil bir isyankârsın.

      / Derken, Karyûmaru'nun yaptığı tüm karşıt mühürler ve de göz hareketlerine rağmen, yılanlar gelmeye devam eder. Şok içerisinde ki Karyûmaru devam eder.../

      Karyûmaru:
      - Bu yılanlar normal dürtüleri ile hareket etmiyorlar. Kuchiyose mührü de yapma..dı.. Yoksa ?!

      /Karyûmaru, üzerini arar ve koltuk altı hizasından aşağı doğru belinin biraz üzerinde kuşağının üstündeki mührü görür ve de hemen eliyle kostümünün o kısmını yırtıp atar ve eline topladığı yıldırım çakrası ile yakar.Bu Fukitsurumaru'nun Ninpô: hebimarô fujin tekniği idi. Rakibine yerleştirdiği mühür sayesinde çevredeki tüm yılanlara bir hedef tahtası oluyordu./

      Fukitsurumaru sırıtarak:
      - Çıplak bedenine bırakamadım, bırakmış olsam hem yılanlarım daha hırçın olacaktı. Hem de çıkarman bir miktar etine mal olacaktı.

      Karyûmaru:
      - Zehir sisinin içinde tek pençeni savuşturduğum sırada boştaki elin ile yaptın değil mi ?

      Fukitsurumaru:
      - Geç oldu ihtiyar, artık anlamışsındır ben senden daha zeki,hızlı ve de kurnazım, mavi gözlü gerzek !.

      Karyûmaru:
      - Gerçekten de benden hızlı ve kurnazsın. Fakat ne ihsan ne erdem ne de tecrübe sahibisin ve en önemlisi, elementlere hükmedemeyen, ninja sanatlarını hakkıyla kullanamayan bir shinobi bozuntususun ve sana bugün sanat nedir sergileyeceğim çıyan.

      / Mavi gözlü ulu yılan bastonunu yere vurur ve el mühürlerini hızlıca yapınca tekniğini salar. /

      - Doton: Kokôzan no jutsu !

      /Yerden göğe doğru çapları 50-70cm kadar olan 3 kaya topu yükseldi ve havada asılı kaldı. Fukitsurumaru, gardını almış, kabarmış bir kobra gibi bekliyordu ancak gelen giden bir şey yoktu. Sonra hayal kırıklığı ve alaycılık ile karışık bir şekilde sessizliği bozar./

      Fukitsurumaru:
      -Yaşlanmışsın mavi gözlü çıyan, daha bir tekniği bile tamamlayacak kadar çakranı kontrol edemiyorsun. O içinden koşarak geldiğin zehir bulutu da seni etkilemiş gibi. Hani bana sanatı ve ihsaniyeti gösterecektin ha ?! Seni.....khukıskhukıs

      / Derken, Karyûmaru sabah doğan güneşin diriliği ve dinginliğini andıran o aura ile tek gözünü açar ve tek el mührü ile etrafta ki çatırdamalar arasında bir ejder gibi kükrer. /

      - Ninja Sanatları: Saçılım !

      Bir süre önce yukarı dikilen kayalar bu sürede çapları 1,5 metreyi bulmuştu. Ve büyük bir çatırdama sonrası minik iki ucuda keskin kaya parçaları olarak etrafa yağmaya başladılar. Kalan yılanların hepsi parçalandılar. Belli ki tekniği iki kademeli idi. Fakat daha ilk çatırdama sesleri ile durumu farkeden Fukitsurumaru'da el mühürlerini yapmaya başlar. Buna karşın, bu arada daha hızlı davranan Karyûmaru ikinci bir ninjutsuyu aktive eder.

      Karyûmaru:
      -Çok geç, acemi çıyan ! Dôton: Kabuseikki no Jutsu !
      / Yerden çamurumsu kıvamda bir toprak çok hızlı, sarmal bir biçimde Fukitsurumaru'yu sarmaya başlar. Teknikten kaçamamaktadır, zira yağan keskin taşlar henüz bitmemiştir. El mühürlerini bu yoğun yağış altında bitirmeye çabalıyor fakat, gelen taşlar engel oluyordu. Sonunda onu saran çamur omuz hizasına gelince birden bire katılaşır.
      Ve Fukitsurumaru'nun kollarında çatlaklar, kaburgalarında kırıklar oluşur. Karyûmaru bir adım daha yaklaşırken, hala etrafta ufak tefek son taşlar yağmakta idi. Tüm bu toz,duman ve gürültünün içinde bastonu ile ağırca yanaştı rakibine ulu yılan./

      Karyûmaru:
      - Son sözlerin neler, ey genç lider ?

      Fukitsurumaru kanlar içinde hala aynı parlaklık ile parlayan gözlerini rakibine diker ve sırıtır. Bunun hayra alâmet olmadığını anlayan Karyûmaru bastonuna sıkıca sarılır ve gardını alır. Ve son sözlerini söyler Fukitsurumaru:

      - Kuc-hi-yose no juts-u ! haHauheaHahahısphıshıi...ögh, öghrü.. (öksürük ile karışık hain bir kahkaha)
      / Dumanın ardından tek gözü bandajlı o gözüne tam zıt yönde sol gözünün üst tarafından çıkmış bir karış kadar boynuzu olan diğer taraftaki boynuzu kökten kırık olan, zümrüt yeşili teni üzerinde turuncu lekeleri olan dev bir yılan belirir.
      Yılan, tuzağı parçalar ve sandallarını çıkaran Fukitsurumaru yılanın üzerine çıplak ayakları ile atlar ve adeta onu bir sal gibi kullanır. Hızla giden yılanın üzerinde duran çılgın adam bu sırada geriye sıçramış olan rakibine doğru hızlıca gelmekte ve gelirken de az önce yaptığı zehir atağının benzerini ağzından bir biri ardına gelen kurşunlar gibi çıkarır. Ancak, rakibinin mühürlerini gören Karyûmaru da defansını yeterli hızda aktif eder./

      Karyûmaru:
      -Dôton: Douryuheki !

      /Bir taş duvar atılan tüm zehir mermilerini karşılar. Zehirlerin düştüğü yerlerde ufak oyuklar oluşmuştur. Yılanı Hôda duvarın etrafından dolaşmıştır ve Karyûmaru yılanın başını görür görmez gardını alır. Fakat sahibi üstünde değildir. Arka tarafından iki pençe ona vurur.
      - Gyaahhhh !
      / Bir kürek kemiği ve bir kaburga kemiğine bedel olan bu hata sonucu, bir miktar zehirlenmiş fakat, tecrübesi ile yılan çakrasını kontrol ederek gözeneklerinden zehri dışarı atmıştır. Fakat yinede sersemlemiştir./

      Fukitsurumaru:
      - İşte bu ihtiyar solucan ! Sizler elementlerinize ve de çakralarınıza güveniyorsunuz. Ancak, bir yılanın yegane ihtiyaç duyduğu becerisi güçlü bir zehir ve de kuvvetli bir kavrayıştır. Bunun dışında bir şeyine güvenen her yılan günahkârdır. Ve benim tarafımdan yutulacaktır. hyıeeeeeghghhh !

      Karyûmaru:
      - Sen ve senin batıl, kör inançların. Bir yılanda olsan, etrafında dönen yaşama, doğaya ve bahşedilen enerjiye minnettar olmadıkça gerçek gücü bilemezsin Fukitsu...

      Fukitsurumaru:
      - Bu çok bilmiş, burnu büyük, sakin tavırların beni çıldırtıyor Karyuuuu !
      / Yılanın üzerine atlayan Fukitsurumaru yaralarına aldırmadan amansızca saldırır. Tam yanaştığı sırada yılanın üzerinden atlar. Yılan direkt üstüne doğru saldırır. Yılan'dan biraz daha gecikmeli olarak ise havada takla atıp vücudunu küçülterek ivmesini artıran Fukitsurumaru saldıracaktır. Zaman aralıklı bu çift saldırı, sersemlemiş yaşlı Karyûmaru için zor bir çıkmaz idi. Sonra ikilinin gözleri hariç parlayan bir nesne daha çıktı ortaya...
      Baston/asasından wakizashi (kısa katana/ninjato) uzunluğunda bir kılıç çıkmıştır. Ve içeri vuran az bir ışık onun üstüne vurduğu anda çoktan Hôda'nın kafası kopmuştur. Fukitsurumaru sinirle saldırır ve o sırada konuşur.

      Fukitsurumaru:
      - Sürprizlerle dolusun ihtiyar, fakat en yakınında olan rakibi seçtin ve bu da benden kaçamama nedenin oldu hgehh!
      / İki pençe halinde ardı ardına parmak darbeleri sol omuzdan köprücük kemiğine doğru gelmiş, gelen çatırtı ve kırılma sesleri mağara duvarlarında yankılanmıştı ve Karyûmaru'yu geriye doğru sürüklemişti. Sonuçta, kırılmış köprücük kemiği ve çatlamış omuz başı ile acı çekmekte idi. Fakat, o da pes etmiş değildi. Daha rakibi vururken aktif ettiği tekniğini rakibine doğru korkunç bir gürültü ile kusarken gözleri her zamankinden daha parlak idi. Ve bağırdı !/

      Karyûmaru:
      - Raitôn: Kaminari no Jutsuu!
      / Ağzından kımıl kımıl, mini havai fişekler gibi yıldırım okları kusmakta idi.Dev bir yılanın zehir kusması gibiydi ancak bu sefer zehirli bir sıvı yerine mini şimşekler vardı... Fukitsurumaru bundan kaçamayacak kadar yakındı. Hali hazırda yaralı idi. Yapabileceği tek şeyi yaptı, odaklanabildiği kadar çakrasını o pençemsi ellerine topladı ve gelen atağı elleri ile olabildiğince durdurmaya çalıştı bir yandan da hafiften de olsa bağırıyordu.
      Sonuç; yer yer kemikleri görünen, tamamen yanmış ve bozulmuş iki el. Hatta, dirseğe kadar olan ön kolun rengi bile bordolaşmış idi, üzerinden dumanlar çıkıyor ve etrafta hala cızırdayan minik bir elektrik akımı vardı. /

      Fukitsurumaru:
      - Seni burnu havada öhghö..huı.. mavi gözlü iblis. HaheHaghe ghök högh uhö uhö hürrüh hü .u..ıı..(Kaburgaları kırık iken şeytani gülüş yapmaya çalışır.)
      - Büyük Mavi dedikleri kadar varsın ihtiyar ancak işimi bitirdiğini sanıyorsan çok yanılıyorsun !!

      //O yanmış elleri ile üfleye puflaya, sızıdan yer yer çığlık atarak yavaş yavaş mühürler yapmaya çalışır. Takâti kalmayan Karyûmaru yapabileceği en hızlı ve etkili şeyi yaptı shikomizue tipi kılıcına (baston/asa içinde saklı kılıç/kama türlerinin genel adı.) yıldırım çakrası ekleyerek, karşısında duran ve de gözündeki cehalet ve şiddet dolu ,korkunç, lanetli ışığı biraz olsun sönmemiş olan düşmanına doğru fırlattı.
      Zar zor mühür yapmaya çalışan, yer yer kemiği bile görünen erimiş elleri kılıcı tutmak için yeterince hızlı değildi.Zaten tutsa bile yıldırım çakrası sebebiyle, hali hazırda erimiş elleri yok edecekti. Sol omzunun biraz aşağısından zıpkın gibi giren shikomizue, yıldırım çakrasınında etkisi ile Fukitsurumaru'yu kendinden geçirir.
      Fakat, inatçılığı ve adanmışlığı bir şekilde onu ayakta tutmaktaydı. Sırıtarak elini kılıca doğru götürür. Çığlıklar atarak kılıcı kavrar, omzundan çıkarır, vücudundan gelen kemik, kan ve diğer mekanik sesler eşliğinde, ilk denemesinde düşmesine rağmen ayağa kalkar ve rakibinin bir nebzede olsa ışığı sönmüş mavi gözlerine bakar.. ve derki...//

      Fukitsurumaru:
      - Teknik yapacak enerjim kalmamıştı, ellerim de yılan dişleri tekniğimi yapamayacak kadar fena haldeler. hiheHahiy...Bana bir silah verdiğin iyi oldu pis ihtiyar !

      //Dedikten sonra üstüne doğru koşmaya başlar.Buna karşılık, tecrübeli savaşçı en iyi kozunu oynamaya hazırlanır. Bu final vuruşu olacaktır. Mağaranın içinden gelen sesler,kokular, çığlıklar, kemik sesleri, sarsıntılar dışarıdaki kalabalığın bile beklentilerini aşmıştır ve onların kendi aralarında çıkarttıkları uğultuda mağarayı sarmaktadır. Toz, toprak içinde; zehir, yanık et ve kan kokuları içerisinde bir mavi gözlü yılan ile bir kükürt sarısı gözlü çıyan birbirine son hamlesini yapmak üzeredir.....ki ?!//
      Gök gürlemesi gibi bir ses duyulur:

      - Bu kadar yeter !!
      // Deminden beri ölümüne savaşan bu iki savaşçı bir anda kanları donmuşçasına dururlar. Tam ortalarında gümüşi beyaz saçları ve de yakasında beyaz tüylerden oluşma bir işli kürk olan fırtınalı deniz mavisi zırhı ve keskin göz hattının altındaki kan kırmızısı yüz lekesi olan bir adam belirir. Gelen genç ve kudretli erkek defalarca savaşlara girmiş, onlarca insanı öldürmüş, korkusuz ve de midesi kuvvetli bir shinobidir.
      Ancak o bile içerideki; yanık et, kan ve zehir kokularının karışımından oluşan bu atmosferde göz bebeklerinin büyümesine engel olamamıştır. Eli, kılıfında olan kılıcının kabzasında duran Ak /Gümüş Fırtına sözlerine devam eder. //
      - Yeter ! Karyûmaru-san, şikayetinizi aldım. Fakat, neden anlaştığımız gibi beni beklemediniz.
      Karyûmaru:
      - İşler tahminimden daha kişiselleşmişti, klanın büyük ve 1. lideri olarak hala nelere kadir olduğumu insanlarıma göstermem lazımdı. Yoksa kimse, daha üst bir merci tarafından seçilmiş olmamı yeterli bulmaz ve bir kısım bunu zayıflık olarak görebilirdi. Bu sebeple, sizi yanılttığım için üzgünüm Tobirama-dono.

      Fukitsurumaru:
      - Demek çoktan, konoha büyüklerine bizleri şikayet ettin ve klanını sattın öyle m....

      /Derken lafı boğazına dayanan bir kılıç ile kesilir. Ve karşısında bakışları içinden geçen gür, ak/gümüş saçları ile duran bir Senju belirir./

      Tobirama:
      - Laflarını iyi seç, dua etki seni suç üstünde yakalamadım. Klan içi bir savaştı. O yüzden bugün bu kılıç kafanı omuzlarından ayırmayacak, fakat düzen karşıtlarından birinin sen olduğu kanıtlanırsa... Kafanın bulunduğu konum için kesin bir şey diyemem !

      // Ortamda ki tüm sis perdesi dağılır, resmen pis hava saf çakra ile dışarı itilmektedir. İçerisi temiz orman havasına döner adeta. Mağara duvarları hafiften çatırdar. İşte ormanın senjusu denen klanın özel çakrası ve de en haşinleri Tobirama'nın katı yüzü böyle bir şeydi. Karyûmaru, başını eğip, Tobirama'nın teslim ettiği kılıcını tekrar kınına koyup. Asasından destek alarak vakur bir şekilde yürür ve dışarı çıkınca o mavi gözleri kalabalığa doğru dalgalı okyanus gibi hiddet ve kudretle bakar.
      Arkasından Tobirama'nın göz hapsinde elleri erimiş, kanlar içerisinde Fukitsurumaru çıkar.
      Herkes, onu savaşı kaybetmiş olarak görür. Fakat, bu zehirli engerek için kaybettiği tek şey bir dövüştür aksine yürüteceği harbi henüz kaybetmemiştir. Ve iki ata yılanın kavgası böyle sonlanmıştır fakat, gerilim, hainlik, ikilem ve gizemler yakın zamanda duracak ya da soluklanacak gibi değildir.//
    • 13. Bölüm: Soitha & Boitha

      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:



      // Yılanların birbirini boğmalarının ardından geçen bir kaç saatten sonra eş zamanlı olarak başka bir yer de yeni ve
      riskli görevler için kurulmuş yeni bir ekip. Gece kamp kurmak için durmuşlardı. Fakat, ay ışığının çok az olduğu bu
      uğursuz gece pek de hayırlara vesile olacak gibi durmuyordu. //

      Saçlarının üstü arkaya doğru taralı ve uzun fakat yanları ve ensesi oldukça kısa olan, sapsarı saçlı olan tek eliyle
      mühür yaptı, gözlerini kapadı ve etrafı kolaçan etti ve nazik fakat gür bir ses tonuyla konuştu.

      - Tam karşımızdan ve de yanlarımızdan gelenler var.

      Keskin bakışlı ve sırtında koca kılıç ile gezen tecrübeli adam şaşırdığına dair en ufak bir iz göstermeden cevap verir.

      - Farkındayım Inorue.

      Inorue:
      - Ekibin tamamını bilgilendirmeyelim mi Sasuke-Sama ?

      Sarutobi Sasuke:
      - Shikayu'nun farkettiğine en azından bunu öngördüğüne eminim. Grubun diğer üyeleri ise çok genç, onları telaşlandırıp bir
      hata yapmalarına sebep vermeyelim. Her şeyden önemlisi Tsurama'nın duymasını istemeyiz. O kız söz konusu aksiyon oldu mu
      amcası ve babasından bile daha beter gaza geliyor.

      Inorue Yamanaka:
      - Peki ne yapalım Kaptan (taicho).

      Sasuke:
      - Çoktan kuchiyose dostlarımı ve bir gölge klonumu (kagebunshin) bize en yakın olan birliği gözetlemesi için yolladım. Acil bir şey
      olursa ben onları ya da onlar beni çağıracaklar.

      Inorue:
      - Ne ? Pek... peki ne zaman yaptınız bunu Sasuke-Sama ?

      Sasuke:
      - Heh .. kamp kurmak için durmadan yaklaşık bir 5-10 dakika önce sanırım.

      Inorue:
      - Vay be ! Tamda Sarutobi Klanı lideri Sasuke-Sama'dan beklenebilecek bir hareket. Peki ekibe, özellikle Tsurama -Hime'ye
      hissettirmeden nasıl yaptınız?

      Sasuke:
      -Sizin arkanızda kaldığım sırada sessizce Kage Bunshin yaptım ve ona lokasyonu söyledim.
      Oraya varmadan 30-40 metre kala da maymunlarımı çağırmasını söyledim.

      / Tam o sırada kuzgun karası saçları olan güzel fakat aksi bir kadın şüpheli bakışlar eşliğinde ikilinin yanına gelir
      ve sohbeti böler. /
      - Birbirinizi yağlayıp, ballamanız bitti ise diğer hususa geçelim. Tamam en yakın olanlara kendi ekibini yolladın.
      Peki ya diğerleri için ne yapacağız Yüce Sarutobi ?

      Inorue Yamanaka araya girer:
      _ Hoy oy ! Shikayu, Sasuke-sama bizim üstümüz ve de yaşı aramızdaki en yaşlı 2. kişi olan senden en az 8-10 yaş daha büyük.
      Ayrıca Sarutobiler çok eskiden beridir. Yamanaka, Akimichi ve de Nara klanlarının gözeteni olmuştur. Lütfen daha saygılı
      ol !

      Shikayu yaşını belli eden Inorue'ye doğru öfke ile bakadururken Sasuke sırıtarak araya girer:
      - Çok üstüne gitme Inorue, Shikayu haklı tek bir lokasyona gözcü göndermek ile yırtamayız. Dağılmamız hem aramızda ki gençleri
      huzursuz eder hemde o gençlerden biri olan Tsu'nun dikkatini çeker. O sebeple savunma da kalacağız. Stratejimiz şu olacak;
      ...

      /Strateji sessizce konuşulurken Tsurama şüphelenmişti, zaten babası ve amcasına benzeyen yüksek sezgileri ile o da başka
      çakra varlıklarından haberdar sayılırdı. Ancak, babasının kendisini özellikle atadığı bu özel görevde kendini normalden
      daha çok kontrol ediyor ve işleri her zamanki gibi aceleye getirmemeye çalışıyordu.
      Bu sırada strateji görüşmesi hemen hemen bitmişti. Herkes görevini biliyordu /

      Shikayu:
      - Şartlar düşünülünce bence en işe yarar senaryo bu. Bana uyar yani.

      Sasuke:
      - O zaman sen olası durum için hazır ol Shikayu. Inorue sende yakın çevrede bulabileceğin, mümkünse kanatlı canlı olursa
      daha çok işimize gelir. Herkes tetikte olsun.

      Inorue:
      - Tamamdır. Taicho.

      /Bu sırada ormanın başka bir tarafında 3 ayrı konuşma sesi gelmektedir. Biri Sarutobi Sasuke'nin aynı kıyafet,görünüm ve
      sesine sahip bir insan iken diğerleri onun yarısı denebilecek boyda iki maymun gezmektedir. Sesi kalın ve mizacı sert
      olanın kulağı kesik, kaiı çizik ve göğsü yaralıdır. Diğerinin kulağı delik ve delik kulağında (sol) çift küçük halka
      küpesi vardı. Sesi ise daha neşeli ve gevrek bir tonda geliyordu. Belliki fısırdaşarak bir şey tartışıyorlardı./

      Eli yüzü yara ve çizik dolu, elleri muştalı olan konuştu:

      - Tch ! Bu Sarutobi kendini ne sanıyor. Bize kendi olarak bile çağırmıyor artık şuna bak klonu çağırmış bizi.
      Zaten iyice arayı soğuttu bu aralar şimdi bir de bu ha ?!

      Diğer, elinde sansetsukon ( 3 küçük sopa parçasından oluşan birbirinden ayrılabilir sopa-nançaku karışımı) taşıyan,
      neşeli mizaçlı cevap verir:
      - Önemli bir durum olmasa böyle bir yaklaşım sergilemezdi. Sasuke'yi tanımıyormuş gibi konuşma lütfen Boitha !

      Boitha:
      - Tch ! Aman hep onu kayırırsın zaten Sôytha...

      Klon Sasuke:
      - Hhshhhhh ! Sessiz olun biraz burada gözetmenlik yapıyoruz. Tetikte de durun. Ayrıca, orjinalim Boitha'nın
      kızabileceğini düşündü ve sana bir mesaj iletmemi istedi. Son zamanalarda pek görüşemediğiniz ve de şimdi benim tarafımdan
      çağırıldığınız için kusura bakmasınlar dedi. Boitha'ya yeni aldığı purolardan birini, Sôytha'ya ise başka hikaye
      parşömeni vereceğini söyledi.

      İki Maymun kardeşinin de yüzü güler ve birbirlerine bakar. Tabi Boitha sonra bozuntuya vermemek için "Aman iyi..." deyip geçiştirir.
      Fakat bu neşeli ortam bu üçlüyü gerecek bir takım gürültüler ile dağılır.

      Ve hepsi aynı ağızdan, aynı kelimeyi söyler:


      - Geliyor !


      14. Bölüm: İlk Saldırı ve İlk Tuzak

      Spoiler Göster

      Bölüm Müziği:


      Inorue:
      - Efendim tam hissedemiyorum ancak sizin daha önce bahsettiğiniz yönde bir karışıklık var, bir müdahale gibi.

      /Ağzında ki ilkel puro görünümlü tütününden derin bir nefes çekti.. Bu sırada gözlerini kapattı, aromayı ağzının içinde dolandırdı ve de
      sakin bir biçimde, yavaşça dumanı geri dışarı verdi. Ve konuştu keskin bakışlı,düz saçlı, esmer adam://

      - Kage Bunshinim henüz yok olmadı bu da henüz onları geri çağırmama gerek olmadığı anlamına geliyor. Bekleyeceğiz.

      Inorue:
      - Kaptan, bu gece ay ışığı bile yok neredeyse bu durumda saldırırlarsa Shikayu işe yaramaz hale gelecektir.

      O sırada Inorue'nin arkasından geçmekte olan Shikayu, Inorue'nin omzuna sert bir tane yumruk sallar. Tam ikisi de
      birbirine dik dik bakarken Tecrübeli Sarutobi araya girer:

      - Merak etmeyin, eğer gerçekten saldırırlar ve de bizde karşılık vermek zorunda kalırsa.. Ona ihtiyacı olan ışık kaynağını
      yaratabileceğimi düşünüyorum (bu sırada çok ama çok belirsizce sırıtmaktadır. Buna karşılık olarak Shikayu'da bu
      karizmatik adama bakarken kendisini sırıtır bir halde bulur.)

      / Tam karşılarında bir kaç kilometre uzağında olanlar hiç kıpırdamamış ancak tam sağ ve sol yanlarında olan gruplar
      yaklaşmakta idi. Sağ tarafı Sarutobi'nin gölge klonu ve de kuchiyose hayvan dostları Sôitha ile Bôitha gözetliyordu.
      Sol gurubu ise Sarutobi beklemede idi./

      / Bu sırada bir kıpırdanma olur ve Inorue ile Sasuke anlık bakışırlar. Sonra çalıların arasından tiz bir ıslık gibi
      keskin bir ses eşliğinde arkasında duman topu olan bir kunai gelir. Sasuke'nin sağ eli, arkasında sırtını tamda sağ
      omzundan, sol böbreğine doğru kaplayacak şekilde duran (omuz kısmında kabza, aşağıda ise ucu vardır ve karşıdan
      bakınca kabzasının bir kısmı vede kının uç kısmı görünecek şekilde sırtının çerçevesinden az da olsa taşmaktadır.)
      namlı kılıcı Seiginoko'nun kabzasına doğru gitti, sırtını döndü ve de kılıcının kınıyla kunai'yi durdurdu. Çok hızlı ve
      de zahmetsizce yaptı. Sonra duman patladı ve her yeri grimsi soluk bir sarı duman kapladı. Sonra hızla
      gelenlerin hırıltıları gelmeye başladı.

      Gece zaten karanlıktı birde duman ile resmen herkesin gözüne perde inmişti. Ve Sasuke bağırdı:

      - Çember alarmıııı!

      Bunu duyan Inorue ve Shikayu bunun anlamından oldukça haberdarmış gibi, Chogon ve Tsurama'yı da alıp Sasuke'den
      uzaklaştılar. Bu sırada heyecan arayan ve de amcası gibi gördüğü Sasuke hakkında endişelenen Tsurama, Inorue'ye bağırmaya
      başlar.

      - Bırak beni, neden kaçıyoruz, neden Sasuke amca orada kaldı ?!

      Inorue, biraz sinirli bir biçimde yanıt verir:

      - Temelli kaçmıyoruz sadece, bizi ortadan ikiye bölecek bir saldırıdan uzak durmak amacımız. Bu kadar.

      Tsurama saşırır ve sorar:

      - Saldırı ? Hiç kimseden bir ninjutsu yaptığına dair iz yoktu ki hem olsaydı da kaçardık, neden geri çekildik yahu ?

      Inorue:
      - Gerçekten toysun değil mi ? Bu saldırıdan kaçamazdık emin ol, Çünkü bu saldırı düşmandan değil Sar......

      /Inorue lafına bitiremeden, dumanın içinde sönükte olsa bir metalin parlayışı görünüyordu. Ve sonra daha da parladı
      ve ardından Sasuke Sarutobi bağırdı:

      - Fûton: Seime no Wa !

      / Ardından her şey çok ani oldu. Gözle takip edilir bir şey değildi. Duman anında dağıldı ve dumanın etrafında dönerek,
      yukarı doğru kalktığı merkezin ortasında bir adam kılıcını tekrar kınına sokuyordu. Ve de etrafında yatan 2 canavarın
      ölüsü vardı. Ayrıca çevrede Sasuke'ye her yönden 2,5-3 metre uzaklığında her şey kesilmişti. Kayalar, Ağaçlar, Düşman !
      Bu Sasuke Sarutobi'nin ünlü nagamaki türü kılıcı Seiginoko'ya rüzgâr çakrası ekleyerek kendisi merkezde olacak şekilde
      5-6 metre çapında bir çember yaratıp bu alan içerisinde ki herşeyi saniyeden kısa bir süre içinde kestiği ünlü
      "Yaşam Çemberi" adlı ninkenjutsu tekniği idi. Her şey bittiğinde ağzında ki puroyu çıkarıp dumanını üflemişti. /

      Tsurama, yutkunduktan sonra birazda pişkin bir tavırla devam eder:
      - Demek çember alarmı bu ha ? Öğrendiğim iyi oldu, beni kurtardığın için teşekkür ederim Inorue-san.

      /Tekrar, Sasuke'nin yanına gelirler. Ve yerde yatan canavarımsı şeyler yavaş yavaş birer insana dönüşür. Bir kadın ve
      bir erkek yırtık pırtık, eski entarilerin içerisindedirler. Belirli bir köye ait alın korumalığı ya da standart
      ninja kıyafet ve aletleri de yoktur. /

      Geriye kalan 3-4 taneside ölülerini alıp kaçarlar. Ancak bu yaratığa dönüşebilen, paspal ve fakir ninjalar kimlerdi,
      bunlar nasıl bir klandı ? Bilmiyorlardı, ta ki Sarutobi içlerinden birini alıp, bedenini incelemek için Tobiramaya
      göndermeye karar verene kadar.
      Ve buna karar vermesi ile önde koşan yaratıkların grubunun önüne geçmesi bir oldu. Tüm bu olayların dışında kalan ve
      şaşkınlığını gizleyemeyen Chogon şok içinde ağzını açar:
      - Ne Shunshin ama !

      Bu sırada koşuya başlamadan önce omzuna dokunduğu Shikayu'da koşmaya başlar. Sasuke'nin önünü keserek durdurduğu 3-4
      insanımsı canavarın arkasına geçer.

      Tsurama ile Chogon bunlar ne peşinde diye bakarken, daha önce pek çok kez görev yapmış ikili takım oyunlarını konuşturur.

      Sarutobi, yukarı doğru 2 tane patlayıcı kağıt atar ve gerekliği yüksekliğe gelince tek el mührü ile ikisini de ardışık
      olarak patlatır. Bu da etrafı aydınlık yapar işte o anda kuzgun siyahı saçları, korkutucu ifadesi olan güzel kadın
      devreye girer.

      - Kageshibari no jutsu !

      2 ceseti taşıyan 2 yaratık ışıkta beliren gölgeler sayesinde yakalanmıştı, fakat çok güçlülerdi ve ışıkta azalıyordu.
      Böylece hedefi teke düşürdü. Gölgesinin gücünü artırdı. Diğer yaratıklar kaçmaya başladı ve az önce önlerinde duran adam
      gitmişti. Tam ışık bitip de gölge yok olacakken sürekli arkasında ki kadına bakan insan kılıklı canavar canı öyle yandı ki
      elinde ki ceseti bıraktı fakat bu acı gölge tekniğinden değildi zira teknik kaybolmuştu, fakat teknik zaten gerekli zamanı
      kazanmak içindi. Karnında iki kunai ve o kunaileri tutan gözleri donuk ve sakin adamı gördü. Ve karnında ki yarayla kaçmaya
      başladı.

      Tamda bu cesedi köye, Tobirama'ya nasıl göndereceğini düşünürken birden bire gözleri kocaman oldu Sasuke'nin. Bir
      şey hissetmiş gibiydi. Ekibin geri kalanı ne olduğunu sorduğunda onlara bakmadan yanıt verdi.

      - Gölge klonum yok oldu. Son gördüğü ise karanlığın içindeki iki gölgenin onu kestiği.

      O sıra tekrar gözleri büyüyen Sasuke kendisini toparlar ve de Kuchiyose mührü yapar. Ancak Sôitha ile Bôitha gelmezler.
      Ve ağzından o kelimeler dökülür.

      - Eş zamanlı saldırdılar ! Olamaz !



      15. Bölüm: Sisin Derinlikleri ve 7 Katana

      Spoiler Göster


      Bölüm Müziği:


      Shikayu ile Tsurama, bir nebze de olsa sarsılmış görünen tecrübeli Sarutobi'yi yatıştırmaya ve ona destek olmaya
      çalışıyorlardı. Ancak, Sasuke kendisini toparlamıştı, bu görev için odağını ve de dikkatini kaybetmemesi gerektiğini
      biliyordu. Kampı toparlamışlardı. Sasuke son kez İnorue'den etrafı kontrol etmesini istedi ancak ikisinin de menzilinde
      kimse yoktu.

      Tsurama sağlıklı idi ve grupta da başka bir sıkıntı yoktu, göreve devam etme kararı aldılar. Sasuke bir Kage Bunshin
      yapıp yaratık insanın cesedini Tobirama'ya gönderdi. Ve harekete geçtiler...

      Hafiften tan kızıllığı bulanmıştı gökyüzü, güneş ağarmak üzere idi. Sakin, çiğ düşürürcesine hafif bir serinliği
      vardı bu sabahın, hem güzeldi hem de uğursuz...

      /Aynı zamanda Saklı Sis Köyünde Hôzuki'lerin yurdunda biri kırçıllı siyah ve omuzlarına yanaşmış orta uzunlukta saçları
      olan kesici bakışlı ve yakılıklı bir adam ile, diğer saçları uzun siyah ve yüzü ifadesiz fakat keskin görünen, daha
      genç olan erkek bir şeyler tartışmaktaydılar./

      - Amcam, Ranretsu'nun bunu onaylayacağından emin misin baba ?

      - Saçma sapan konuşma evladım, amcanı düşünerek karar alınacak yerden oldukça uzaklaştık, her şey olması gerektiği gibi
      işliyor. Ağaç yılanlarından gelen haberler iyi idi. Biz de su yılanları yani Hôzuki'ler, plana sadık kalacağız.
      Abimin ve de oğlu Gengetsu'nun müdahaleleri şu an için düşüneceğim son şey... Oltamızla yakalamaya çalıştığımız
      balığa nazaran Abim ve Has Hôzuki ailesi, dev bir atın üzerinde gezinen sinekler gibi kalır.

      - Oltamıza gelmesini istediğimiz balık ? Shinobi Tanrısı'nı mı kastediyorsun ?
      Bilemiyorum baba biz bu işe baş gelebilecek miyiz? Sen Zangetsu Hôzuki bile Kônoha'daki klan liderlerine nazaran
      bir beden küçük gelirsin, daha kendi klanının başında bile değilsin ki ! tıhtıhıth :)

      Zangetsu Hozuki:
      - Nizetsu, Merhum 1. Mizukage'nin koruması olman ya da amcan ile aranın iyi olması beni hiçte bağlamaz. Seni şuracıkta
      parçalarım.

      Nizetsu Hozuki
      - Üzgünüm baba biraz eğleneyim derken ayarı kaçırdım sanırım. Yine de senin beni parçalayabileceğin bir gerçeklik
      bulunmamakta ihtiyar...

      / Babasının tüylerini ürperten bu adam ileride 3. Mizukage olacak olan ve de Jiraiya'nın sıklıkla Orochimaru'ya
      benzettiği adam idi. Babası ise dönemin Alt Hôzuki Ailesi lideri Zangetsu Hôzuki idi.

      Abisi Ranretsu Hôzuki ise Hôzuki klanının hiç bir göç almamış ilk kökenlerinden geldiğine inanılan esas lider idi.
      Zira bu abi-kardeşin anne ve babası ayrı idi. Zangetsu kendisini su yılanı olarak eski yılan kavminin bir uzantısı
      gibi görürken Abi Ranretsu, sadece Hôzuki klanını görüyordu./

      Zangetsu Hozuki:
      - Onu bunu bırakta, Fukitsurumaru'dan haber geldi mi ? Konoha, hareket halinde mi ?

      Nizetsu:
      - Evet bir hareketlenme olduğunu söyledi ancak yeterince takip edememiş, zira diğer lider ile yaptığı dövüş tahmininden
      sert geçmiş. Hashirama'nın görevlendireceği herhangi bir ekibe saldırırken böylece kimse ondan şüphelenmeyecekti, klan
      arası bir dövüşte vurgun yemiş olacaktı çünkü.. Halbuki diğer reyizi kışkırtan da en baştan Fukitsurumaru-san idi.
      Gerçekten de tehlikeli bir herif...

      Zangetsu:
      - Öyle öyle, demek gelişmelerden net bir haber alamıyoruz bu da demek oluyor ki , henüz su ulusu sınırlarına gelmediler.
      Gelirseler nasıl karşılık vermeyi düşünüyoruz.

      Nizetsu:
      - Bu topraklarda satın alabileceğin en iyi ekip ile elbette !

      Zangetsu:
      - Sen şu son yıllarda popülerleşen katana grubunu diyorsun sanırım. Ama onlar Su Ulusu için çalışmıyor mu ?

      Nizetsu:
      - Aslında öyle fakat şu an parayı kim veriyorsa onun için çalışıyorlar.. Ayrıca onlar, sıradan eli katanalı adamlar
      değil. Her biri kendi yaptığı özel bir kılıcı kuşanan 7 kişiden oluşan bir vurucu tim.

      Ve Sis'in 7 katanası olarak çağırılıyorlar.