Işınlanma, Bilimsel Yasalara Göre Mümkün müdür?!

    • Genel
    • makale
    • öngörü/teori

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Işınlanma, Bilimsel Yasalara Göre Mümkün müdür?!

      Filmlerde gördüğümüz ve çoğumuzun hayalini kurduğu ışınlanma, bilimsel yasalara göre gerçekten mümkün olabilir mi?
      Evrenin ne kadar büyük ve ulaşılamaz olduğunu biliyoruz. Teyit edilebilen en hızlı şey olan ışık, sadece bir saniye içerisinde 300.000 kilometre mesafe kat edebiliyor ancak buna rağmen en yakın galaksilere gitmek bile binlerce, hatta milyonlarca yıl sürebiliyor. Eğer uzayda rahatlıkla seyehat etmek istiyorsak ve ulaşılamayan noktalara ulaşmayı düşlüyorsak bunun tek bir çözümü var: ışınlanmak.

      Işınlanmak bir noktadan yok olup, başka bir noktada yeniden var olmaktır. Hızlı seyehat konusunda ışık hızından çok daha yararlı olabilecek olan bu teknolojiyi birçok filmde ve kurguda görmüşüzdür. Sadece bir tuşa basarak ışınlanan insanların bulunduğu bu filmler, sizce bir gün gerçeğe dönüşebilir mi?

      Işınlanmanın gerçekleştirilebilmesi için öncelikle fizik kurallarının karmaşıklaştığı alt dala, kuantum fiziğine göz atmamız gerekir. Maddeyi oluşturan temel parçacıkları ve parçacıkların davranışlarını inceleyen bu bilim dalı, ışınlanmanın mümkün olabileceğini belirten ve bunun bir anlamda ölümcül olduğunu söyleyen iki farklı teoriye sahip.



      Bu teorilerden ilki "kuantum dolanıklığı/dolaşıklığı" adı verilen teori. Kuantum dolanıklığı teorisine göre evrende eş davranan bazı parçacıklar vardır. Bu parçacıklar birbirinden farklı davranırlar ancak asla birbirlerinden bağımsız olamazlar. Örneğin eş parçacıklardan birisi sağa giderse, diğer eş parçacık sola gitmek zorundadır. Işınlanan kişinin bir yerde yok olduğunu ve diğer yerde yeniden oluştuğunu düşünürsek kuantum dolanıklık teorisi ışınlanmanın ve doğru bilgi aktarımının anahtarı olabilir.

      Işınlanma işlemini kuantum dolanıklığı teorisiyle halletmemizin ardında sırada ikinci teorimiz olan "no-cloning teorisi" var. No-cloning teorisine göre bilgi taşınabilir ve bu bilgiye göre aynı parçacıklar, aynı şekillerde oluşturulabilir. Yani ışınlanabiliyoruz (yeeey), ancak bu kısımda teorinin ölümcüllüğü devreye giriyor. Teoriye göre bilginin taşınması sırasında ana kaynak, aynı parçaların başka bir konumda oluşturulabilmesi amacıyla yok edilir. "Yeniden oluştuğum sürece sorun olmaz" diyebilirsiniz ancak burada bilimin açıklamakta yetersiz kaldığı bir noktaya geliyoruz. Bize "biz" olduğumuzu hissettiren şey, bilinç, nasıl işliyor bilmiyoruz. Eğer bilincin işlemesinde parçacıklar görevliyse o zaman bu teori tamamen bize ait anıları olan ve biz olduğunu düşünen yeni bir canlı yaratabilirdi ancak o canlı "biz" mi olurduk? Öyle hissedebilir miydik? Teorinin bu sorulara cevabı koca bir "hayır."


      Kuantum Dolanıklık Teorisi





      Yazımın giriş kısmında bahsettiğim kuantum dolanıklık teorisi hakkında bazı açıklamalarda bulunmak istiyorum. Bazı bilim adamlarına göre (buna Einstein da dahil) bu teorinin gerçek olabilmesine imkan yoktu çünkü onlara göre evrendeki hiçbir şey ışıktan daha hızlı hareket edemez. Bu durumda ya kuantum dolanıklık teorisi ışık hızında gerçekleşecektir, ya da böyle bir teorinin varlığından bile söz edilemez (ki bu bir teori, yani %100 doğru olduğundan emin olmasak da böyle bir olayın var olduğunu biliyoruz ve bunu testlerle kanıtladık).

      Yine de kuantum dolanıklık teorisinin ışık hızından çok daha hızlı gerçekleşebileceğini anlatan ilginç senaryolar da vardır. Örneğin evrenin ortasındasınız ve iki farklı uçta arkadaşlarınız bulunuyor. Birisine kırmızı, diğerine mavi ışık tutuyorsunuz ve ışıklar onlara ulaştığı an birbirleriyle haberleşerek renklerini öğrenecekler. Eğer ışık tutmadan önce arkadaşlarınıza "birinize kırmızı, diğerinize mavi ışık göndereceğim" derseniz bu sefer iki arkadaşın etkileşimi çok daha kolay olur çünkü onlara ışık gittiği anda karşı taraftan gelecek olan bilgiyi beklemek zorunda kalmazlar.

      Kuantum dolanıklık teorisi de bu şekilde işliyor olabilir çünkü birbiriyle eş olan parçacıklar her zaman birbirlerine bağlı olarak hareket ederler ve kendilerine gerekli olan bilgili aldıktan sonra karşı taraftan haber beklemek zorunda olmayabilirler. Kuantum dolanıklık teorisi hakkında öğreneceğimiz yeni bilgilerle bu sorumuzun cevabına ulaşabileceğiz. Belki de (umarım) bazı bilim adamlarının söylediği gibi ışık hızından tam 10.000 kat daha hızlıgerçekleşiyor olabilir.

      Kaynak: webtekno.com/bilim-haberleri/i…-mumkun-mudur-h15689.html

      Sizleri güzel bir videoyla başbaşa bırakıyorum :rolleyes:

    • Bir yanlış anlama mevcut. Kuantum dolanıklığında bilgi yine ışıktan hızlı hareket etmiyor, hatta dışsal bir bilgi aktarımı yok. Bu yüzden ışınlanmaya bir aracı olamaz. Aşağıdaki linkler daha iyi açıklıyor. İlkinde, popülarize ve basitleştirilmiş bir açıklama var, ikincideyse fiziksel temelleri daha detaylı anlatılıyor.

      quora.com/Does-quantum-entangl…y/answer/Bill-C-Riemers-1

      physics.stackexchange.com/ques…ory-of-special-relativity

      Düzenleme: Bilgi aktarımı üstüne bir yanıt.

      quora.com/Using-a-number-of-Qu…s/answer/Mark-John-Fernee

      Düzenleme 2: Bir başka açıdan açıklama.

      quora.com/Using-a-number-of-Qu…ts/answer/Viktor-T-Toth-1

      Düzenleme 3: Cevabını attığım son kişi, Victor T. Toth, bayağı güzel açıklamalar yapıyor bu tarz konularda. Klasik popüler bilim açıklamalarının biraz ötesinde bir şey istiyorsanız, iyi bir kaynak.
    • @Tony Stark @Earendill @Feindbild Bu konu hakkında fikirlerim ışınlanma makinesini bir fare üzerinde denemişlerdi.Fareyi makineye yerleştirip Çine ışınlamışlardı.Fareyi ışınladıkları yerde ölü olarak buldular çünkü içindeki moleküller ayrılınca geri birleşmesi olanaksız oluyor.Yani maalesef imkansız gibi dursada gelecekte bilim insanları bununla ilgili bir şeyler yapabilir :thumbup:
    • MrSpace yazdı:

      @Tony Stark @Earendill @Feindbild Bu konu hakkında fikirlerim ışınlanma makinesini bir fare üzerinde denemişlerdi.Fareyi makineye yerleştirip Çine ışınlamışlardı.Fareyi ışınladıkları yerde ölü olarak buldular çünkü içindeki moleküller ayrılınca geri birleşmesi olanaksız oluyor.Yani maalesef imkansız gibi dursada gelecekte bilim insanları bununla ilgili bir şeyler yapabilir :thumbup:
      Nerede okudun bilmiyorum ama böyle bir şey yaşanmadı :D
    • MrSpace yazdı:

      @Feindbild @him Ben bunu sosyal medyadan okumuştum sizinle paylaşmak istedim, doğruluğunu pek bilmiyorum fakat moleküllerin birbirinden ayrılınca geri birleşmesinin olanaksız olduğunu biliyorum :thumbsup:
      Şimdi öncelikle ışınlama diye birşey henüz teknoloji sınırları içinde mümkün değil. ışınlamaya en yakın şeyi Cern'de proton parçacıklarını neredeyse ışık hızına kadar hızlandırarak yapıyoruz ama bu da günler ve haftalar alabiliyor yüklemek istedikleri enerjiye göre değişiyor.

      Eğer birşeyi moleküllerine ayırırsan elbette eski haline getirmen neredeyse imkansız. Moleküller arasındaki bağları zayıflatmak için yüksek miktarda enerji gerek, birini moleküllerine ayırırsan buharlaştırmış olurdun teknik olarak ve o insan buharını eski haline getiremezsin.

      Işınlama iki türlü mümkün olabilir.

      Eğer birgün solucan deliklerinin varlıklarını doğrular ve de kendimiz kullanabilirsek bu solucan deliklerini dünyanın bir ucundan diğer ucuna gidilenilir.

      İkinci yöntem de entanglement parçacıklarla mümkün. Eğer sen tum halinle analiz edip, 100% aynı kopyanı dünyanın öbür ucunda tekrar bir araya getirip eski seni öldürürsek teknik olarak ışınlanmış olursun.
    • ugur_tatli yazdı:

      İkinci yöntem de entanglement parçacıklarla mümkün. Eğer sen tum halinle analiz edip, 100% aynı kopyanı dünyanın öbür ucunda tekrar bir araya getirip eski seni öldürürsek teknik olarak ışınlanmış olursun.
      Kuantum dolanıklığı bildiğim kadarıyla öyle işlemiyor. Bir "ışınlanma" söz konusu değil. Şu mesajda açıklamaları var.

      sosyal.kahramanbaykus.com/inde…BCr/&postID=4263#post4263

      Belki ben yanlış anlamışımdır. Öyleyse açıklar mısın?

      Düzenleme: Zaten dediğin durum olsa bile, yine bir ışınlanma söz konusu değil. Dolanmış parçacıklar yoluyla klonlama var. Dolanmış parçacıklar ışıktan hızlı bilgi iletimi sağlamadığına göre ve aşağıdaki kısma göre bir ışınlanma durumu yok.

      Spoiler Göster

      You could imagine A and B are light years apart. At station A, I have a man with a telegraph button. When it is pressed beam A is measured, and we get a bright dot at station B almost instantly. When the it is not pressed we get a diffraction pattern on the screen from beam B. So on station A the person on the telegraph types out a message in morse code. On station B it is received instantly. Walla, faster than light communications right?

      Well not really. When I said we did that experiment I lied. It was a varation intended to prove whether the interference pattern formed or not. But there is no evidence it actually causes information to be sent. You see part of measurement is being able to filter which photons passed you measurement. It turns if you where on station B you would keep seeing a differaction pattern. Only if you tag each and every photon, you would find any of the photons that passed the measurement at station A went to the center of the screen. However, just the right number passed the measurement so you still see the same overall pattern across many photons. Only be comparing lists with station A can station B determine there was a message...

      A photon in beam B is instantly effected, but we don't know which photons in B are instantly effected if there are enough to send information. So no message can be sent. Right? Well that would appear to be the case, but in truth we don't really know that for certain one way or another, we just know the experiments we have done do not allow instant transmission of information but they do allow quantum cryptology.
    • @Feindbild
      Şimdi şöyle birşey var, ipotetik bir örnek yapıyorum öncelikle onun bilinmesi gerek.
      Diyelim ki öyle bir teknolojimiz var ki insan vücudundaki her bir quarkın,elektronun, atomun, molekülün entanglementını dünyanın bir başka ucunda aynı şekilde oluşturabiliyor. İki insan da aynı quantum state'e sahip olursa klonlanmış olur.
      Brian Greene'nin The Fabric of the Cosmos kitabında microdan macroya bu ışınlanmanın yapılabileceğini anlatıyor. 4. parça 15. kısımda.

      Yalnız tüm bu hikaye ideal koşullar harici imkansız. Parçacıkların aynısını başka bir yerde oluşturmak harici o parçacıkları bir araya getirmek küle dönüşmüş bir odunu yanmadan önceki haline getirmekten farksız.
      Mümkün eğer tüm veri varsa elimizde ama neredeyse imkansız.
    • ugur_tatli yazdı:

      @Feindbild
      Şimdi şöyle birşey var, ipotetik bir örnek yapıyorum öncelikle onun bilinmesi gerek.
      Diyelim ki öyle bir teknolojimiz var ki insan vücudundaki her bir quarkın,elektronun, atomun, molekülün entanglementını dünyanın bir başka ucunda aynı şekilde oluşturabiliyor. İki insan da aynı quantum state'e sahip olursa klonlanmış olur.
      Brian Greene'nin The Fabric of the Cosmos kitabında microdan macroya bu ışınlanmanın yapılabileceğini anlatıyor. 4. parça 15. kısımda.

      Yalnız tüm bu hikaye ideal koşullar harici imkansız. Parçacıkların aynısını başka bir yerde oluşturmak harici o parçacıkları bir araya getirmek küle dönüşmüş bir odunu yanmadan önceki haline getirmekten farksız.
      Mümkün eğer tüm veri varsa elimizde ama neredeyse imkansız.
      O kısmı okuyunca tekrar bir yorum atarım. Kitabın Türkçe versiyonuna sahip olan varsa, bahsedilen 4. değil 5. kısımda 15. bölüm.