Beyni Bilgisayara Kopyalamak Mümkün mü?

    • Genel
    • Anket
    • makale

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Beyni Bilgisayara Kopyalamak Mümkün mü?

      Ölümsüzlük Mümkün Olabilir mi? 2
      1.  
        Evet (1) 50%
      2.  
        Hayır (1) 50%
      3.  
        Fikrim Yok (0) 0%
      Rus internet milyoneri Dmitry Itskov, insan beynini bir bilgisayara yüklemeyi mümkün kılarak, kaderimizi tamamen değiştirmeye hazırlanıyor. “Önümüzdeki 30 yıl içinde hepimizin sonsuza kadar yaşayabileceğinden eminim” diyor.



      Bugün için kulağa imkansız görünse de iş dünyasını kendini insanlığa daha faydalı bir işe adamak için terk ettiğini söyleyen 35 yaşındaki Itskov’un ciddiyetinden şüphe yok. “Ben yüzde yüz eminim ki bunu başaracağım, aksi takdirde bu işe başlamazdım” diyor. İnsan beyni ve bilincini bilgisayara aktarmak nefes kesici bir düşünce. Peki ama bu yapılabilir mi?


      Süper bilgisayarlar

      Bu konuda bilimin geldiği nokta ise biraz karmaşık. Bu soruya verilebilecek cevap hem evet, hem de hayır. Aslında her şeyin biraz zamana bağlı olduğunu söyleyebiliriz. İnsan beynindeki sinir ağlarının son derece karmaşık olduğunu zaten biliyorsunuzdur.


      Son dönemde, bilim insanları 705 bin işlemci çekirdeğine ve 1.4 milyon GB RAM’e sahip bir bilgisayar kullanarak insan beynin aktivitesini taklit edebilmeyi başardılar, ancak verileri bir saniyelik beyin aktivitesinde sıkıştırmak böylesi güçlü bir bilgisayar için bile tam 40 dakika sürdü.




      Bilinci taklit etmek

      Beynin sonsuz bir karmaşık yapısı var. Bir nöronun ateşlenmesi bile son derece karmaşık. Milyarlarca nöronun da sürekli çalıştığını düşünürseniz bu işin içinden çıkılmaz bir kalabalık yaratıyor.



      Öncelikle bilinci taklit etmek için, beynin tam olarak nasıl çalıştığını bilmemiz gerekir. Birbiriyle ilgili veri yığınlarından oluşan devasa bir koleksiyon mudur? Peki ya duygular? Mantık oluşturma süreçleri? Anıların biçim değiştirmesi, rüyalar…


      Kuantum bilgisayarlar

      Bilincin gizemini anlamak için bir aralık bulmamız gerekiyorsa, mevcut hesaplama sistemleri ile imkansız olan biyolojik fenomeni eksiksiz olarak taklit etmeliyiz.


      Kuantum bilgisayarlar olaya girdikten sonra, bu biraz daha erişilebilir olacak, ancak bilinci bir bilgisayara aktarmak mevcut teknolojiyle on yıllarca, hatta yüzyıllarca sürecek gibi görünüyor.

      Bir yandan da yapay akıllı sistemler ortaya çıkıyor ve bizim için karmaşık mekanizmaları inceliyor. Yapay zeka sistemleri geliştikçe de bu süreçler daha da kısalacak.

      Doğrusunu söylemek gerekirse, şu anda bilinç yaratamıyor veya bir bilgisayara aktaramıyor olsak bile, yarattığımız makineler bunu bir gün yapabilecek demektir.




      İnsan beyni de bilgisayar gibi

      Öte yandan birçok nöro bilimci, insan beynine tıpkı bir bilgisayar gibi yaklaşıyor. Beyindeki tüm girdileri, duyusal verileri, hesaplamalar yoluyla çıktılara, davranışlarımıza çevirmeyi düşünüyorlar.



      Zihni bir bilgisayara yükleme fikri için teorik argümanlar da burada başlıyor. Eğer bu süreç eksiksiz biçimde haritalanabilirse, beynimizin tamamı barındırdığı verilerle ortaya çıkan kişisel zihnimizle birlikte bir bilgisayara kopyalanabilir.



      Bu noktada kafalarda bir soru daha oluşması doğal elbette; beynimizi kopyalasak bile fiziksel bedenimize bağlı olan zihnimiz öldüğü zaman yine ölmüş mü olacağız?

      Beynimizin barındırdığı verilen bir kopyasının bir bilgisayarda bulunması, belki ilerleyen zamanda yapay beyinlere transfer edilmesi ve bu yapay beyinlerin de başka vücutlara nakledilmesi mümkün olsa bile bizi biz yapan gerçekte ne olacak?


      Hawking: Ölümsüzlük mümkün



      'BEYNİ BİLGİSAYARA KOPYALAMAK MÜMKÜN'

      Hawking bu soruyu "Bence beyin bilgisayar gibi bir program. Dolayısıyla teoride beyni bilgisayara kopyalamak mümkün. Bu sayede bedenen öldükten sonra bile bir yaşam formu oluşturulabilir. Ancak şu anki imkanlarla bunu gerçekleştirmemiz mümkün değil" diye yanıtladı.

      Yaşam enerjisini mizah duygusuna borçlu olduğunu söyleyen Hawkıng'den bir de itiraf geldi. "Bir süper kahraman olmayı seçecek olsam Superman olurdum. Superman'de bende olmayan her şey var" diyen Hawking, yaşam öyküsünün diğer insanlara ilham kaynağı olmasını umduğunu dile getirdi.


      Kaynak: indigodergisi.com/2017/11/beyin-bilinc-bilgisayara-aktarma/

      BONUS:

      Mesaj düzenlendi 1 defa, son düzenleyen Tony Stark ().

    • Daha geçen gün @Sae ile bunu konuşmuştum. Benim fikrim şu.

      İnsanın beynini bir yere kopyalamak, adı üstünde, sadece bir kopya yaratmaya yarar. Bu yüzden sentetik bir ortamda bu tarz kopya yaratmak, kişinin kendisi için bir sonsuzluk yolu değil. Ancak işin başka bir yolu var. Beynimiz organik moleküllerden oluşuyor ve bu moleküller, insanın ömrü boyunca sürekli yenileniyor. Bu yenilenen molekülleri bir şekilde sentetik olanlarla değiştirebilirsek, beynin kendisini sentetikleştirmek mümkün. Böyle olunca, beyni bir ağa bağlayabiliriz.

      Bu, daha farklı yollarla da denenebilir çünkü sindirim sisteminin ve daha bir çok metabolik yolizinin bu sentetikleştirme için ayarlanması gerekir.

      Elbette bu olasılıkların hepsi çok uçuk şeyler. Ancak ben bu "sanal ölümsüzlük" denen şeye, kopya yaratarak ulaşmaya çalışmanın beyhude olduğu fikrindeyim. Nuh'un Gemisi felsefi durumunda olduğu gibi, beyni parça parça, yavaş bir şekilde sentetikleştirmek asıl yöntem olacaktır.

      Tabii, bunlar sadece sentetikleştirme üstünden giden yollar. Yaşlanma üstüne pek çok biyolojik araştırma da mevcut ki bunlar da farklı bir yol sağlıyor. Yaşlanma bir yerde genetik olarak programlı, bir yerde de fiziksel süreçlerin organizmaya zarar vermesinden kaynaklanan bir süreç. Örneğin reaktif oksijen türleri (ROS) denilen moleküller, hücre strese girdiğinde daha fazla üretiliyor. Hücreye zarar veriyorlar. Ancak ROSlar, oksijenli solunum yaptığımız için oluşan yan ürünler. Yani tamamen kurtulmak gibi bir şansımız yok (ki düşük düzeylerde olduklarında, çok önemli görevleri de var zaten).

      Konu gayet güzel ve ilgi çekici. Ancak Hawking gibi kişilerin bu konuda otoriteymiş gibi haberlere konulmalarını sevmiyorum. Bilim haberciliği yapan değil de, geleneksel medyada Hawking gibi figürlerin fikirlerini son sözmüş gibi aktarma diye bir durum var. Oysa Hawking'in bu konuyla uzaktan yakından hiç bir uzmanlığı yok. Nöral ağ, nöroloji, biyoloji, yapay zeka vb. alanlarda çalışan kişilerin fikirlerini aktarmak ön planda olmalı. Celal Şengör ise iyice kel alaka kalıyor :D

      Not: Kaynağı da ekleyebilir misin yazıya?

      Not 2: Gerçi düşününce, sentetik olanlarla değiştirmek hayatı yeniden tasarlamak oluyor. Böyle bir şey de çok kapsamlı ve zor bir şey. ROS olmasa bile, başka yan etkiler olacaktır ve yine, fiziksel süreçlerle bir aşınma olacaktır. Belki de, biyolojik olarak yaşlanmayı çözmeye çalışmak en iyi seçenek. Amaç ölümsüzlükse, şu anki bilgimizle öyle olduğu kesin zaten. Yaşlanmaya dair bildiğimiz şeyler, dijital bilinç oluşturmaya yönelik olandan çok daha fazla. İleride değişir mi, söylemesi zor.

      Not 3: Yaşlanmayan (veya çok çok yavaş yaşlanan) organizmalar zaten mevcut.

      Not 4: Biyolojik yaşlanmayla alakalı daha fazla şey öğrenmek isteyenler, Hayflick Limiti denilen olaya bir bakabilir.

      Wiki sayfası

      Türkçe bir kaynak
    • Tam tersi yani bilgisayar üzerinden beyne veri aktarımı çok hoş olurdu.

      Mesela dünyanın bilinen tüm dillerini biliyorsunuz. Birisiyle konuşmaya başladınız siz A dili ile konuşurken karşıdaki Z diliyle konuşuyor ancak ana diliniz gibi anlıyorsunuz.

      Tıp ile ilgili bilinen her şeyi herkes biliyor, tanıyı kendiniz koyuyorsunuz. (Çoğu konuda kendini tanı veya tedavi zor veya mümkün değil yine de)

      Bütün kitapları okumuş olmak, bilinen tüm tarihi bilmek gibi çok iyi olurdu.

      Örnekler artırılabilir epey.