Psikopati ve Genetik Sebepleri

    • Genel
    • makale
    • Psikopati ve Genetik Sebepleri

      Psikopati Nedir?

      Psikopati, empati eksikliği, sosyal duyguların -utanma, suçluluk, mahcubiyet gibi- yokluğu, sorumsuzluk, aşırı özgüven, içten olmayan konuşmalar yapma, dikkat daralması, bencillik, şiddete meyil, impulsif davranışlar ve gelecek için plan yapmada yetersizlik gibi semptomların görüldüğü bir kişilik bozukluğudur. Azalmış pişmanlık duygusu ve zayıf davranışsal kontrol (impulsiflik) ile karakterize edilmektedir. Psikopatların dikkat çeken antisosyal bir özelliği, para, cinsel hedefler ya da statüyü arttırmaya yönelik araçsal davranışlarıdır. Bu, psikopati ile ilişkilendirilen patolojinin sosyalliğin önüne geçtiğine işaret etmektedir. Empatiyi teşvik eden pozitif ebeveynliğin, cezalandırma-bazlı negatif ebeveynliğe kıyasla, daha az antisosyal davranışlara yol açtığı iyi bilinmektedir. Bu, psikopatinin geçtiğine dair bir işaret değildir fakat toplumda daha işlevsel olmalarını sağlar.



      (Psikopatların, insanlar arasına karışmak için oluşturdukları sosyal "maske" ünlüdür.)

      Psikopati, antisosyal bir bozukluk olarak tanınmaktadır ve kimi zaman sosyopati ya da antisosyal kişilik bozukluğu (Antisocial Personality Disorder, APD) ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Kimi kaynaklar ise bu üçü arasında bir ayrım yapmaktadır, ki pratik bir yaklaşımdır.

      Psikolog ve psikiyatristlerin kullandığı Mental Hastalıkların Tanısal ve İstatistiksel Rehberi (DSM IV) kitabı, APD adlı bir kategori içermektedir. Ancak, bu kategori, antisosyal davranışlar için geniş bir skaladır. Psikopatinin, bu kategoriye giren kişilerin sadece beşte birini içerdiği düşünülmektedir. Aynı zamanda, kimi kaynaklar psikopatiyi daha çok genetik ağırlıklı bir bozukluk olarak görürken, sosyopatiyi daha çok çevresel etken kaynaklı bir bozukluk olarak ele almaktadır. Başka bir deyişle, sosyopati çocukluk veya ergenlikteki kötü tecrübeler tarafından tetiklenmektedir fakat psikopati, doğuştan itibaren vardır. Başka kaynaklar ise, genetik ağırlık olan kategoriyi "primer/birincil psikopatlar" olarak ele alırken, çevresel olanları "sekonder/ikincil psikopatlar" olarak ele almaktadır. Yani, bu iki tip kesinlikle vardır fakat adlandırılmaları değişmektedir.

      Psikopatlar, sevgi veya utanma gibi duyguları hissedemez fakat bu, hiç bir duyguyu hissedemedikleri anlamına gelmez. Aynı zamanda, psikopatların işlevsellik seviyesi de değişkendir ve sadistik kişilik ile karıştırılmamalıdır.

      Kimi Genetik Unsurlar

      2010'de gerçekleştirilen bir meta-analize (bir konuyla alakalı pek çok yapılmış çalışma ve makaleyi inceleyen bir analiz) göre, APD'deki değişkenlerin %56'sı genetik etkilerle açıklanabilmektedir. Bu analiz doğrudan bir şekilde psikopati üstünde olmasa da, APD grubuna giren her beş bireyden birinin psikopati gösterdiği unutulmamalıdır. Aynı zamanda, aşağıda bahsedilecek olan genetik unsurlar antisosyal davranışlara katkıda bulunmaktadır ve bunların, psikopatide rol oynadığı bilinmektedir.

      COMT

      240 çocuk üstünde yapılan bir çalışmaya göre, belli bir COMT alleline sahip kişiler, daha yüksek antisosyal davranışlar sergilemiştir. Bu allel sonucu üretilen COMT türevi, prefrontal korteksin gelişimine etkiyerek, agresif impulslar üstündeki kontrolu azaltmış olabilir.

      MAOA



      (MAOA geni)

      MAOA ya da diğer adıyla MAO-A'nın düşük aktivitesi psikopatik semptomlarla ilişkilendirilmiştir. Kendisiyle aynı isimdeki proteini kodlayan bu gen, X kromozomu üstünde bulunmaktadır. X kromozomu üstünde olması, neden erkeklerin kadınlara göre daha agresif davranışlar sergilediğiyle ilişkili olabilir.

      MAOA ve aynı aileye ait MAOB proteinlerinin, nörotransmiterleri ve besinsel aminleri okside etmesi normal zihinsel halin sürdürülmesi için önemlidir. Düşük miktarda MAO aktivitesi ve MAOA genindeki mutasyonlar, şiddet içerikli, suçlu davranışı ve impulsif davranışlar ile ilişkilendirilmiştir.

      Dahası, MAOA genotipiyle ilgili bulgular, birden fazla araştırmada tekrarlanabilmiştir.

      MAOA'daki düşüş prefrontal korteksteki sinyalizasyonu bozar ve bu dürtülerin kotrol edilememesi, şiddet artışıyla bağdaştırılmıştır.

      Serotonin Taşıyıcısı

      2004'teki bir çalışmaya göre, serotonin taşıyıcısı promotör geni (5-HTT) ve impulsif şiddet arasında bir ilişki bulunmuştur. Bu gendeki belirli bir değişiklik, popülasyondaki şiddetli davranışları tahmin edebilmiştir. Kendi başına bu davranışları tamamen açıklayamasa da, bu genin daha büyük bir tablonun parçası olması muhtemeldir.

      Tartışma ve Sonuç

      Amigdala ve frontal bölgelerdeki moleküler mekanizmalar ve psikopati arasında bir ilişki olduğu görülmektedir. Örneğin, MAOA'daki değişim, prefrontal korteksteki sinyalizasyonu bozar ve COMT geni de, prefrontal kortekts görev almaktadır. Bu bölgelerdeki nöral yolizlerinde görev alan proteinleri kodlayan genlerin, psikopatiyi etkilemesi ve sonuç olarak, psikopatinin kısmen kalıtsal olması şaşırtıcı değildir.



      (Bozulmuş sinyalizasyon, yukarıdaki resimde görülebilir.)

      Blogda okumak için tıklayın.

      Kaynaklar

      psych.colorado.edu/~carey/Cour…pEvolution_Fuergerson.pdf

      bjp.rcpsych.org/content/182/1/5

      psychologicalscience.org/index…als/pspi/psychopathy.html

      psychologytoday.com/blog/mindm…1301/what-is-psychopath-0

      ncbi.nlm.nih.gov/gene/4128

      Bruce Hood, Ayrıntı Yayınevi, Benlik Yanılsaması


      İyiler size yanlış kıyılar ve yanlış güvenler öğretmişlerdi. İyilerin yalanları içinde doğmuş ve büyütülmüştünüz.
      İyilerin her şeyinde yalan ve sahtekarlık var.