Eşcinsel Evliliği

    • Genel

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Eski toplumlarda süregelen savaş ve savaşlardan kaynaklanan tarla yakılması ve ikmal yüzünden sürekli gıda sorunu yaşanması onla gelen bakımsızlık veba gibi büyük salgınlarla nüfus problemi yaşanıyordu. Bu yüzden de nüfus problemi yaşanmasın diye sürekli savaşan devletler eşcinsel ilişkisi gibi şeyleri müsamaha gösteremezdiler. Doğal olarak da dinlerde bu duruma karşı çıktı her zaman. Günümüzde ise nüfus sürekli artıyor, hindistan çin gibi ülkeler doğurmasınlar diye vergi koyuyor halka. Doğal olarak da her zaman olan eşcinselik yeniden gün yüzüne çıkıyor. İnsanlığın soyunu tehtid eden bir savaş olmayacağı sürece de her türlü evliliği doğal görüyorum..

      Tek bu konuda kararsız kaldığım şey eşcinsel bireylerin yetiştirdiği çocuklar. Alışageldik ailenin dışında olduklar için çocukları da anne baba bireylerinden herhangi birini dışarda bırakmak zorunda kalıyor. Buda onun büyümesinde olumsuz davranış çıkmasına sebep oluyor. Evlilik ise özünde aile kurmak olduğu için ve zaten eşcinsel evliliğe izin veren ülkelerde evli olmak ve beraber yaşamak aşağı yukarı aynı haklara sahip olduğu için, niye evlensinler ki? Kafasında oluyorum. Evlilik müesesinin gerekliliği tartışılan bir çağda modern toplumların eşcinsel evliliği tartışması bence biraz gereksiz kalıyor. Neyse konuyu saptırmayayım ben. :D
    • @Mergen

      Gereksiz olduğu konusunda elbette haklısın. Ancak Türkiye'de insanlar daha ifade ve düşünce özgürlüğü nedir, onu bile bilmiyor. Birbirini hapse atmak isteyen çevrelerle dolu ülke. Ha ama nefret söylemi falan serbest bir yandan. Yani medeni bir devlette olması gereken temel haklarda ve sınırlarda bile sorun var. Zaten medeni değiliz de, orası ayrı :D Durum böyleyken, bu tarz konular konuşulmak zorunda kalıyor. Hatta şöyle bir istatistiğe göre, Türkiye'de insanların %59'u buna karşı çıkıyor ve sadece %17'si destekliyor.

      Dediğin ilginç bir hipotez. Kanıtı mevcut mu? Roma aşırı savaş üstüne kurulu bir imparatorluktu ama eşcinsel ilişkiler gayet kabul edilir şeylerdi. Wikipedia sayfasının ilk paragrafı bile şunları söylüyor.

      Spoiler Göster
      Homosexuality in ancient Rome often differs markedly from the contemporary West. The primary dichotomy of ancient Roman sexuality was active/dominant/masculine and passive/submissive/feminine. Roman society was patriarchal, and the freeborn male citizenpossessed political liberty (libertas) and the right to rule both himself and his household (familia). "Virtue" (virtus) was seen as an active quality through which a man (vir) defined himself. The conquest mentality and "cult of virility" shaped same-sex relations. Roman men were free to enjoy sex with other males without a perceived loss of masculinity or social status, as long as they took the dominant or penetrative role. Acceptable male partners were slaves, prostitutes, and entertainers, whose lifestyle placed them in the nebulous social realm of infamia, excluded from the normal protections accorded a citizen even if they were technically free. Although Roman men in general seem to have preferred youths between the ages of 12 and 20 as sexual partners, freeborn male minors were strictly off limits, and professional prostitutes and entertainers might be considerably older.[1]


      Bilmeyenler için, özetle, Roma'da erkekler arası eşcinsel ilişkinin serbest ve kabul edilebilir olduğu anlatılıyor. Ancak Romalıların cinselliğe bakış açısı daha farklı. Homo- ve hetero- diye ayırmak yerine, dominant ve pasif diye ayırıyor. Yetişkin bir erkeğin penetre olması, yani pasif olması, sosyal statüsünü düşürüyor. Bu yüzden pasif partner olarak fahişeler, eğlendiriciler, köleler seçilmesi yaygın. İlginç bir şekilde, aynı zamanda 12-20 yaş arası erkekler pasif olarak tercih ediliyor.

      Kültürlerin her özelliği mantıklı bir sebepten doğmuyor. Erkek çocuklarının çoğunun çükünü kesiyoruz mesela, bir de daha sağlıklı diye kalıp uydurmuşuz. Oysa Kibele'ye veya benzer bir tanrıçaya adak adamaya dayanıyor sebebi. Kısacası, uyumsuz (maladaptif) veya nötral pek çok şey de mevcut.
      Oh, we're teetering,
      On the edge of collapse.
      There's something radical in our hands,
      Nothing logical to our plans.
    • Genel olarak "evlilik" dediğimiz olgu zaten çokça yara alan ve eleştirilen bir şey günümüzde. İster homo ister hetero evlilik olsun. Nitekim evet her şeyin sağlıklı gittiği bir ülkede meşru olması hiç bir sıkıntı yaratmamalı ancak. Yaşadığın kültürün gerçekleri de bir başka olay. Kadın-Erkek evliliğinde bile sosyo-ekonomik ya da etnik farklılıklar varsa o evliliği toplum desteklmeyebiliyorken.

      Türkiye'de "Gaylerde yüzük taksın" demenin çok bir anlamı yok. Tüm tabuları yıkar ve insan hakları, etik olarak bakarsan.. Evlenebilmeleri gerek. Ama işte dediğim gibi genel olarak "evlilik" ve "ülke gelenekleri" ile ilgili bir ton soru işareti varken.... şimdilik olmasa da olur modunda bir durum.
    • @Morakira
      Roma devleti bu konuda biraz istisna. Çünkü bilinen tüm dünyayı yönetince ve savaşları nerdeyse kayıpsız kazanınca, yine herşeyi sal moduna giriyorsun. Ki romanın son dönemlerine bakacaksak hristiyanlığın yayılması bu tarz şeylere artık kötü bakılmaya başlanmasının sebebi de zaten romanın artık büyük zaiyatlar verip çok savaş kaybetmeye başlaması.

      Birde abi roma gibi 5-6 ayrı farklı kafada yönetime sahip bir devleti tek bir bütün saymak biraz güç. Birde roma osmanlı tarzı, yerel yönetimlere izin veren bir politikaya sahipti.(osmanlı tarzı demek de komik oluyor osmanlı zaten romadan almış)

      Bir not daha söylersek roma devletinin bu kadar yükselmesinin ana sebebi aslında çok iyi savaşan bir devlet olması değil, çoğu şeyde ilk olmasından dolayı üstünlüğüydü. Ki orta çağda iki devlet 100 yıl bile süren savaşlar yapabilirken sadece ufak şehirler için, roma 2 yılda tüm avrupa ve britianyayı fetih edebiliyordu.(Direnecek düzenli bir ordu yok çünkü) Yani üste bahsettiğim savaş ile gelen hastalık ve zaiyat roma da baya düşük seviyelerdeydi. Doğal olarak düşmanın olmayınca da yağma derdinde olmuyor.

      Gerçi benimde hatam var eski dönem deyince aşırı genelemiş oluyorum, orta çağ deyince de bir çok ulusu gözardı ediyorum. O yüzden en iyisi semavi dinlerinin etkisi altında orta çağ ve klasik çağın son dönemleri diyelim.
    • @Mergen

      Bir kanıt görene kadar şüpheciyim :D Sadece iddialara dayanarak fikir yürütmediğimi biliyor olmalısın.

      @NABU

      Dediklerinde haklısın, olay buraya varana kadar önce kabullenilmesi gereken pek çok şey var. Daha Onur Yürüyüşü veya LGBT film gösterimi gibi etkinliklerin, sürekli bir bahane bulunarak yasaklandığı bir ülkeden bahsediyoruz. Gerçi bu hükümetin tavrı. Topluma bakınca bu tarz haklara ve eşcinselliğe çok daha sağlıklı bakan bir kitle de var, azınlık olsalar da.
      Oh, we're teetering,
      On the edge of collapse.
      There's something radical in our hands,
      Nothing logical to our plans.
    • @Morakira
      Bahsettiğim şey roma imparatorluğunun son dönemlerinde hristiyanlığı resmi din ilan etmesiydi;
      tarihdenizi.wordpress.com/2017…iga-gecisi-gokhan-kurtul/
      Zaten I. Theodosius olmasa büyük ihtimal hristiyanlık bu yaygınlığını koruyamadan islam yeryüzünü ele geçirirdi. Gerçi bu kafayla tarih konuşulması yanlış olur çünkü hristiyanlığın bu gücü sayesinde bu kadar sert bir çıkış yaptı islam birazda.

      Tabi direk eşcinsel olarak girmedim konuya çünkü zaten eşcinselliğe soğuk bakışı getiren dinler. İnsanlarda faydalansın diye türkçe atıcam ama çeviri de biraz garip;
      alaeddinyavuz.wordpress.com/20…-roma-escinsellik-yasasi/

      Dediğim gibi dönem dönem roma farklı kafa yapılarına sahip. Tarih de sevmediğim bir olaydır zaten osmanlı da şöyleydi, roma da şöyleydi, pers imparatorluğunda şöyleydi demek. Çünkü bu denli uzun yaşamış devletler çok fazla yozlaşmaya, değişime maruz kalıyor.

      Birde abi ben bunları okuyalı üstünden çok geçiyor, evet bilim makale ve sürekli kaynaklar üzerine yapılıyor ama tarih biraz oradan buradan alınan bilgilerin yorumlanması ile ortaya çıkıyor biraz. Şu üste attığım yazı benim okuduğum bir yazı değil ama tarihi belirli bir okuma sayısını geçince ilaha kaynağa gerek yok tahmin yapıyorsun rahatça. Ki zaten araştırmacılarda bu tahminlerle kaynakları keşfediyorlar ama forumda tarihçiler varken bana laf düşmez, bu kısmı uzatmak istemiyorum :D

      Not: Birde yazıda ilginçtir hristiyanlığın ilan edilmesinden önce yasalar iyice ağırlaşmaya başlıyor. Günümüzde ki siyaset gibi, doğu imparatoru osurunca batı imparatoru sıçıyor gibi birşey. Buda bir yorumdur misal, kaynak isteme lütfen X(
      Not2: İşin şakası bir yana kaynak istemen güzel birşey abi, konuşmayı daha mantıklı bir zemine çekiyor, sadece böyle tahmin etmesi kolay bir meselede isteyince garip oldum.

      Edit: Kendi kendimi yalanlayan yazı yazmışım, yeni fark ediyorum. Eşcinselliğe soğuk bakışı getiren dinlerden kastım, dinlerin daha global etkisi olduğundan, din üzerinden olguyu kabul ettirmenin kolay olmasıydı.

      Mesaj düzenlendi 1 defa, son düzenleyen Mergen ().

    • @Mergen

      Ben demeden sen fark etmişsin :D

      Roma'yı kastetmiyordum aslında. Savaşçı topluluklarda bu sebeple bastırılmasını demiştim. Çok büyük bir genelleme olduğu için, o kadar fazla da kanıta ihtiyacı var. Çin'den tut, kolonileştirme öncesi Amerika'ya kadar incelenmesi gerekiyor.
      Oh, we're teetering,
      On the edge of collapse.
      There's something radical in our hands,
      Nothing logical to our plans.
    • Morakira yazdı:

      @Mergen

      Ben demeden sen fark etmişsin :D

      Roma'yı kastetmiyordum aslında. Savaşçı topluluklarda bu sebeple bastırılmasını demiştim. Çok büyük bir genelleme olduğu için, o kadar fazla da kanıta ihtiyacı var. Çin'den tut, kolonileştirme öncesi Amerika'ya kadar incelenmesi gerekiyor.
      Aslında orada kastım, büyük kayıplar veren toplumlardı. Misal hepimiz vikingleri savaşçı bir toplum olduğundan, büyük zaiyatlara maruz kalıyor olarak varsaysak da aslında kendi yurtları soğuk ve değersiz topraklar olduğundan pek saldırıya uğramadığından ve bunun doğal sonucu olarak geçimlerini sağlamak için yağmaya başvuruyorlardı. Aynı diğer savaşçı toplumlar olan türkler ve moğollar gibi. Birde abi ben savaşçı toplumlar demedim yazımı tekrardan okumanı isterim :D Sürekli savaşa maruz kalan toplumları kast ediyorum. Savunacak birşeyin yoksa, saldıran taraf olmanın bir zorluğu pek yok. Zaten onları tehlikeli yapanda bu ya.

      Doğal olarak da bu toplumlar, soylarının kuruma tehlikesi gibi bir zorlukla karşılaşmıyorlardı pek. Aksine pek savaşçı olmayıp daha kurulu düzen toplumları bu sorunu yaşıyordu. İlk yazımda da dediğim gibi şöyle düşün sen orta çağda bir frenk köyüsün viking geliyor yağmalıyor, tarlalarını yakıyor. Yetmiyor bağlı olduğun krallığın savaşta olduğu ülke sürekli köyüne akıncı gönderiyor. Onlar gitse bile, bu sefer hastalıklar baş gösteriyor. Ve sonra gidip ana şehirlere göç etmek zorunda kalıyorsun ama ana şehirde senin gibi zibilyon tane farklı köyden adam geliyor zaten. Ve erkek nüfusu inanılmaz bir hızla azalıyor, doğal olarak bir krallık olarak savaştan sonra köylere iskan politikası uygulamak istediğinde elinin altında iskan edecek köylü olmadığını fark edince, bu tarz eylemlere müsammah gösteremez hale geliyorsun.

      2. yazımda dediğim gibi bu kadar genelleyince zaten yanlış anlaşılması doğal biraz karşımda ki demek istediğimi anlar nasıl olsa diye tembel yazıyorum farkındayım :D Konu çin,hindistan gibi toplumlara gelince farklı hal alıyor zaten, onları konuşurken bizim çağlar olarak bahsettiğimiz periyotlarla değerlendirilemedikleri için(çünkü kendilerine has bir gelişimleri var) ve tabi ki çok fazla yönetim değiştirdikleri için ve çok fazla hanedanlık olduğu için bu tarz sorunları pek yaşayacak vakitleri olmuyor diyelim ^^ japonya desen zaten yazık yılda 2 beylik yıkılıp yenisi kuruluyor, imparatorluk haline geldiklerinde soyutlandıkları için yine bu tarz problemler yaşamıyorlar zaten.
    • Doğrudan ilk yoruma bir cevap yazmam gerekirse, evlilik miras hukukunun temelidir. Genel görüş mülkiyet kavramı ile beraber ortaya çıktığıdır. Eşcinsel çiftlere var olma hakkı verildiği bir toplumda onlara evlat edinme ve bir birlerine miras bırakabilmeleri için hukuki anlaşmalar yapma hakkı da verilmesi gerekmektedir. Bu konunun önünde ki engel toplumların ahlaki yapısıdır. Eşcinselliğe karşı olma, yasaklanma sebepleri vs. bence farklı bir konudur.
    • Bump, hort. @Mergenin yeni yazdığı Sense8 yazısı sebebiyle, konuyu diriltmeye karar verdim.

      Sae yazdı:

      Doğrudan ilk yoruma bir cevap yazmam gerekirse, evlilik miras hukukunun temelidir. Genel görüş mülkiyet kavramı ile beraber ortaya çıktığıdır. Eşcinsel çiftlere var olma hakkı verildiği bir toplumda onlara evlat edinme ve bir birlerine miras bırakabilmeleri için hukuki anlaşmalar yapma hakkı da verilmesi gerekmektedir. Bu konunun önünde ki engel toplumların ahlaki yapısıdır. Eşcinselliğe karşı olma, yasaklanma sebepleri vs. bence farklı bir konudur.
      Yorumu görmemişim. Doğru demişsin elbette ve bu evliliğin kabul edildiği yerlerde bunlar zaten el ele gidiyor. Ancak iki konu çok yakından bağlantılı. Bu evliliğin yasak olmasının sebebi zaten eşcinsellik karşıtlığından geliyor.
      Oh, we're teetering,
      On the edge of collapse.
      There's something radical in our hands,
      Nothing logical to our plans.
    • Toplum yapısının saglıklı gelişebilmesi icin evli bireylerin çocuk dünyaya getirmesi şart.Eşcinsel evliliğin en büyük tehtidi de burda aslında.Bu evliliklerin yüzde 15-20 bandında olduğunu düşündüğümüz bir toplum birkaç nesil sonra yok olur.Fakat bu olaylara genel bir bakış.
      Gerçekçi olarak bakarsak eşcinsel evliliklerin sayısının şuan için yüzde 1'i bile geçmeyeceğini düşünüyorum.(Hatta çok daha düşük bile olabilir)Bu yüzden toplumsal açıdan fayda bile sağlayabileceğini söyleyebiliriz.(Eşcinsel çiftler sokakta yaşayan insanları çocuk edinebilirler, savaş magduru insanları çocuk edinebilirler gibi.)

      Olaya sosyal eşitlik adalet gibi kavramlardan girmek istemiyorum pek.Çünkü bu kavramlar bana göre bazı durumlarda biraz 2. planda kalabiliyor.Bu eşcinsel evlilik mevzusu da o durumlardan birisi.Öncelikle devlet durumun iyi bir analizini yapmalı.Bu evlilikler benim nüfüs yapıma, toplumsal yapıma vs zarar verecek mi.Sonra halkın geneline en fayda sağlayacak şekilde karar vermeli.Mesela Çin Devleti eşcinsel birliktelikleri gönül rahatlığıyla onaylayip hatta desteklemeliyken ,bizim ülkemizdeki gibi devletin nüfüs sayısını arttırmaya yönelik politika izlediği ülkeler ise eşcinsel birlikteliği toplum yapısı ve düzenine düşman olarak görmeli.(Şurayı vurgulamak istiyorum "eşcinsel bireyleri" değil, "eşcinsel birlikteliği" düşman olarak görmeli.Eşcinsel bireyleri düşman olarak görürsek sıkıntı büyük :D )
      .
    • @Shrimp
      Dediğin durumla ilgili çelişen bir durum var yalnız;

      Gelişmiş ülkelerde, eğitim süreçlerinin uzunluğundan dolayı ve tabi ki daha kontrollü çocuk yapma isteğinden dolayı, nüfusun artmasında büyük problemler yaşıyorlar ve gelişmiş ülkeler eşcinsel evliliğini serbest bırakmakta daha istekliler. Türkiye ise gelişmemiş bir ülke olduğu için aşırı hızlı gelişen bir nüfus var aksine bizim gibi ülkelerin nüfus derdi yok zaten. Aksine oyun gibi düşünürsen o kadar fazla kullanılmayan genç nüfus var ki, okul bile yetiştiremiyor devlet bu kadar genci okutacak, iş verecek.

      Ki madem konuyu gelişmişliğe getiriyoruz, dünyada şöyle bir gerçek var ki istenilse tüm ülkeler gelişmiş olabilir. Her yerde sosyal adalet en üst seviyelere erişebilir. Lakin eskiden kölelerin olduğu gibi, steampunk dönemlerinde eziyet gören işçiler olduğu gibi her zaman toplumların ezilen, geri kalmış bir kesimi olmak zorunda. O yüzden avrupa ve abd gelişen beyinleri kendi içinden çok dışarıdan almaya meyilli durumdalar çünkü genç nüfus dertleri büyük. Toparlarsam bu ülkeler geri kalmış toplumların olmasını istiyor ki, gelişmişlik dengesi bozulmasın. Tabi bu dert endüstri 4.0la çok ilginç yerlere evrilecek.

      Özgürlüğü bir lüks olarak görüyorum. Doğal olarak sosyal adaletti de. Aynı zamanda bu bir döngü ekonominin kalıcı olarak iyi olması için eğitim gerekiyor, eğitimin iyi olması için ekonominin iyi olması gerekiyor, sosyal adalettin iyi olması için eğitim olması gerekiyor gibi bir döngü var. Kısacası bunlar bizim gibi bir ülkenin meselesi değil bunlar.


      Bunları toparlamak gerekirse, bu konu altında, önceki söylediklerimi de dahil ederek, bir şeylerin iyi gitmesi her zaman diğer etmenlere bağlı olacak. Çok iyi olmanın getirdiği sorunları aza indirmek içinde, kötü olanlar olmak zorunda maalesef(kapitalist sistemde tabi, başka sistemlerde farklı olabilir) Eşcinsel evliliği meselesi ise abd veya bazı avrupa ülkelerinin derdi olacak bir mesele olmadığı için, ideolojik sebeplerinde hiçbir önemi olmadığı için tabi ki olmalı.

      Net olsun diye oyun örneği vereceğim çünkü karışık anlattığımın farkındayım;
      Eşcinsel evliliği 10. seviye bir dert ve o derdi çözebilmek için 10. seviye kilidini açmak gerekiyor. Bizim ülkemiz ise daha 3. 4. seviye dertleri çözememiş durumda ve hala 1. 2. seviye dertler kısmi de olsa devam etmekte. En azından bir 8. seviye dertleri çözmeye başlamalıyız ki 10. seviye dertleri en azından bahsi geçmeye başlayabilsin. Bizim gibi ülkelerin en büyük dertlerin biride gelişmiş ülkelerin dertlerini haberlerde, medyada, dizilerde gördüğümüz için sanki bizde o kadar gelişmiş durumdaymışız ki o dertleri konuşur hale gelmemiz. Sonra ise shrimpin dediği gibi o seviyelere gelemediğimiz için düzeni düşman olarak görmeliyiz diyebiliyoruz ama bu söylemde de toplum spesifik bir şeyi düşman olarak görecek bir yapı değildir. Sen eşcinsel evliliğine düşmanlık besle, eşcinselere değil desende, o toplum eşcinsel kelimesinin geçtiği her şeyi düşman olarak görecektir.(Bknz: her şeyin başına fetö,pkk koyunca otomatik olumsuz düşmesi gibi)

      Yani frostpunkta daha çözmeye gücün olmayacağı bir sorun geldiğinde yapacağın gibi, şu anlık bunla ilgilenmeyeceğim diyeceksin ve şu anki problemlerine odaklanacaksın. Dünya içinse fikrimi söyledim zaten.
    • Shrimp yazdı:

      Toplum yapısının saglıklı gelişebilmesi icin evli bireylerin çocuk dünyaya getirmesi şart.Eşcinsel evliliğin en büyük tehtidi de burda aslında.Bu evliliklerin yüzde 15-20 bandında olduğunu düşündüğümüz bir toplum birkaç nesil sonra yok olur.Fakat bu olaylara genel bir bakış.
      Gerçekçi olarak bakarsak eşcinsel evliliklerin sayısının şuan için yüzde 1'i bile geçmeyeceğini düşünüyorum.(Hatta çok daha düşük bile olabilir)Bu yüzden toplumsal açıdan fayda bile sağlayabileceğini söyleyebiliriz.(Eşcinsel çiftler sokakta yaşayan insanları çocuk edinebilirler, savaş magduru insanları çocuk edinebilirler gibi.)

      Olaya sosyal eşitlik adalet gibi kavramlardan girmek istemiyorum pek.Çünkü bu kavramlar bana göre bazı durumlarda biraz 2. planda kalabiliyor.Bu eşcinsel evlilik mevzusu da o durumlardan birisi.Öncelikle devlet durumun iyi bir analizini yapmalı.Bu evlilikler benim nüfüs yapıma, toplumsal yapıma vs zarar verecek mi.Sonra halkın geneline en fayda sağlayacak şekilde karar vermeli.Mesela Çin Devleti eşcinsel birliktelikleri gönül rahatlığıyla onaylayip hatta desteklemeliyken ,bizim ülkemizdeki gibi devletin nüfüs sayısını arttırmaya yönelik politika izlediği ülkeler ise eşcinsel birlikteliği toplum yapısı ve düzenine düşman olarak görmeli.(Şurayı vurgulamak istiyorum "eşcinsel bireyleri" değil, "eşcinsel birlikteliği" düşman olarak görmeli.Eşcinsel bireyleri düşman olarak görürsek sıkıntı büyük :D )
      Çoğunluk diktatörlüğü böyle bir şey. İnsanların belli hakları olmalı ve devlet buna karışmamalı. Bana kalsa insanların %99'u ürememeli ama buna karışma hakkına sahip değilim. Olmamalıyım da. Eşcinsel kişinin kimle birlikte olacağı bizim karar verebileceğimiz bir şey değil. Zaten eşcinsel birlikteliğe karşısın diye bu kişiler bir anda heteroseksüel olmuyor. Değişen bir şey değil bu. Bu politikanın sonucu eşcinsellerin depresyon geçirmeleri ve intihar etmeleri olacaktır. İnsanların var olma hakkını kimse elinden alamaz.

      Türkiye'deki insanlar bunu anlamıyor işte. Senin bir şeyi "yararlı" veya "zararlı" görmen, devletin vatandaşına bunu dayatabileceği bir şey olmamalı.
      Oh, we're teetering,
      On the edge of collapse.
      There's something radical in our hands,
      Nothing logical to our plans.