Hayatınız Bir Anime Olsa Hangisi Olurdu?

    • Genel

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Hayatınız Bir Anime Olsa Hangisi Olurdu?

      Anime yazdım ama mangaları da kapsıyor.

      Ben başlayayım. Berserk okurken, Guts'ın hayata karşı tutumunu ve serinin genel felsefesini oldukça etkileyici ve yakın bulmuşumdur. Büyük bir çaresizlik ve kötü bir "kader" denilebilecek mantık; buna karşı hiç bir mantığı olmasa bile çabalayan bir kişi. İnsan varlığının mantıksızlığı ve mantıksal bir doğa düzenine karşı baş kaldırışı. Bunun büyük çerçevede anlamsızlığı ama insanın yine de, bu karanlık içinde bir ışık bulabilmesinin tek yolu olması. Ve elbette, bu düzenin bozukluğuna karşı bitmeyen, asla söndürülemeyecek bir öfke. Reddediş.

      Berserk benim için budur ve bu yüzden, bir seri seçecek olsam Berserk derdim.
    • Valla hiç bir anime ya da manga elbette tam olarak hayatımı yansıtamaz hatta yakınından geçmesi bile oldukça güç. Hayatımın belli parçaları başka animelere benziyor.

      Çocukluk ve Ergenlik -> Naruto

      - Naruto doğuştan Kyuubi ile doğru ben ise bir hastalıkla.
      - Kyuubi Narutoyu, hastalığım da beni yaşıtlarımdan geri tuttu.
      - Naruto anne ve babasını hiç tanımadı. Benimkiler de ben küçükken ayrıldılar.
      - Çocukluk ve gençliğim, kimlik bunalımı, onaylanma çabası ve savaşmayla geçti. Naruto'nun ki ile benzer.

      Tabi bir yerden sonra Naruto'nun laneti olan Kyuubi en büyük destekçisine ve de olmayan ailesi aslında sahip olduğu başka bir mirasa (ashura reenkarnasyonu) olmaya vardı ve ikimizin ortaklığı burada bitti çünkü Naruto muvaffak olurken ben hali çabalamak zorundayım.


      Ergenlik sonrası 2004-2010 yıllarım arası Baccano gibi bir ton şey oluyor, bir sürü yeni insan tanıdım, bir sürü yeni yönümü öğrendim, ayaklarımın üzerinde durdum, çok mekan değiştirdim ama arkamı dönüp bakınca bir arpa boyu yol gitmişim gibi oldu. Tam Baccano gibi ilk bakışta eğlenceli ancak bittikten sonra "eee neydi şimdi bu" dedirten boş bir zaman

      2010-2016 arası Bleach gibi

      Benle alakası olmayan şeylere başkalarının zorlamaları ile bulaşmış oldum buna rağmen elimden geleni yapmaya çalıştım. Ichigo'nun güçlerini kılıçlarını kaybedip geri bulduğu gibi hayata ve yeni şeylere olan ilgimi kaybedip kaybedip geri buldum. En sonunda bir baktım tıpkı İchigo gibi bende her şeyden biraz varmış ama yazgım pek iyi değil (ichigo için bu yazarı oluyor.)

      2016-Sonrası Mushishi ile Wolf's Rain karışımı.

      Mushishi çünkü sürekli bir şeylerin gizemini çözmeye çalışan ancak çok yavaş ilerleyen bir düzene girdim sanki. Mutluluk, heyecan gibi gençlere göre olan kavramları aramıyorum artık. Aradığım şey dinginlik ve huzur. Bir nihayete erme, bir başarma hissi. Bu açıdan Mushishi.

      Wolf's Rain de bu duyguyu kovalarken kayıplar veren depresif yanımı yansıtıyor. Zira orada da Beyaz Kurt Kiba cenneti bulmak ile bozmuş ve bu uğurda çok zorlu bir yola baş koymuştu. Cennetimi arıyorum.
    • Animenin konusuna göre söyleyemem ancak belirli animelerden belirli karakterler var bana uyan. Veya direk atmosferik olarak uyanlar var.

      Hayatımın belli dönemlerini aşırı uçlarda mental sıkıntılar yaşayarak geçirdim ve şu anda da onlardan birindeyim, belki en kötüsündeyim. Çünkü bu mental rahatsızlıklar vücut dengemi de bozdu ve söylediklerine göre bağırsak sistemimin gg olmasının sebebi buymuş.

      Vinland Saga'dan Thorfinn karakterini kendimle özdeşleştiriyorum, onun gibi intikam peşinde koşmuyorum belki ama onun yaşadığı boşluğu, eskiye duyduğu özlemi, nefreti, hissizliği anlayabiliyorum. Opening'i özellikle o karakteri çok iyi anlatıyor. "Ne kadar denesem de bir şey hissedemiyorum, gözlerimi her kapadığımda hep o eski resmi görüyorum..." gibisinden bir şeydi ve çok anlamlı geliyor bana.

      Gintama spoiler;

      Spoiler Göster
      Utsuro karakteriyle daha çok özdeşleştirdiğimi söyleyebilirim. Ölmek istiyor ve ölemiyor. İkimizi de bağlayan belirli şeyler var. :D Onun dışında yaşadığı kişilik bölünmesi/gördüğü fiziksel ve psikolojik işkenceleri de kendime benzetiyorum.
      Cennetle savaşıp yenik düşen beyaz şeytan, neden hala buralarda dolanıyor?
      Her şeyini cennete kaybeden şeytan, neden hala onlara uluyor?
      Anlamış olmalıydınız. Bağırabilirsin, çığlık atabilirsin ama sesin asla göklere ulaşmayacak.
      Ne de hıçkırıkların!

    • Zor soru.

      Death Note olabilir. Ancak L ile birlikte çalışacaksam. Dedektifliği seviyorum.

      One Punch Man olabilir. O evrende 100 şınav, 100 mekik, 100 squat ve 10 kilometre koşu ile kazanacağım güçle vakit geçirmek çok güzel olurdu :D

      Bakugan olabilir. Ancak sadece ilk sezon için. Yani saf güç yerine strateji ile oynandığı hali.

      Ama bunları bir kenara bırakırsak; Pokemon'un dünyasında yaşamayı çok isterdim. Ne güzel olurdu be :D Hayalimdeki takımı kurabilirdim.

      En çok istediğimden en az istediğime doğru bir sıralama yaparsam şöyle olur:
      1- Pokemon
      2- Bakugan
      3- One Punch Man
      4- Death Note
    • Yeni

      Tanaka-kun Is Always Listless

      Kesinlikle en fazla benzediğim karakter Tanaka’dır, bu kadar üşengeç olması çok aptalca gelebilir , gerçekten böyleyim, hayatımın sonuna kadar değişmek gibi bir düşüncem de yok, keşke animesinin devamı gelseydi.
      Gin-san artık Jump okumayı bıraktı.