Kör Cahillikle Başa Çıkmak?

    • Genel
    • Kör Cahillikle Başa Çıkmak?

      Çizgi roman alanında olsun, anime&manga konusunda olsun, filmlerde olsun, edebiyatta ve felsefede olsun, bilimde olsun pek çok cahil insan var. Kendi başına cehaletin utanılacak bir yanı yok. Cehalet insana eksik olduğunu gösterir ve insan, öğrenerek bu açığını kapayabiliyor. Yani cehaleti fark etmek öğreticidir. Öyleyse neden cehalete büyük bir sorun gözüyle bakılır?

      Sorun, cehaletin kendisini fark edemeyecek duruma gelmesidir. Türkçemizde kör cahillik diye geçen durum.

      Bu konuda Dunning ve Kruger isimli iki sosyal psikoloğun öner sürdüğü bir fikir var. Kısaca, kör cahil denilen kişiler bir konu hakkında o kadar bilgisizdirler ki, bunu bilmediklerini bile fark etmezler. Böylelikle bir özgüven yanılgısı oluşur ve kendilerinden çok emin davranırlar. Bu kısım genellikle Dunning-Kruger etkisini duymuş çoğu kişi tarafından bilinmektedir. Öte yandan bir kısmı daha vardır. Bilgili insanların hatası, kendileri için çok kolay olan şeylerin, diğerleri için de öyle olduğunu düşünmeleridir. Dunning ve Kruger'ın kelimeleriyle şöyle anlatılmaktadır.

      "Yetersiz kişinin hatası kendisi hakkında bir yanılgıdan kaynaklanmaktadır, oldukça yeterli kişinin hatasıysa başkaları hakkında bir yanılgıdan kaynaklanmaktadır."

      Bu fikri açıklamak için aşağıdaki grafik yardımcı olacaktır.



      Sizin bu tarz insanlara yaklaşımınız nedir? Sizce çözüm ne olmalıdır? Bu tarz insanlarla hiç iletişim kurmamak mıdır? Dunning-Kruger'ın dediğinin ikinci kısmını dinleyecek olursak, uzak durmak en iyi çare gibi görünüyor. Katılıyor musunuz?
    • Elimden geldiğince sarkastik ya da kaba davranmadan söz konusu olan konuda (benim bir seviyede bilgi sahibi olduğum ve karşı tarafın olduğunu zannederek daldığı konular yani) bilgilendirmeye, kanıt varsa kanıt, tasvir varsa tasvir ile ana hatlarıyla var olan argümanı şekillendirir ve karşı tarafın anlayabileceğini umduğum bir dille anlatırım.

      Direkt olarak "Hööö kör cahalsın eşte" yaklaşımını da sağlıklı bulmuyorum.


      Bir de bu kör cahillerin bir modeli daha var ki o çok daha kötü. Bunlar bir şeyler biliyorlar. (Atıyorum aynı eseri okumuşuz ama bu dalağıyla okumuş dedirten kişiler) Aynı bilgi kaynağını ve ürünü tüketmişiz ancak bu söz konusu kişinin öyle bir kişilik donanımı ve ego-beğeniler ilişkisi oluyor ki, ikimizde de aynı kalite ve sayı da veri olmasına rağmen o holiganlığı ve yapısı gereği ortama azotlu bir sonuç çıkarabiliyor. Bu konuda yakın tarihten bir örnek vereyim.

      Spoiler Göster
      Geçen bir discord grubunda "Benim için tek tanrısal karakter Doctor Manhattan'dır. Bir tanrı da olması gereken tüm özelliklere sahiptir." dedi. Bende eğer gücü kastediyorsan DC Rebirth eventine kadar Manhattan'ın bu kadar güçlü olduğunu bilmiyorduk. DC kozmolojisinde Watchmen Manhattan'ı ufacık bir parçacıktır dedim.

      Adam önce güçlerle savunmaya kalktı sonra baktı ki Manhattan'In güçleri çok hafif kalıyor. Şunu dedi "Diğer kahramanların yapıp da Manhattan'ın yapamadığı şeyler olabilir zaten ben en güçlü de demiyorum ama tanrı olmak için her şeye sahip."

      Bende düşünüyorum dedim tamam bir anlaşma noktasına geldik galiba. O bir tık indi pazarlıkta bende ineyim dedim. "Evet dedim biz insanlar için tanrısal bir şey ama diğer süperler için tanrı gibi değil bu yüzden" dedim. Az önce Bir sürü şey yapamadığını kabul ettiğimiz adam için bu sefer tekrardan (fanatizmi kabardı çünkü) "Hayır süperler içinde tanrı olmak için her şeye sahiptir." dedi. Dedim ki "Hem diğer süperlerin yapıp bunun yapamadığı bir sürü şey varsa hemde en güçlü değilse nasıl tanrılık için HER ŞEYE sahip olabiliyor. Çelişki yok mu burada" .

      Baktı ki güçlerden daha fazla devam edemeyecek. Bu sefer "Tanrılık vizyonla gelir, Manhattan'da tanrı vizyonu var insanları karınca gibi görüyor, günlük yaşam ona bir şey ifade etmiyor vs vs" .. "Manhattan o vizyona sahip çünkü besin zincirinin tepesinde kendinden daha güçlü birini tanımıyor. Ancak Doctor Manhattan'ın yaptığı hemen hemen her şeyi yapabilen Doctor Fate kendini tanrı gibi hissedemez çünkü kendi iş vereni ve ustası olan düzen lordu Nabu bile bu evrenin tanrısı değil. Bu sebeple en tepede yalnız olma havalarına giremez. Ayrıca Doctor mental olarak çökmüş biri. İnsanlığa trip atıyor bildiğin. "

      "Seni de bir karınca yuvasına koysak onlar için tanrısal olursun peki gerçekte sen bir tanrı mısın" diye sordum buna hiç yanıt alamadım. Sonra zaten ad homineme başladı.

      Bir de şey dedi "tanrı şöyle olur, tanrı böyle olur bunlar da Manhattan'da var" sanırsın bir gece önce Olimpos dağında tanrılarla kumar masasında batak atıyordu :D Şahsen tanıyormuş gibi.


      Şimdi böyle absürt örnekleri görünce insan aslında her şeyin "cehalet" ile alakası olmadığını anlıyor. Bence insan kalitesini en iyi belirleyen şeylerden biri üslup/usturup.
      Bir şeyi bilmek o konuda hakkında her zaman en doğru yorumu yapacağın anlamına gelmediği gibi. Bilmeyen de her zaman en kötü yorumu yapmayabilir.

      Nitekim akademik düzeydeki cahillikle nasıl başa çıkılır o başka tartışma konusu ancak günlük hayatlarımızda, hobilerimiz ve sanatla ilgili konularda bence sorunun kaynağı olarak ego/üslup >= kör cehalet >>> cehalet. Gibi görüyorum.

      Adam da watchmen okumuş, bende okumuşum. Denklemsel anlamda ikimizin tarafına da aynı girdi var. Ama o adam "çizgi roman alemin benim okuduğum ve yorumladığım ile sınırlıdır. Bu işler benle beraber başladı." üslubuna sahip bir kişi. Bense "90 yıllık külliyatın ancak bir kısmı olabilir benim bildiklerim" üslubunda biriyim.

      O yüzden aynı bilgi kaynağını tüketmemize rağmen ortaya farklı sonuçlar çıkıyor. Bu şahıs daha sonra çirkinleşmeye devam etti ve o gruptan atılmaya kadar gitti. Halbuki bu kadar ekstrem bir yol izlemeyip birazcık esnek olsaydı çok tatlı bir muhabbet ortamını sürdürebilirdik. Bana kadar götürene kadar, "tamam benim tanıdığım-sevdiğim tek tanrımsı karakter Manhattan" itirafını yapsa idi ve kendi fikrini 90 yıllık yüzbin küsür karakterlik külliyatın gelir geçer genel bir kanısıymış gibi satmaya çalışmasa idi olay hiç oralara varmazdı. Esnek olup olmama olayı da cehalet ile gelen bir şey değil. Ben pek çok üniversite hocamı bilirim bu arkadaşımızın inadı ve üslup eksikliği onların yanında hava civa kalır. Yani akademik olmak da seni aniden bilir kişi yapmıyor.


      Nitekim tek cehalet bilgi eksikliği değil, en tehlikelisi de değil. Ama üslup, vicdan vede esneklik eksikse işte o zaman cehalet oluyor sana bir kara delik.


      Konuyu dağıttım, biraz kusura bakmayın :D :D Taze örnek olduğundan anlatayım dedim.
    • Nasıl davranmamız gerektiğini yazacaksın diye hevesle geldim ama olmadı görüş isteniyormuş. Kör cahili internette ki bir deyimler sözlüğünden bulamadım tam anlamı nedir bilemeyecegim ama sık kullanılan "kara cahil" kastediliyorsa bu konu hakkında hiçbir şey bilmeyen hatta pratik bilgiler dışında hiçbir şey bilmeyen kişiler için kullanılıyor.

      Bu tanım Dunning-Kruger etkisi grafiğinin en solundakileri kastediyor gibi duruyor. Nabu'nun bahsettiği kesim için İlber Ortaylı "yarı cahil" tanımını kullanırdı. Bunlar ise grafiğin güven zirvesi ile güven dibi arasında bulunan kişilerdir.

      Bu kişiler konu hakkında henüz bilmedikleri şeyleri fark edemeyecek kadar az şey öğrenmiş yine de hiç bilmedikleri zaman ki hallerine oranla sonsuz kat yol kat ettiklerinden olsa gerek bilgilerine ve kararlarına güvenleri inanilmaz fazla olan kişilerdir.

      Muhakkak hepimiz bu dönemleri atlatmışızdır. Bu yüzden bu kişilere empati yapıp konu hakkında kendilerini geliştirmelerini sağlayarak tartışma esnasında yaklaşımınızda öğretici bir üslupta bulunabiliyorsunuz. Bunun büyük bir hata olduğu kanısındayım

      Bu insanların çoğu öğrenmekten çok tartışma kazanmaya odaklanmış haldedir. Bazıları bilmediğinin farkında olmadığı halde bunu anlayabilir ama herkes için bu geçerli değil. Tartışmalarda karşı tarafı hızlı çözüp ona göre tavır aldığınızda yanılmıyorsanız amenna. Kendinize bu konuda güveniyorsanız karşıdakine göre tavır alabilirsiniz ama işi şansa bırakmak yerine bu kişilere karşı saldırgan bir üslup faydalı olabilir. Bu kişileri devamlı bilgilerinin kaynaklarını sorarak kendilerine olan güvenlerini sarsmak iyi olabilir. Aşırı bilgi ile ezmek suretiyle cesaretleri kırılabilir yapabiliyorsanız isteğe bağlı olarak tabi demogojiden baya etkileniyorlar. Aklıma şuan gelenler bunlar ama bu konuyu daha çok tartışabiliriz :D

      Ben toplumun en büyük sorununun bu bilmediği şeyleri sezemeyecek kadar cahil insanlar olduğunu düşünüyorum. Bence bu insanlar kendilerini siyasi taraflarının propagandalarına aşırı kaptırmış kişiler arasında gösteriyor. Bu insanların pek çok lafa verecek cevapları vardır ancak karşıt görüşü anlamaya yetecek kapasiteden yoksundurlar. Bir kaç sayfadan oluşan ve aynı sığlıktaki görüşlerinden bir bot yapılsa aynı konuşmaları yapabilirsiniz :D

      Karşıt fikri anlamadan yargılamaya kalkan söz hakkı tanınmasına karşı çıkan herkes aynı konumdadır. Aslında burada ikiye ayrılırlar cahiller ve kurnazlar. Kurnazlar dediğim kişiler için ne denir şimdi aklıma gelmiyor ama bunlar minion basıp kontrol eden büyücüler gibidirler. Bu faha da başka bir tartışma konusu. Esas kötü adamlarımız bunlar olmasına rağmen, odaklanılması gereken gene de cehalettir. Çünkü bunların var olabileceği ortamı cehalet yaratmaktadır.
    • Bu insanların meşguliyeti ve farkındalığı ile ilgili bir durum bence. Sitedekilerin çoğu benim nerden bugüne geldiği için az çok kendimi anlatırken ki amacımı anlayacaktır. İnsanlar tanıdık olduğu duyguları anlayabilir yani herhangi bir konuda donanımlı olup, donanımlı olmayan, donanımlı olduğunu zanneden veya donanımlı olduğu halde dar bakışa sahip olan(nabunun bahsettiği akedemisyen tayfası) insanlarla tartışan insan bu yazılanları anlayabilir. Ama yazılanları herkese anlamlı hale getirmekten çok aramızda bir sohbet gibi olacağı için direk kendimden örnek vermeye geçiyorum;

      Ben ulus,altındağ(istanbulun bağcıları zeytinburnusu) çevresinde ilkokulu okumuş, liseyide ülkücü ve fetö etkisinde bir mahalle de mamakta okumuş biri olarak eğer internet denilen birşey olup, başka dünyaları görmeseydim açıkçası o cahil halimden çıkamazdım. Takıldığım forumlarda donanımlı insanlar tarafından ezilmem benim özgüvenimi yerle bir etti ve kendi arayışımı başlattı.(Aynı saenin dediği gibi) Ama bu olurken, yumuşak yaklaşan insanlarda benim bu süreci daha sağlıklı atlatmamı sağladı. Yinede şöyle bir dönüp bakınca, bu tarz konularda beni rahat bırakan bir annem olmasaydı yine aynı yerde olacaktım. Bilmiyorum belki bu yüzden öğretmenlik okuyorumdur ama her öğrenci olmasada bazı öğrencilerin kör cahil olmama ihtimali olmamasına rağmen çevresinden dolayı batağa düştüğünü ve o insan bundan rahatsız olduğundan internet ortamında takılacağını ve ona rastladığımızda bunun bilincinde yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde gerçek hayata da soru soran insana büyük bir fırsat olarak görüp yaklaşılması gerektiğini, insanların bilgisi her fırsata etrafa saçması gerektiğini düşünüyorum. Bilgi yeni dünyalar gösteren bir araçtır en nihayetinde.

      Fazla örnek üzerinden gideceğin biliyorum ama bu çevre değişme durumuna facebook da gördüğüm bir arkadaştan örnek vereceğim. Daha 6 yıl önce dedelerimizin mezarını okuyamıyoruz, akp yol yaptı yol kafasında olup uzun uzun açıklama yaptığım ve sonunda başka bir arkadaşıyla kavga ettikten sonra gaza geldiğini gördüğüm bu arkadaş beni engelemişti. Ve geçen sene takıldığım anarşik bir grupta adamı görünce şok geçirdim. Engelide kaldırmış, arkadaşlık isteği göndermişti. Konuşunca köyünden eskişehire gelince 180 derece başka adama döndüğünü söyledi. Ayrıntıya girmeme gerek yok ama bu adam koyu islamcı bir ailenin çocuğu, çevresi de öyle, kafası bulanıktı ama çevresi onu bastırıyordu. Ki çevre değişince başka bir insan haline gelmesi çok sürmemiş. Böyle örnekler çoğaltılabilir tabi demek istediğim sen ne kadar yumuşak yaklaşırsan yaklaş. Çevre değişikliği, özgüvenini yıkma,sert bir şekilde ders verme o bireyi düşündüren ve değiştiren şeydir. En basitinden bir çocuğu yaptığı hatayı fark etmesi için mahrum bırakma cezası uygulamaz mıyız? Temelinde aynı kafa aslında, çocukta duygu değişikliği yaşatmaz isek asla değişmeyecektir. Peki ne zaman yumuşak yaklaşacağız? O değişimi yaşadığını görünce okşayacaksın o çocuğu, seveceksin bir nevi cesar millanın köpeklere uyguladığı taktik.

      Elinde sonunda öğretmenlerin işi olduğunu düşünüyorum bunun ama bizim ülkemizde öğretmen yetişmiyor malesef ve bunu ülkemizin en iyi eğitim fakültesinde okuyan biri olarak söylüyorum. Çevremizde böyle birini görüyorsak yakınlık seviyemize göre davranmalıyız. Kesinlikle ezmeliyiz yakın değilsek, mümkünse herkes içinde yapmalıyız bunu. Yakınımızsa başkasına ezdirip, iyi polisi oynamalıyız sonra :D
    • Yazıyı üç günde kısım kısım yazınca bir iki şeyi belirtmeyi unutmuşum Mergen'in benim adımı vererek belirttiği kısımla ilgili önemli bir şey var. Kişi sadece tartışma kazanmanın yollarına bakmaktan öte gidemiyen biri ise ve bunun için yeni şeyler öğrenmek yerine hileli yolları tercih ediyorsa onu ezmenizde mahsur yok (diye düşünüyorsunuzdur?) ama ya kişi onu ciddiye aldığınızda sizi anlamaya çalışıp kendini geliştirebilecek biriyse?

      Bu kişilerde Mergen'de hatta vaktinde bende de olduğu gibi bu tip bir tavırla karşılaştıklarında neden afalladıklarını anlayıp kendilerini konuyu daha iyi öğrenmeye çalışarak -ama taraflı ama tarafsız kaynaklarla- geliştirecek kişilerdir. Bu ezici tavıra rağmen bu kişiler gene kendilerini geliştirme yoluna baş vuracaktır. Çünkü işin cehalet-bilgelik kısmından farklı olarak kişilik kısmı da var. Orası daha karmaşık olmakla birlikte bu öğrenmeye hevesli kişilikler eğer kendi görüşleri ile çelişen bir bilgi şoku geçirmezler veya kendilerini yönlendiren birileri olmazsa eksiklerini fark edemeyebilirler.