Sabit En Son İzlediğiniz Animeler ya da Okuduğunuz Mangalar ?

    • ??
    • manga
    • anime!

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Bi manga arşivinden rastgele 3 manga seçip onları okudum.

      1- Aoi Kiseki

      10-11 bölümlük kısa bir seriydi zaten. Çizimler garipti, hikaye de wattpad hikayeleri gibiydi. Denk gelirseniz okumanıza gerek yok. 3.9/10

      2- Bitter Virgin

      Bu da wattpad tarzı bir hikaye ama konusu biraz daha iyiydi.
      Bir kız üvey babası tarafından 2 kere tacize uğruyor. Bir kere kürtaj oluyor bir kere de doğuruyor. Bu arada bu kız ortaokul veya lise öğrencisiydi. Sonra evinden ayrılıyor ve başka yerde okumaya devam ediyor. İşte birtakım olaylardan sonra bunun daha önce tacize uğradığı ortaya çıkıyor ve bu kızla ilişki kurulur mu diye bi ortam oluşuyor. Konusu diğer ikisine göre biraz ağırdı. Bunu okuyabilirsiniz boş vaktinizde. 4.9/10

      3- Cat Street

      Aralarında en beğendiğim. İlk başlarda daha psikolojikken son yarısında fox tv yaz dizilerine dönüyor. Shojo tarzı mangalar da hep wattpad hikayelerine benziyor. Sadece -18 halleri.
      Bunu okumanızı öneririm. Konusu: Aile zoruyla oyuncu olan bir kız oyunculuğu bırakıyor. Ancak oyuncu olduğu sürede de sosyalleşemediği için insanalarla pek iletişim kuramıyor. Bir gün kendisi gibi insanların olduğu bir serbest okul buluyor. Burada da yavaş yavaş gelişiyor işte.
      Fox tv dizileri halini almadan 7/10 veririm. Ama genel ortalama 5/10.


    • Kaguya-sama'nın 2.sezonunu izledim. Henüz finallemediği için üçüncü sezona geçmedim ancak ikinci sezon ilkinin bile üzerindeydi. Gülmekten anırtan kısımlarının olmasının yanı sıra duygusal, ağır dram kısımları da vardı ve bunu bir komedi animesi için aşırı iyi şekilde işlemişti. Romance kısımları hoştu her zamanki gibi.

      İşigami flashbacklerinde neredeyse ağlayacaktım, o kadar gerildim ve etkilendim. Psikoloji taginin de bir noktada hakkını vermişler. Şirogane reisin babasının da seriye girmesiyle yeni memeler de doğmuş oldu böylece, adam çok matrak.

      İşigami reisin yanı sıra başkanın adamlığı ve ince zekası da konuşulmaya değer. Çok iyi bir ana karakter kadrosu var kesinlikle bu serinin. Kimileri toksik buluyor Kaguya ve Şirogane arasındaki ilişkiyi ve belli noktada öyle, ancak çok eğlenceli kesinlikle.

      Kaguya-sama popülerleştiği için mutlu olduğum ender serilerden biri. çünkü kitlesi epey tatlış geliyor bana daha hiç toksik bir fanına rastlamadım.

      Puan vermeyi sevmediğim ve beceremediğimden puan vermeyeceğim, ancak çook beğendiğimi söyleyeyim. Hayran kaldım. A-1 stüdyosu da bir alkışı hak ediyor, çok iyi üstesinden gelmişler bu serinin.
    • Rakatas yazdı:

      2- Bitter Virgin


      Bu da wattpad tarzı bir hikaye ama konusu biraz daha iyiydi.
      Bir kız üvey babası tarafından 2 kere tacize uğruyor. Bir kere kürtaj oluyor bir kere de doğuruyor. Bu arada bu kız ortaokul veya lise öğrencisiydi. Sonra evinden ayrılıyor ve başka yerde okumaya devam ediyor. İşte birtakım olaylardan sonra bunun daha önce tacize uğradığı ortaya çıkıyor ve bu kızla ilişki kurulur mu diye bi ortam oluşuyor. Konusu diğer ikisine göre biraz ağırdı. Bunu okuyabilirsiniz boş vaktinizde. 4.9/10
      Bitter Virgin baya sevdiğim ve yıllar önce okumuş olsam da aklımda kalmış bir manga. "Wattpad tarzı hikaye"den kastını bilemiyorum ama işlediği konu ağır ve karanlık bir konu. Dediğin gibi babası tarafından tecavüze uğrayıp çocuk doğuran ve çocuğunu evlatlık vermek zorunda kalan bir genç kızı konu alıyor. Normalde işlemesi zor, tatsız gözükmesi kolay bir konu olsa da yazar hakkını veriyor. Olgun ve ciddi bir şekilde işlenmiş, iyi karakter yazarlığına ve diyaloglara sahip, karanlık olsa da güzel olan bir hikaye yaratıyor. Ana karakterlerin duyguları , düşünceleri ve gelişimlerini çok güzel bir şekilde yansıtıyor.

      Karanlık, hayatın içinden, narin ve olgun; bu tarz hikayeler benim için Battle Shounen serilerden ters bir uçta yer alıyor. Böyle bir hikaye arayışı olanlar için kesinlikle önereceğim bir manga.


    • JoJo Part 4'ü izledim. Evet, ara verdiğim JoJo macerama JoJo Part 4 ile devam ettim ve şu anda da Part 5'i izliyorum. Öncelikle Josuke en sevdiğim JoJo oldu diyebilirim. Ve kurduğu ekip de çok iyiydi, tabii ki ekipte bazı mantık hataları ve falsolar olsa da son halini benimsedim ve çoğu için endişelendim. Villain'ı ise epey dominant idi Kira bir Dio-sama değildi ama epey iyiydi.

      En hoşuma giden şey sitcomumsu tarzıydı. Komik, dramatik, tatlı... ve tabii ki tüm JoJo partlarında olan meme havası. Seri çok meme. Stand muhabbetini başlarda çok sevmemiştim ancak bu part ile aştım. Hamon'dan daha iyi oldu bile diyebilirim.

      Dövüşler yine çok taktikseldi ve seyir zevki yüksekti. Animasyonlar ve müzikler de iyi olunca tadından yenmedi vallahi. Part 7 harici diğer JoJo partlarını animeden takip etmeyi düşünüyorum yani animenin ekstra getirileri çok fazla. Bir de mangasının çizim tarzını sevmiyorum karakterler üzerinde.

      Ve son olarak üç kuşak JoJo'dan övgü alan, Jotaro'yu kendine hayran bırakan Koiçi reise selamlar. Jotaro'ya gelirsek part 3'e göre çok daha olgun ve karizmaydı. Bu part ile sevdim kendisini. Yetişkinliği harika olmuş.

      Puan vermeyi sevmiyorum ancak memnun ayrıldım.
    • Sailor Moon Super S



      Geçen sene Sailor Moon'un ilk üç sezonunu birlikte izlemiştim. Biraz başka şeylere bakayım dedikten sonra geri dönmeye üşendim. Geçenlerde Utena'yı izleyip çok etkilendikten sonra Sailor Moon'a devam etme isteği oluştu.

      İnternette okuduğum kadarıyla insanların ya birinci yada ikinci en az favori sezonu. İzledikten sonra benim görüşüm de onlarla aynı. Daha Stars'ı izlemedim ama izlediğim dört sezon (SM, SMR, SMS, SMSS) arasında kesinlikle en az sevdiğim sezon.

      İlk sezon anladığım kadarıyla bu sezon ile birlikte en fazla filler bölüme sahip olan sezon ama bu sezonun aksine ilk sezondaki fillerlar, sezonu zevkli ve iyi kılıyor. Bir çok filler bölüm yeni gördüğümüz karakterlere ve onların yeni tanıştığı Sailor Senshi'ler ile ilişkisine odaklanıyor. O yüzden şova ekstra bir şeyler katıyor. Sailor Moon Super S'deki filler bölümlerin ise öyle bir katkısı yok.

      Üçüncü sezondaki gibi Outer Senshi 'ler olmamasına rağmen Sailor Moon ve Sailor Chibi Moon dışında geriye kalan tüm senshiler çok arka planda kalıyor. Hem slice-of life kısımlarında üzerlerinde çok az duruluyor, hem de hikaye kısmında çok faydasızlar. Bunun nedeni ise sezonun odağının Chibi-Usa, yani bir çok kişinin en az favori karakteri, olması. Chibi-usa çocuk ve genel olarak sinir bozucu olduğundan bölümler de sinir bozucu ve çocuksu bir hal alıyor. Bir diğer yandan ise, hikaye kısmı mangaya göre sulandırılmış. Elle tutulabilir çok az bir şey var ve geçen sezonlardaki hikayelere göre çok daha zayıf.
    • JoJo Part 5: Golden Wind



      Evet, Elmas Kırılmaz yani part 4'den sonra hızlıca animeye uyarlanmış diğer partları da izledim.

      Altın Rüzgarı... Seride seyir zevki en yüksek karakterlerden biri olan Dio'nun oğlunun başrolde olduğu bir seri. Aslında Dio ve Jonathan'ın ortak oğulları diyebiliriz, biyolojik oarak Jonathan'ın oğlu ancak çocuğu yapan Dio.

      Öncelikle part 5'in ana kadrosu çok iyiydi, hele hele part 6'ya kıyasla bulunmaz bir nimet. Mista JoJo evreninde en sevdiğim karakterlerden biri oldu, hele Sex Pistols sanırım en sevdiğim stand. Çok tatlı o bıcırıklar. Hele number 5. :D Yazık ya kıyamam.

      Giorno'ya gelirsek, Dio'nun kıvrak zekasını, Jonathan'ın temiz ahlakını almış. Efendi, iyi huylu, tertemiz bir genç ancak pis işlere de bulaşmış tabii yaşadığı yer epey sakat bir yer çünkü. Şıllık anasından ise hiçbir şey almamış Allah'tan.

      Part 5'in ana kötüsüne gelirsek, bence kötü değildi, ancak diğer partlara göre zayıftı diyebilirim. Kira'yı daha çok beğenmiştim.

      Dövüşler her zamanki gibi zeka kokuyordu ve çok özgündü.

      Puan vermeyi sevmem ancak çokça memnun ayrıldım.



      JoJo Part 6: Stone Ocean



      Gelelim part 6'ya... Ya abi, şu seriyi Netflix yayın haklarını aldıktan sonra izlediği politika mahvetti bence. Ne güzel 24'lük sezonlardan iki sezon ya da 39 bölüm tertemiz verip bitiriyorlar... ONA'ya geçtikten sonra 12 bölüm yapmışlar, iş emek aynı, stüdyo aynı ama ağzıma mı izledim burnuma mı izledim bir şey anlamadım. Zaten ana kadro çok zayıf, üstüne bu da tuzu biberi oldu....

      Gerçekten tüm partlar içinde part 1 ile beraber en zayıf ana kadro bu partta. Mr. Hava Durumu ve Jolyne dışında umursanacak bir karakter yok. Emperio işte biraz da. Ana üçlüdeki iki kadın çok zayıf. Hapishane temasını da normalde severim ancak JoJo'ya gitmiyor ya.

      Part 6'nın güzel kısmı ise Dio-sama ile ilgili olması. Gözükecek mi merakla bekliyorum.

      Şu anlık bir şey demeyeyim ve diğer sezonları bekleyeyim...
    • meister of the zero yazdı:

      Uncle Paulie yazdı:

      Part 6'nın güzel kısmı ise Dio-sama ile ilgili olması.
      Part 6 ya yükselmiştim yazık oldu, Part 7 de Dio yoktur umarım.
      Part 7'de evren sınıflanıyor, Steel Ball Run evreninde geçiyor Part 7 ve 8. Dolayısıyla orijinal serideki karakterler yok.

      Ayrıca sen daha part 4 ve 5'i izlemedin yorum yapmaya hakkın yok. :D

      Bu arada part 6'da Dio'nun gözükeceği kesin değil, sadece bir ihtimal. Hikayenin bir kısmı onunla ilgili.
    • Sailor Moon Sailor Stars



      Sailor Moon Super S için en az hoşuma giden sezon demiştim, Sailor Stars ise sanırım en sevdiğim sezon oldu. Super S'de garip bir şekilde eksik olan Outer Senshi geri dönüş yapıyor ve seri Chibiusa yerine Usagi , yeni tanıtılan karakterler ve onların hikayelerine odaklanıyor.

      Sezon normalden farklı bir şekilde açılıyor. Geçen sezon hakkında çok az şey gördüğümüz ve hikayesi sulandırılmış dediğim düşman geri dönüş yapıyor ve seri, geçen sezonun sonundan da yüksek bir risk durumuna geçiyor. Bu arc, serinin ilk 3'de 1'lik kısmı boyunca heyecana ara vermeksizin sürüyor ve en sonunda geçen sezonda gördüğümüz hikayenin üstüne inşa ediliyor.

      Bu arcdan sonra serinin ikinci arcı başlıyor ve her zamanki slice-of life, haftalık hikayelere geri dönüş yapılıyor. Ancak bu demek değil ki geçen sezon gibi sürekli aynı karakter hakkında tamamen aynı yapıda bölümler izliyoruz. Bu sezonlar boyunca yeni tanıtılan iyi karakterleri, onların serinin değişmezi karakterler ile etkileşimini ve onlar sayesinde gelişimini görüyoruz; ilgi çekici kötü karakterler ile birlikte yavaş yavaş hikayenin gizeminin çözülüşünü izliyoruz; ayrıca Usagi'nin başından geçen zorluklara ve iç çatışmasına konuk oluyoruz.

      Bu sezon özellikle Usagi'nin yazılışını beğendim, durumlar yüzünden her zamankinden farklı bir Usagi görüyoruz ve onun yeni ve derin ilişkiler kuruşunu izliyoruz. Kızlar liseye geçiyor ve kızların kendisindeki bu olgunlaşma içerdiği konulara ve onları ele alış biçimine de yansıyor.

      Böylece geçen sene başlamış olduğum Sailor Moon serüvenimi de bitirdim. Seri yüksek bir noktada, beni memnun bırakarak bitiyor.
    • Hasanım vefat edince salmıştım tüm kurgusal eserleri ancak son günlerde ufaktan dönüş yaptım.

      Sen to Chihiro no Kamikakushi


      Evet... Meşhur filmi sonunda izleme fırsatı bulabildim, aradan çıksın istedim. Öncelikle belirteyim, film 21 yıl öncesine ait olmasına rağmen animasyon konusunda bir şaheser, tabii ben çok kaliteli bir torrentten deneyimledim.

      Zayıf bulduğum yönleri vardı ancak macera hissini, yer yer tatlı bir gerilim hissini en iyi veren Stüdyo Ghibli filmi diyebilirim. Chihiro yani ana karakter apla çok tatlı, bulunduğu absürt ortama karşı tepkileri mest ediyor insanı. Ancak filmin başları gerçekten çok yavaş, ben ağır yapımlardan keyif alan biriyim ancak bana bile biraz ekstra yavaş geldi. Tabii bu durumun da kendince artıları yok değil.

      Tüm Miyazaki filmlerindeki tatlışlık burada da fazlasıyla var, hatta ekstra var. Tabii bu doğal, kasıntı bir hali yok.

      Yer yer karakterlerin(Chihiro'nun ebeveynlerininin) absürt gelen tepkileri vardı diğer filmlerden farklı olarak ancak onu da anlayabiliyordum, çok rahatsız etmedi.

      Animasyon, müzik, nefes kesici manzaralar, seslendirmeler her anlamıyla kusursuz, yani 21 sene öncesinin işi demezsiniz.

      Özet geçmek gerekirse, Ruhların Kaçışı anlatıldığı kadar iyi bir yapım, Oscar ödülünü boşa almamış, Miyazaki abimizden boş çıkmıyor. Puan vermeyi sevmiyorum ancak memnun ayrıldım diyebilirim.

      Kaguya-sama 3.sezon -Ultra Romantic-




      Evet, üçüncü sezonu da aradan çıkardım. Biraz doluyum aslında bu sezon ilgili çünkü MyAnimelist'de en beğenilen anime olmasına karşın ben diğer sezonlardan yer yer zayıf buldum. Tabii ki yine çok iyi bir sezondu, dolu doluydu ancak sezon 1 ve 2'nin arkasına koyardım.

      Başkan Şirogane'yi daha yakından tanıma fırsatımız oluyor ve ne kadar adam gibi adam olduğuna tekrar şahitlik ediyoruz. Aslında bu sezon biraz kırılma anlarıyla dolu, gerek İşigami gerek Şinomiya ve başkan kendisini aşıyor. Iino ise her zamanki gibi çok tatlış, çok ön plana çıkmasa da yer yer yarıyor. İşigami ile didişmeleri hala tatlı.

      Bu sezon ek olarak İşigami reisin yavuklusu Tsubame sempai de akıyor. Çok güzel bir çift olmalarını umuyorum, tabii o olay biraz yanlış anlaşılmaya kurban gitti ertelendi ama.

      Yer yer karakterlerin tepkilerini anlamsız ve eğreti buldum bu sezonda, ancak bu biraz benden kaynaklı. Maki karakterini çok sevsem de aşk üçgeni olayını hiç sevmedim misal. Ha çok yardığı sahneler doğdu bu hikayeden ancak... eh.

      Bu sezonu da diğer iki sezon kadar olmasa da çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim.


      Hajime no Ippo 3. Sezon - Rising-



      Aslında serinin ilk 2 sezonunu çok önce izlemiştim ancak o sıra 100 ölüm arka arkaya tüketince biraz yorulup diğer şeylere geçmiştim. Döndüğümde ise ilk 2 sezondaki kadar keyif alabildim, yer yer çok daha fazla keyif aldım.

      Evet.. İppo'yu çok anlatmama gerek yok aslında her konuda kendini kanıtlamış bir eser, komedisi, dramı, aksiyonu her şeyi en iyi şekilde yapan bir seri. Slam Dunk ayarı görüyorum. Bu sezon da beni hiç yanıltmadı.

      Bu sezon bir Bryan Hawk vs Takamura seviye dövüş yoktu belki, ama ona yakın Sawamura dövüşü vardı. Sawamura çok beğendiğim bir villain oldu, hani bu adam boksa bulaşmasa yamyam da olurmuş, katil de olurmuş. Çok etkilendim. OST'si de ayrı iyiydi.

      Takamura'ya boks dışında ayrı bir parantez açmak istiyorum, bu herif her hangi bir eserde gördüğüm tüm karakterlerden daha komik ya. Tam bir şerefsiz ama aşırı komik, yarıyor her sahnesiyle. Kendisinden "ore-sama" diye bahseden bir mal. Allah iyiliğini versin.

      David Eagle ise Hawk'dan çok daha iyi bir karakter, ama Takamura ile dövüşlerini kıyaslarsak Hawk dövüşü daha iyiydi bence. Yine de Eagle abimiz yakıyor.

      Sezonun en sevdiğim iki yanından birisi Volg reisin return'ü oldu, çok özlemiştik ya. Abim benim gider ayak kıyağını yaptı öyle gitti. Çok başka bir adam çok.

      Ve Nekota-san Kamogawa flashbacklerine değinmek istiyorum. Çok çok etkileyiciydi, hani milliyetçilik kokuyordu belki ancak savaş sonrası dönemi çok iyi yansıtmıştı ve şaka karakteri gibi gözüken Nekota-san'ın aslında nasıl bir reis olduğunu gözlemliyoruz...

      Ve Aoki ve Kimura'ya yapılan ayıptır ya. Heriflere Endonezya Filipin şampiyonlarıyla dövüşeceksiniz diyorlar karşılarına şaklaban çıkıyor. Kimura Maşiba'ya kök söktürmüş bir yiğittir.